1. YAZARLAR

  2. Erol Çember

  3. Özel İletişim Vergisinde Şimdi Ne Olacak?
Erol Çember

Erol Çember

Yeminli Mali Müşavir/Partner
Yazarın Tüm Yazıları >

Özel İletişim Vergisinde Şimdi Ne Olacak?

A+A-

Özel iletişim vergisinde kafalar karıştı. Nasıl karışmasın ki? Vergi idaresi ile yargı, özel iletişim vergisinin gider yazılıp yazılmayacağı konusunda farklı görüşlere sahip. Aslında vergi idaresi ile yargının ihtilafa düştüğü birçok konu var. Ancak bunu diğerlerinden ayıran husus, vergi idaresinin sonradan görüş değiştirmesinden kaynaklanıyor.

İsterseniz biraz eskilere gidelim. Özel iletişim vergisi, 1999 yılında yaşadığımız Marmara depremi sonrasında 4481 sayılı Kanun ile 31.12.2000 yılı sonuna kadar uygulanmak üzere getirilen, ama önce 2002 yılı, sonra da 2003 yılı sonuna kadar uzatılan, daha sonra da 2004 yılında yürürlüğe giren 5035 sayılı Kanun ile Gider Vergileri Kanunu içinde kalıcı hale getirilen ve 5228 sayılı Kanunla da kapsamı genişletilen bir vergidir.

Özel iletişim vergisi ilk olarak uygulanmaya başlandığında, her nevi cep telefonu işletmecileri tarafından verilen (ön ödemeli kart satışları dahil) tesis, devir, nakil ve haberleşme hizmetleri üzerinden alınmaktayken zaman içerisinde kapsamı genişletilmiştir.

Bugün itibariyle verginin konusuna;

• Her nevi mobil elektronik haberleşme işletmeciliği kapsamındaki (ön ödemeli hatlara yüklemeler için yapılan satışlar dâhil) tesis, devir, nakil ve haberleşme hizmetleri,

• Radyo ve televizyon yayınlarının uydu platformu ve kablo ortamından iletilmesine ilişkin hizmetleri,

• Kablolu, kablosuz ve mobil internet servis sağlayıcılığı hizmeti,

• Diğer elektronik haberleşme hizmetleri girmektedir. 

İlk başlarda %25 olan verginin oranı da son olarak 2021 yılının başında yapılan değişiklik ile %10’a inmiş durumdadır. 

Verginin Matrahı, 

Katma değer vergisi matrahını oluşturan unsurlardan oluşmaktadır. Bu özeliği ile özel iletişim vergisi, hizmeti sunanın mükellef olduğu ve tüketiciye yansıtıldığı bir dolaylı vergidir.

Aslında özel iletişim vergisi ilk uygulanmaya başladığında, gelir ve kurumlar vergisi uygulamasında gider olarak kabul edilmemesiyle ilgili herhangi bir yasal düzenleme bulunmamaktaydı.  Ancak 2004 yılında yürürlüğe giren ve özel iletişim vergisini kalıcı hale getiren 5035 sayılı Kanun’da yer alan ve hala yürürlükte bulunan;

 “Bu vergi, katma değer vergisi matrahına dahil edilmez, gelir ve kurumlar vergisi uygulamasında gider olarak kabul edilmez ve hiçbir vergiden mahsup edilmez” 

ifadesi mükellefler ile Vergi İdare arasında ihtilafa konusu olmuş ve konu yargıya taşınmıştır.

Verginin Mükellefi,

Özel iletişim vergisinin mükellefi Telekomünikasyon Kurumuyla görev veya imtiyaz sözleşmesi imzalamak veya bu Kurumdan ruhsat veya genel izin almak suretiyle telekomünikasyon altyapısı kurup işleten veya telekomünikasyon hizmeti sunan işletmecilerdir. Kanun koyucu, aynen katma değer vergisi uygulamasında olduğu gibi, özel iletişim vergisi uygulamasında da verginin ödeyicisi ile verginin mükellefini farklı kişiler olarak tanımlamıştır.

Verginin mükellefi telekomünikasyon hizmetini sunanlardır ancak vergi onların mal varlığından ödenmemektedir. Vergi söz konusu hizmetten yararlananlar tarafından hizmeti sunanlara ödenmekte, hizmeti sunanlar da verginin mükellefi olarak vergiyi Hazineye aktarmaktadırlar.

Verginin Kurum Kazancının Tespitindeki Durumu,

Gider Vergileri Kanunu’nun 39 uncu maddesin de özel iletişim vergisinin, katma değer vergisi matrahına dahil edilmeyeceği, gelir ve kurumlar vergisi uygulamasında gider kaydedilmeyeceği ve hiçbir vergiden mahsup edilmeyeceği hüküm altına alınmıştır.

İdarenin Konuyu Değerlendirmesi,

Özel iletişim vergisinin, bu verginin mükellefi olmayanlarca gider olarak dikkate alınıp alınamayacağı konusunda Vergi İdaresinin, 2005 yılı öncesi verdiği farklı özelgelerde gider yazılabileceği yönünde görüş bildirmesine rağmen 14/10/2005 tarihinde yayınlanan 19 No’lu Kurumlar Vergisi Kanunu Sirküleri ile görüş değişikliğine gitmiş ve özel iletişim vergisinin, bu verginin mükellefi olmayanlarca da gider olarak dikkate alınamayacağını belirtmiştir.

Vergi İdaresi 19 No.lu KVK Sirküleri öncesinde verdiği özelgelerde; 

Gider Vergileri Kanunu 39’uncu maddesinde yer alan, “özel iletişim vergisinin gelir ve kurumlar vergisi uygulamasında gider kaydedilmez ve hiçbir vergiden mahsup edilmez” ifadesinin özel iletişim vergisinin mükelleflerine yönelik olduğunu, özel iletişim vergisi mükellefleri tarafından verilen telekomünikasyon hizmeti nedeniyle düzenlenen faturalarda yer alan hizmet bedeli üzerinden hesaplanan özel iletişim vergisinin hizmeti alan gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri tarafından vergi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir.

Görüş değişikliğine gidilen 19 No’lu KVK Sirkülerinde ise, Kanun maddesine atıf yapılarak bu verginin mükellefi olmayanlar tarafından da giderleştirilemeyeceği açıklanmıştır. Bu sirküler sonrasında verilen özelgelerde  de aynı görüş benimsenmiştir.

Görüldüğü üzere Vergi İdaresi, önceleri özel iletişim vergisinin sadece bu verginin mükelleflerince gider olarak dikkate alınmayacağı görüşündeyken sonradan bu görüşünden vaz geçerek bütün mükellefleri kısıtlama kapsamına almıştır. 

Yargının Konuya Bakışı,

19 No.lu KVK Sirküleri sonrası, yargı da önceleri Vergi İdaresinin görüşünü destekler nitelikte kararlar verirken, Danıştay 3. Dairesinin 22/10/2020 tarih ve K:2020/4086 sayılı güncel kararıyla önceki kararların aksi yönünde bir karar vererek; 

“Özel iletişim vergisi mükellefleri tarafından verilen telekomünikasyon hizmeti nedeniyle düzenlenen faturalarda yer alan hizmet bedeli üzerinden hesaplanan özel iletişim vergisinin kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir.”

Yukarıda da görüleceği üzere verginin asıl mükellefi olan “Telekomünikasyon Kurumu'ndan ruhsat veya genel izin almak suretiyle telekomünikasyon altyapısı kurup işleten veya telekomünikasyon hizmeti sunan işletmeciler” olduğundan, Gider Vergileri Kanununda yer alan, özel iletişim vergisinin gelir ve kurumlar vergisi açısından gider olarak dikkate alınamayacağına dair hüküm de sadece bu mükellefler için geçerli olması gerekmektedir.

İdarenin, Danıştayın verdiği son karar doğrultusunda, eski görüşüne dönmesiyle ileride doğabilecek vergi ihtilaflarını ortadan kaldırabileceğini düşünüyorum. 

Tüm okuyucularıma sağlıklı günler dilerim.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.