İçerden ve dışarıdan kıskaca alınma çalışmasının karşılığı, 100 yıl öncesinden, 100 sonrasını gören Büyük halaskarın "Gençliğe Hitabı"nda dahili ve harici bedhahlar olarak adlandırılıyordu.

Günümüzde maruz bırakıldığımız konjonktürel yapı, topyekûn verdiğimiz Milli Kurtuluş Savaşı öncesi sürecin ta kendisi olmuştur.

Adeta düşman denizinin ortasında bir ada ülkesi haline getirilen Türkiye, kuruluşundan bu yana en buhranlı günlerini yaşamaktadır.

Cumhuriyet Türkiye'sini hedef alan yıkım ve ihanet planı milli sınırların dışından start aldığı kadar milli sınırlar içindeki ihanet odakları tarafından eş zamanlı olarak tatbik edilmektedir. Kara cübbeli keşişleri, Makarios’u, Grivas’ı, Sampson’u EOKA’yı ve Athenagoras’ı tanıyoruz.

Bu minvalde düşman bizi izliyor, bizde düşmanı izliyoruz.

Papa 14. Leo’nun ziyareti sırasında iyice çığırından çıkartılarak sulandırılan görüntüler hala belleğimizde. ABD gezisinde Heybeliada Ruhban Okulu için açık çek sayılabilecek “Üzerimize düşeni yapmaya hazırız” sözleriyle taçlandırılmıştı.

Büyük Atatürk'ün "Fitne ve fesat ocağı" olarak gördüğü ve "Gerçek yeri Yunanistan'dır" diyerek son noktayı koyduğu Heybeliada Ruhban Okulu bir oldu bittiye getirilmek üzere.

Fener Rum Patriği 2. Bartholomeus’un Eylül ayında açılacağını ifade ettiği okulun akibeti hangi kuvvetli delillere dayandırılıyor bilinmez.

Ancak Lozan'da imza altına alınan Türkiye’nin egemenlik haklarına ve Devrim yasalarına aykırılıklar içeren bu girişimler, Ege'de kıta sahanlığımızı ciddi bir şekilde tehdit eden, adalarımızın ve kayalıklarımızın işgaline sesini çıkartmayan bir sürece benziyor.

Kaldı ki, Yunan hükümeti Lozan Antlaşması'na aykırı olarak Türk okullarını sistematik olarak ortadan kaldırıyor. Yunanistan'da yaşayan Türklerin eğitim ve öğretim haklarına ait sınırlar iyice daraltılıyor. Günümüzde 8 okul daha türlü bahanelerle kapatılırken, zaman içinde Türklerin helenleştirme ve asimilasyon kıskacına alındığı gerçeği giderek alenileşiyor.

AKP hükümeti ve ilgili bakanlıklar izlemekten öte bir politika üretemezken, Lozan'la kazanılan haklar giderek aşınmaktadır. Yunanistan'daki Türkler kaybediyor. Türkiye'deki Rumlar kazanıyor. Kıbrıs Türkleri ise Hristiyan-Batı'nın açık hedefi haline getiriliyor.

Halbuki Lozan'la birlikte azınlık hakları garanti altına alınmıştı. Azınlıktakilerle çoğunluktakileri eşitleyen Lozan'ı hazmedemeyenler, Ortodoks ekaliyetine ayrıcalıklı statü peşine düşmüşlerdir.

Eşitliği ayrıcalıkla karıştıran pan-helenist ırkçı kafa yapısı Emperyalist Batı'nın desteği ve hegemonyası ile her alanda ve fırsat bulduğu her ortamda Türk Devleti'ni kündeye getirme gayreti içindedir.

Heybeliada Ruhban Okulu'nun yeniden eğitime açılmasını, azınlık hakları gibi, din ve inanç özgürlüğü kılıfıyla ya da temel insan hakları çerçevesinde dolaşıma sokması Bartholomeos'un nihai hedeflerini kamufle etmeye yetmiyor.

Heybeliada'da salt Ruhban yetiştirmekle kalmayacak, ajanlık faaliyetleriyle, askerî ve lojistik olarak Yunan hükümetiyle organik ilişki içinde olacaktır.

Yunanistan’dan Kıbrıs'a kadar uzanacak olan Megalo-İdea ve Ege’nin bir Yunan gölü haline getirilmesi bir yana karasularının 12 mile çıkartılması kadar Heybeliada’ya tanınacak Ekümenlik statüsü, Vatikan tipi bir din devletinin de önüne açacaktır.

Fener Rum Ortodokos Patriği II. Bartholomeos'un asıl amacı devlet içinde bir devlet sayılacak Ekümenik ortodoks din devleti ve onun liderliğidir.

Bu yolda Türkiye'nin egemenlik sahası daraltılacak, uluslararası saygınlığı ve caydırıcılığı ciddi olarak zarar görecektir.

Günümüzde dillere pelesenk olan insan hakları, din ve inanç özgürlüğü gibi ucu açık, nereye istenirse oraya çekilecek sünger sözücüklerle sütlü sütlü meleyenlerin gelecekte nasıl birer canavara dönüşeceğini tarih bize 100 yıl önce kendi topraklarımızda göstermişti.

SON SÖZ: Herşeyin olduğu gibi özgürlüğünde bir sınırı olmalıdır. Zira hak ve özgürlük sonsuzlukla tanımlanamaz. Sizin sınır tanımayan özgürlüğünüzün uzandığı alanın hükmettiği sınırlar diğerlerinin özgürlük alanını aşındırabilir ve bu anılan karşı kesimin tutsaklığının da habercisi olabilir.