İyisiyle kötüsüyle bir yıl daha geçti gitti. Bu herkes için böyle olsa da biz mali müşavirler için henüz yıl bitmedi. Ocak ayında, aralık ayına ait verilmesi gereken beyannamelerin verilmesi gerekiyor. Şubat ayında, 2025 yılının son çeyreğine ilişkin, dördüncü geçici vergi beyannamelerinin hazırlanması gerekiyor. Mart ayında gelir vergisi beyannamelerinin, nisan ayında ise kurumlar vergisi beyannamelerinin verilmesi gerekiyor. Daha mayıs ve haziran aylarında verilmesi gereken gelir vergisi ve kurumlar vergisi mükelleflerine ait tam tasdik raporlarını söylemiyorum bile. Yani anlayacağınız bizim meslekte olanlar için yılın bitmesine daha çok var.

Yıl sonu geldiğinde, muhasebe bürolarındaki hava değişir. Çalışma süreleri uzar, bilgisayar ekranlarında dosyalar dönüp dolaşır, telefonlar susmaz, uzun konuşmalar artar. Çünkü hepimiz biliriz ki; dönem sonu, sadece kapanış değil, aynı zamanda bir hazırlıktır. Yeni yılın düzgün başlaması, eski yılın doğru kapatılmasına bağlıdır.

Bu süreç, yalnızca rakamsal kontrollerin yapılacağı bir teknik işlem değildir. Mali müşavirlik pratiğinde, dönem sonu aynı zamanda bir “özet”tir; yıl içinde yaşananların, yapılan hataların, alınan kararların finansal bir dille değerlendirilmesidir. 2025 yılı itibariyle bu sürece, hem dijitalleşme hem de mevzuattaki güncel değişiklikler yeni bir boyut katmış durumda.

Her Şey Muhasebe Kayıtları İle Başlar

Yılın son günü geldiğinde, muhasebe kayıtları yalnızca eksiksiz değil, aynı zamanda anlamlı ve tutarlı olmalıdır. İlk adım, işletmenin envanterinin gözden geçirilmesidir. Stokların fiili sayımı, defter kayıtlarıyla uyumu, varsa fire veya zayiatların belgelenmesi gerekir. Özellikle üretim veya perakende sektöründeki işletmelerde, dönem sonunda kalan stokların doğru değerlenmesi, kâr-zarar dengesine doğrudan etki eder. 2025 yılı itibarıyla bu tür değerleme işlemlerinde, net gerçekleşebilir değerin altında kalan stoklar için gider yazma imkânı devam etmektedir.

Sabit kıymetlerde ise yıl boyunca alınan ve elden çıkarılan varlıklar gözden geçirilmeli, amortisman hesaplamaları güncel oran ve sürelerle kontrol edilmelidir. 2025 yılı için enflasyon düzeltmesi uygulanmayacak olsa da, yeniden değerleme hakkı kullanılacaksa, bilanço dengeleri buna göre düzenlenmelidir. Özellikle finansal borçları yüksek olan firmalar için kur değerlemeleri önemli hale gelmiş durumda. Dönem sonu kuruyla yapılan değerlemeler, işletmenin borç yükünü ve buna bağlı faiz giderlerini doğrudan etkiler.

Giderler, Karşılıklar ve Şüpheli Alacaklar

Dönem sonu kapanışlarında en sık gözden kaçan alanlardan biri, karşılık ve tahakkuk kayıtlarıdır. Henüz faturası gelmemiş ama döneme ait olan giderler için mutlaka gider tahakkuku yapılmalıdır. Elektrik, kira, danışmanlık gibi hizmetlerde bu tür durumlara sıkça rastlanır. Ayrıca, tahsili şüpheli hale gelmiş alacaklar için karşılık ayrılması da gereklidir. 2025 yılı itibarıyla 20.000 TL’ye (2026 için 25.000 TL) kadar olan alacaklar için dava şartı olmaksızın karşılık ayrılabileceği düzenlenmiştir. Bu küçük gibi görünen düzenleme, pek çok küçük ve orta ölçekli işletmenin bilançosunu rahatlatabilecek niteliktedir.

Vergi Açısından Dikkat Edilmesi Gerekenler

Muhasebe kontrolleri tamamlandıktan sonra, gözler vergiyle ilgili beyan ve sınıflandırmalara çevrilir. Öncelikle, yıl içinde gider olarak yazılmış ancak kanunen kabul edilmeyen giderlerin (KKEG) tespiti yapılmalıdır. Trafik cezaları, özel harcamalar veya ödenmemiş SGK primleri gibi kalemler, kurum kazancına ilave edilmek zorundadır. 2025 yılı için, özellikle örtülü sermaye ve finansman gider kısıtlaması gibi alanlarda sıkı denetimler yapılacağı belirtilmektedir. Bu nedenle, mali tablolar ve vergi matrahları arasındaki geçişin dikkatle planlanması gerekir.

Geçici vergi tahakkukları ile yılsonu kurumlar vergisi beyanı arasında da bir denge kurulmalıdır. Yıl içinde yüksek geçici vergi ödemesi yapan işletmeler, yıl sonunda iadeye hak kazanabilirler. Bu durumun kontrolü için geçici vergi dönemleriyle yılsonu kapanışı arasında net bir eşleştirme yapılması önemlidir.

KDV ve Stopaj Uygulamaları

KDV açısından yıl sonu, hem devreden KDV tutarlarının hem de indirim konusu yapılacak KDV’nin netleştirilmesi gereken bir dönemdir. Özellikle yıl sonunda yapılan harcamaların, belgelendirme durumu, hangi döneme ait olduğu ve indirime konu edilip edilemeyeceği titizlikle kontrol edilmelidir. Yine, Aralık ayına ait olup Ocak’ta gelen faturaların nasıl değerlendirileceği, KDV iade sürecine dâhil olup olmayacağı ayrı bir önem taşır.

Stopaj açısından da yıl boyunca yapılan kira, ücret, serbest meslek ödemelerinin Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesi ile beyan edilip edilmediği kontrol edilmelidir. 2026 da özellikle kâr dağıtımına ilişkin stopaj işlemlerinde, beyan ve ödeme zamanı açısından sıkı kontrol öngörülmektedir.

2025 Yılına Özgü Düzenlemeler

Bu yılın belki de en dikkat çeken yönlerinden biri, e-belge uygulamalarının kapsamının genişletilmiş olmasıdır. 1 Temmuz 2025 itibarıyla cirosu 3 milyon TL’yi aşan tüm işletmelerin e-fatura ve e-irsaliye sistemine geçmesi zorunlu hale gelmiştir.

Bir diğer dikkat çekici düzenleme ise, fatura kesme sınırının 2026 yılında KDV dahil 12.000 TL’ye çıkarılmış olmasıdır.

Sonuç: Dönem Sonunu Ciddiye Almak, Yeni Yıla Güçlü Başlamaktır

Tüm bu başlıklar, yıl sonu işlemlerinin yalnızca teknik birer yükümlülük olmadığını, aynı zamanda bir finansal denetim ve strateji fırsatı sunduğunu gösteriyor. Mali müşavirler, yalnızca kayıt tutan değil, aynı zamanda rehberlik eden bir pozisyondadır. İşletmelerin finansal sağlığını korumak, vergi risklerini azaltmak ve gelecek yılı daha öngörülebilir kılmak için bu süreçte atılacak her adım önemlidir.

Yeni yıl takvimine sağlıklı başlamak, geçmiş yılın düzgün kapatılmasına bağlıdır. Bu da planlama, dikkat ve güncel bilgiyle mümkündür. 2025 yılını geride bırakırken, bu süreci sadece bir kapanış değil, aynı zamanda bilinçli bir başlangıç olarak görmekte fayda var.