ACABA BUNLAR NORMAL DE,

BİZ Mİ ANORMALLEŞMEYE BAŞLADIK

Türkiye'de gündem o kadar yoğun ki, resmen başımız dönüyor. Suriye'deki iç savaşın artık ülkemiz için endişe verecek noktaya ulaşacak tedirginliği, Siyasetin kafa karıştıran görüntüsü ve spordaki kalitesizliğin tepe noktaya kadar sızması bir yana, Beytüşşebab'taki gencecik evlatlarımızın acımasızca şehit edilmesinin acısını daha unutamamışken, son olarak, Afyon'da sorumsuzluk neticesi 25 şehit daha verişimiz insanı ister istemez isyan ettirecek noktaya taşıyor..

Bu kadar acı ve kedere, birde devletin en yetkili makamlarındaki insanların toplumun hassasiyetlerinden uzak tutumu eklenince, ortaya garip ve tuhaf bir ülke görüntüsü çıkıveriyor.. Adeta Koyun can, Kasap et derdinde misali, 25 şehit için Afyon'a giden genel kurmay başkanı ile o ilin valisinin hediye alışverişinde bulunması, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yönetenleri tarafından, garip ve anlaşılmaz bir ahlaki yapıya götürüldüğünün belgesini oluşturuyor sanki..

Ve asıl vahim olanı ise, bunların bazı çevrelerce normal karşılanmaya başlaması.. Hatta Afyon Valisinin o insanı çileden çıkartan ve "yok artık" dedirten konuşmaları.. Hatta ve hatta Genel Kurmay Başkanının savunma adına yaptığı o "nezaketsizlik olmasın diye reaksiyon göstermedin"şeklindeki konuşması..

Gerçekten acaba bunlar normal de, onlar gibi düşünmeyen bizler mi anormaliz, kafamız iyice karışmış durumda..

EMNİYET MÜDÜRÜNE TAYİNDE NİYE SAHİP ÇIKILAMADI

Türkiye'de siyasetin hükmettiği her alanda yaşanan tuhaflıkları birisi de şehrimizde oldu.. Bir ilin emniyet müdürü için, eğer o ilin Bakanı, Milletvekillerinin biri hariç hepsi, ilin Valisi, Belediye Başkanları hatta iktidar partisinin il başkanı tarafından övgü dolu sözler söyleniyor, hatta bunu medyada deklere edecek kadar açık konuşuyor iken, o müdür görevinden alınıyor ve merkeze çekiliyorsa, kent adına bunun sorgulanması gerektiğini düşünüyorum..

Bu görüntü Gaziantep'in dışarıya vermiş olduğu mesajla ters orantılıdır.. Bir kentin tüm lokomotifleri eğer bir emniyet müdürü için birleşmiş, ama O'nun görevde kalmasını sağlayamamış ise, yarın aynı durum Vali içinde, önemli bürokratlar içinde geçerli olacak demektir..

Görev süresince makamına ve kendisine saygı duyduğum Süleyman Oğuz hakkında övgülerimden çok eleştirim olmuştur. Bunların başında teşkilatını yeterince kontrol altında tutamadığı yolundaki eleştirilerim gelmekteydi.. AK Parti Milletvekili Şamil Tayyar'a bazı konularda hak verdiğimi yazmış, Sayın Oğuz'un özellikle telefon dinlemelerindeki iddialar ve gelişen bazı olayların gerçek yönünü araştırıp üzerine gideceğine, karşı hamleyi tercih etmesinin sakıncalarını dile getirmiştim..

VALİ'LER VE EMNİYET MÜDÜRLERİNİN EN BÜYÜK EKSİKLERİ

Maalesef emniyet müdürleri, hatta valiler bu konuda çevresindekilerin etkisinde kalıyorlar. Yardımcılarının ve irtibat halinde oldukları kişilerin söylemlerini doğru kabul edip o şekilde yol haritası çiziyorlar.. Ben Muammer Güler başta olmak üzere, Lütfullah Bilgin'in, Süleyman Kamçı'nın, Hüseyin Çapkın dahil Ali Yılmaz'ın bunun tam tersini yaparak, sadece çevrelerinin değil, ayrı düşüncede olanlarla temasa geçip birçok konularda görüş alışverişi yaptıklarını ve başarılı olduklarını gördüm.. Bu Vali ve Müdürlerin, aynı zamanda ulusal ve yerel medyayı sıkı takip ederek, olup biten ne varsa anında harekete geçtiklerini biliyorum.. Yanlış varsa gazetecileri hasım gibi görüp hedef alma yerine haberi düzelttiklerini, doğru ve uyarı niteliğindeki haberleri ise ciddiye alarak kamuoyuna mesaj verdiklerine şahit olmuşumdur..

Bu nedenledir ki, gerek Vilayet, gerek emniyet, hatta gerekse belediye başkanlarının, etraflarında kendilerini doğru bilgilendirecek, her şeyi cesaretle söyleyip yol göstererek kişiler bulundurması yararlarına olacaktır..

ŞAMİL TAYYAR OLAYI VE MÜDÜRÜN ALINMASI GERÇEĞİ

Şu bir gerçek ki, daha öncede de yazdığım gibi Gaziantep'te yetkili yetkisiz herkes, Şamil Tayyar ile Emniyet arasındaki krizi yumuşatıp çözme teşebbüsünde bulunamamıştır.. Ve ne acı ki, kentin yönetim kademesinin önemli kesimi taraf olmuş, Şamil Tayyar'ın karşısında Emniyet Müdürüne destek olunmuş, Süleyman Oğuz'a sahip çıkılmıştır.. Ve Şamil Tayyar yalnızlaştırılmıştır..

Son bomba olayı ile birlikte Şamil Tayyar'ın ilk kez emniyet müdürünün görevden alınması gerektiği yolundaki açıklaması ise bardağı taşıran son damla olmuş, en yetkili ağızlar "Acaba Tayyar'ın bildiği bir şey mi var" diyeceklerine, "herkes işine baksın"demeyi tercih etmişlerdir..

Peki bu kadar desteğe ve sahip çıkılmaya karşın, Süleyman Oğuz neden merkeze alınmıştır.. Kendisine sahip çıkan bu kentin en üst düzeyindeki insanlar niye dikkate alınmamıştır.. İşte orası kocaman bir soru işaretidir.. Çünkü ilk anda kamuoyunda oluşan kanaat, "Emniyet Müdürünü Şamil Tayyar aldırttı" şeklinde olmuştur.. Ve halen de öyle devam etmektedir.. Oysa durum çok farklıdır.. Emniyet Müdürü telefon dinlemelerinden veya şehre atılan bombalardan değil, Ulu Camii'deki olaydan sonra merkeze çekilmiştir..

Yani, orada kim veya kimler yuhalandı, kimler otobüse zorla binmek zorunda bırakıldı ise, o veya onlar, Gaziantep'ten kimseyi dinlememiş ve Süleyman Oğuz'u merkeze çekmiştir.. Kimbilir belki de sırada Vali vardır..

MÜDÜRÜN SESSİZ TEPKİSİ

Bir şeyi daha bilmenizi isterim bu konuda.. Emniyet Müdürü Süleyman Oğuz'un kararnamede adı açıklandıktan sonra, bu güne kadar hiçbir emniyet müdürünün yapmadığını yaparak, ertesi gün görevine veda etmesi manidardır.. Emniyet müdürlüğü binasında tüm personeli toplayarak veda eden Süleyman Oğuz'un bu hareketi aslında bir mesajdır..Ve o mesaj yukarıda söylediklerimin içindedir..

GAZETECİLERİN PARÇALANMIŞLIĞI

KİMLERİN İŞİNE YARIYOR

Çok fazla ilgilenmiyorum yıllardır..Çünkü Gaziantep'te gazetecilik çok fraklı mecralara götürüldü.. Bu sektörün içinde olmama karşın, hergün mantar gibi çoğalan gazetelerin önüne geçilmeyişi, birisinin ak dediğini doğru bile olsa, kara diyen gazetelerin sidik savaşı hiç hoşuma gitmiyor.. Hoşuma gitmeyen bir şey daha var, o da yerel televizyonların rekabet ortamından uzaklaşması.. Oysa bizim meslekte rekabet şarttır.. Ne yazıkki, bu anlayış yok olmuştur.. Rekabet mesleki yarış çerçevesinde olması gerekirken, düşmanlık noktasına taşınmıştır.. Her gazetenin bir partisi, her gazetenin bir işadamı, sanayicisi, odası, derneği, hatta mafyası olmuştur.. Bu nedenle tamamen parçalara bölünen Gaziantep medyası, kendisini yönetme yerine, başkalarının yönettiği ve yönlendirdiği bir sektör haline dönüşmüştür..

Aldığım duyumlara göre, yakında Gaziantep Gazeteciler Cemiyeti'nin genel kurulu yapılacaktır.. Ve yine edindiğim bilgilere göre, başkanlık için aday olanlar kulis yapmaya başlamıştır.. Ben şuna inanıyorum; Başkanlığa aday olan kişiler önce birbirlerine karşı dürüst davranmalı, bu mesleğin gereğini yerine getirecek niteliklere sahip olmalıdır.. Amaç koltuk gücünü ele geçirmek ise, şimdiden söyleyeyim, o tür kişilere gazete olarak bizim oyumuz olmayacaktır..Gaziantep gazetecileri mesleki dayanışma kadar, ahlaki yönde de örnek teşkil edecek davranışlar sergilemek zorundadır.. Bazı çevrelerce mağdur edilen meslektaşları var ise, onları suçlayıp dedikodu yapmak yerine, gerçeği araştırıp sahiplenmek ve hakkını aramak için elele vermelidir. İşte o zaman Gaziantep'te gazetecilik açısından önemli bir adım atılmış olunacaktır..

Hepinize iyi haftalar