Birçok hukuki problem, tek bir cümleyle başlar:

“Bunu herkes yapıyor.”

Tapuda düşük bedel göstermekten kira ilişkilerini yazıya dökmemeye, sosyal medyada izinsiz paylaşımdan şirket içinde “zaten böyle yürüyor” denilen uygulamalara kadar bu cümle son derece tanıdıktır. Söylendiği anda da genellikle rahatlatıcıdır. Çünkü insan, yalnız olmadığını düşünür. Kalabalığın içinde olmanın verdiği sahte bir güven duygusu vardır.

Sorun da tam bu rahatlıkta gizlidir.

Bu cümleyi kuran kişi, farkında olmadan kendini ele verir. Çünkü gerçekten hukuka uygun bir davranış için savunma cümlesine ihtiyaç duyulmaz. Kimse durup dururken “herkes yapıyor” deme gereği hissetmez. Bu ifade, çoğu zaman içten içe duyulan bir tereddüdün dışa vurumudur. Aslında söylenen şudur: “Bunun yanlış olabileceğini biliyorum ama yalnız değilim.”

İnsanlar bu cümleyi neden sever?

Çünkü sorumluluğu dağıtır. Yanlışı kişisel bir tercih olmaktan çıkarır, kolektif bir alışkanlığa dönüştürür. Böylece vicdan da risk algısı da geçici olarak susturulmuş olur. “Herkes yapıyor” denildiğinde, kişi kendini daha güvende hisseder. Oysa bu güven, hukuki anlamda tamamen yanıltıcıdır.

Bu noktada çoğu kişi şunu düşünür: “Madem bu kadar yaygın, mutlaka bir sakıncası yoktur.”

İşte en tehlikeli düşünce de budur. Hukuka aykırılık, yaygınlıkla ortadan kalkmaz. Aksine, yaygınlık çoğu zaman ihlalin daha geç fark edilmesine yol açar. Fark edilmediği sürece de risk büyümeye devam eder.

Bir uyuşmazlık çıktığında, dosya hâkimin önüne geldiğinde kimse “toplumda yaygın mı?” diye bakmaz. Vatandaşın çevresinde ne konuşulduğu, kimlerin neyi alışkanlık hâline getirdiği dosyanın konusu değildir. Bakılan soru nettir:

Bu kişi ne yaptı ve bu davranış hukuka uygun mu?

İşte o noktada “herkes yapıyordu” cümlesi bir anda anlamını yitirir. Çünkü dosyada artık “herkes” yoktur. Bir kişi vardır, bir işlem vardır ve o işlemin sonuçları vardır. Alışkanlıklar, dosya kapağı kapandığında dışarıda kalır.

Üstelik bu savunma sanıldığı kadar masum da değildir. Aksine, çoğu zaman bilinçli bir tercihi gösterir. “Yanlış olabileceğini biliyordum ama yine de yaptım” demenin daha konforlu bir ifadesidir. Hukuki sorumluluk bakımından da bu yaklaşım genellikle hafifletici değil, açıklayıcıdır.

Bu cümle, en çok kimsenin riskli görmediği, bu yüzden de denetlenmeyeceği sanılan alanlarda karşımıza çıkar.

Yazıya dökülmeyen anlaşmalarda, kayıt altına alınmayan ödemelerde, “bir şey olmaz” denilerek yapılan paylaşımlarda… İlk anda küçük görünürler. Zaten tehlikeleri de buradadır. Çünkü büyük hukuki sorunlar çoğu zaman büyük hatalardan değil, küçük ihlallerin zamanla normalleştirilmesinden doğar.

Bir gün taraflar karşı karşıya geldiğinde, o rahatlatıcı cümle ortadan kaybolur. Geriye sadece yapılan işlem kalır. Onun da bir bedeli vardır. Çoğu zaman bu bedel, başta “bir şey olmaz” denilen davranıştan çok daha ağırdır.

Dikkat edin:

Hukuki risk, çoğu zaman açıkça yanlış olan davranışlarda değil; yanlış olabileceği hâlde normalleştirilenlerde gizlidir. “Herkes yapıyor” denilen yerde hukuk susmaz; sadece bekler, sıraya koyar. Sıra size geldiğinde “herkes” ortadan kaybolur, siz de nur topu gibi davanızla baş başa kalırsınız.