Son günlerde yatırım fonlarında yaşanan gelişmeler, binlerce yatırımcıyı daha önce pek karşılaşmadıkları bir soruyla karşı karşıya bıraktı: “Fonumu satmak için talimat verdim ama paramı alamadım. Şimdi ne olacak?”

Tera Portföy başta olmak üzere bazı portföy yönetim şirketlerinin fonlarında yaşanan gelişmelerin ardından Sermaye Piyasası Kurulu tarafından çok sayıda fon tasfiye sürecine alındı. Ancak yatırımcı açısından asıl mesele yalnızca tasfiye değil. Satış emrinin ne zaman verildiği, TEFAS’a ne zaman ulaştığı, gerçekleşip gerçekleşmediği ve varsa hangi aşamada reddedildiği veya iptal edildiği hukuki sonucu değiştirebilir.

Öncelikle birikimlerine erişemeyen, satış talimatının akıbetini öğrenmeye çalışan ve günlerdir belirsizlik içinde bekleyen tüm yatırımcılara geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Sermaye piyasalarında yatırımın doğası gereği zarar ihtimali bulunması başka; yatırımcının verdiği talimatın akıbetini ve parasına ne zaman ulaşacağını bilememesi başka bir meseledir.

Peki hukuken herkes aynı durumda mı? Hayır.

16 Eylül’de KAP’ta yayımlanan ilk açıklamada bazı fonların yeni katılma payı iade esaslarının aynı gün saat 13.31’den itibaren iletilecek talimatlara uygulanacağı belirtildi. Ertesi sabah yayımlanan düzeltme açıklamasıyla başlangıç zamanı 17 Eylül saat 13.30 olarak değiştirildi. Sosyal medya ve yatırımcı platformlarında ise 17 Eylül sabah saatlerinde verilen bazı satış talimatlarının daha sonra reddedildiği veya iptal edildiği yönünde yatırımcı anlatımları bulunuyor.

Bu anlatımların her biri ayrıca ispatlanmalı. Ancak ortaya çıkan soru önemli: Yatırımcı satış talimatını zamanında vermişse, emrin TEFAS’a geç ulaşmasının veya hiç ulaşmamasının sonucu kime yüklenmelidir?

Örneğin yatırımcı saat 09.00’da satış talimatı vermiş, ancak emir TEFAS’a 13.30’dan sonra iletilmişse aradaki gecikmenin neden kaynaklandığının belirlenmesi gerekir. Yatırımcının kendisinden kaynaklanmayan bir gecikmenin sonuçlarının doğrudan yatırımcıya yüklenip yüklenemeyeceği ayrıca değerlendirilmelidir.

Bu ayrım önemli. Çünkü SPK’nın tasfiye esaslarına göre TEFAS üzerinden satış emri verilmiş ancak iade talimatı gerçekleştirilememişse, buna karşılık gelen tutarın fon hesabına borç kaydedilmesi ve tasfiye sırasında nakit elde edildikçe bu borçların öncelikli olarak ödenmesi öngörülüyor.

Dolayısıyla “bankaya satış emri verdim” ile “emrim TEFAS’a ulaştı” aynı şey olmayabilir.

Satış işlemi gerçekleşmiş ancak vadesinde ödeme alamamış yatırımcının durumu farklıdır. Nitekim Tera Portföy Hisse Senedi Fonu (THF) bakımından 16 Eylül 2026 tarihinde katılma payı iade ödemelerinde temerrüt oluştuğu KAP’a bildirildi. Satış emri TEFAS’a ulaşmış ancak gerçekleştirilememiş yatırımcı açısından SPK’nın öncelikli ödeme düzenlemesi gündeme gelir. Talimatını bankasına veya aracı kurumuna zamanında verdiği hâlde emri TEFAS’a ulaşmayan, geç ulaşan, reddedilen veya iptal edilen yatırımcı açısından ise talimatı alan kuruluşun yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirip getirmediğinin ayrıca incelenmesi gerekebilir.

Bu nedenle bugün yapılması gereken ilk şey dava açmak değil, delili korumaktır.

Satış talimatının tarih ve saatini gösteren ekran görüntüleri, emir numarası, işlem geçmişi, iptal veya ret kayıtları ile banka ve aracı kurum yazışmaları saklanmalı. İlgili kuruluştan emrin oluşturulma, TEFAS’a iletilme, kabul, ret ve varsa iptal zamanlarını gösteren ayrıntılı işlem kayıtları da yazılı olarak istenmeli.

Çünkü ileride “Ben o sabah satış emri vermiştim” demekten daha önemli bir delil olacaktır: Emrin sistemde bıraktığı elektronik iz.

Peki tasfiye kararı paranın kaybedildiği anlamına mı geliyor?

Hayır. Fon varlıklarının nakde dönüştürülerek belirlenen esaslar çerçevesinde ödeme yapılması öngörülüyor. Tera Portföy fonlarının tasfiye işlemlerini Türkiye İş Bankası, kapsamdaki diğer altı portföy yönetim şirketinin fonlarının işlemlerini ise Ziraat Bankası yürütecek.

SPK ayrıca tasfiye usul ve esaslarının A/8 maddesinde başlangıçta üç ay olarak belirlenen süreyi altı aya çıkardı. Bu, tasfiyenin mutlaka altı ay süreceği anlamına gelmiyor; süreç koşullara göre daha erken tamamlanabilir.

Sonrasında ise başka bir soru gündeme gelebilir: Yatırımcının uğradığı zarardan kim sorumlu olacak?

Yatırım zararı ile satış talimatının gereği gibi yerine getirilmemesinden kaynaklanan zarar aynı şey değildir. Bir fonun değer kaybetmesi tek başına tazminat hakkı doğurmaz. Ancak geçerli bir satış talimatının gereği gibi yerine getirilmemesi nedeniyle yatırımcı daha düşük bir bedelle karşı karşıya kalmışsa, talimat zamanında yerine getirilseydi elde edeceği tutar ile fiilen elde ettiği tutar arasındaki farkın zarar olarak ileri sürülmesi gündeme gelebilir. Bunun mümkün olup olmadığı ise işlem kayıtları, ilgili kuruluşun yükümlülükleri, zarar ve nedensellik bağı çerçevesinde somut olaya göre değerlendirilmelidir.

Bugün yatırımcının sorması gereken soru bu nedenle yalnızca “Param ne zaman gelecek?” değildir.

Satış emrimi ne zaman verdim, TEFAS’a ne zaman ulaştı ve neden gerçekleşmedi?

Çünkü aynı fonda parasını bekleyen iki yatırımcı dahi hukuken aynı durumda olmayabilir.

Fon tasfiyesi toplu olabilir; fakat yatırımcının hakkı, kendi işleminin bıraktığı izden başlar.