Orta Doğu artık haritalarla değil, kanla çiziliyor. Senaryosu Washington’da yazılan, sahnesi Tahran’da, Bağdat’ta, Gazze’de kurulan bu kirli oyunda aktörler değişmiyor: İran, ABD ve İsrail.

Birbirine düşman gibi görünen ama birbirinin varlığıyla beslenen üç tehlikeli güç…

İran’ın rejimi eleştirilebilir, politikaları tartışılabilir. Ancak hiçbir gerekçe, bir ülkenin toprak bütünlüğüne keyfî müdahaleyi, hele ki Ramazan ayında yapılan saldırıları meşru kılamaz. İran; 400 yıldır savaşmadığımız komşumuzdur, bir İslam ülkesidir ve nüfusunun önemli bir kısmı Türktür. Bu gerçekler yok sayılamaz.

“Barış” söylemiyle ortaya çıkan Donald Trump, her sıkıştığında çözümü yine kan dökmekte arıyor. Bugün İran’da yaşananlar bize Irak işgalini hatırlatıyor:

Özgürlük yalanı, milyonlarca ölü, yıkılmış şehirler ve silinmeyen bir utanç.

İranlı yöneticilerin ve askeri isimlerin hedef alınması, kim olursa olsun bir ülke için trajedidir. Devletlerin suikastlarla dizayn edildiği bir dünyada, yarın hiç kimse güvende değildir.

Bugün barışa en çok ihtiyaç duyulan bir dönemde, Ramazan ayında yaşatılan korku, kan ve gözyaşı tüm insanlık adına utançtır. Bu utancın baş sorumluları ABD ve İsrail’dir; sessiz kalanlar ve fiilen destek verenler de bu suçun ortağıdır.

Daha da acısı, İslam ülkelerinin hâlidir. İran’ın tüm hatalarına rağmen, ABD’nin uydusu gibi davranan; topraklarındaki üslerden kalkan uçakların İran’daki soydaşlarımıza ve din kardeşlerimize ölüm yağdırmasına ses çıkarmayan yönetimleri utanarak izliyoruz.

Bir yanda İran ateş altında, diğer yanda Afganistan ile Pakistan arasında yeni çatışma ihtimalleri…

İslam coğrafyası, plan yapanların değil, planlara kurban edilenlerin coğrafyası hâline gelmiş durumda.

Türkiye’de ise ayrı bir tehlike var:

Bazı çevreler meseleyi mezhep eksenine sıkıştırarak, “İran’da masum değil” söylemiyle işgali meşrulaştırmaya çalışıyor. Bu tutum yanlıştır, ahlaken de iflastır. Bombalar mezhep sormaz; füzeler Şii–Sünni ayrımı yapmaz. Ölenler insandır, çoğu zaman masumdur.

Bugün “İran masum değil” diyerek sessiz kalanlar, dün Irak işgalinde de aynı cümleleri kurmuştu.

Sonuç değişmedi:

Yıkım, ölüm ve utanç…

Bu mesele mezhep meselesi değildir.

Bu mesele adalet meselesidir.

Bu mesele işgale karşı onurlu bir duruş meselesidir.

Canice katledilen İran Dini lideri Ali HAMANEY ve eski Cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedi Nejat nezdinde sivil asker tüm İranlılara rahmet diliyorum.