Bir zamanlar birbirine ömür boyu birlikte olma sözü veren iki insanın, yıllar sonra mahkeme salonunda birbirinden kurtulmaya çalışması hayatın tuhaf cilvelerinden biri. Üstelik bazen evlilik birkaç yıl sürüyor, ekonomik sonuçları ise tarafların tahmin ettiğinden çok daha uzun devam ediyor. Nikah masasında ömür boyu süreceği düşünülen birliktelik sona eriyor ama boşanmanın ardından başlayan başka bir ilişki, bu kez nafaka üzerinden devam ediyor. Şimdi hukuk dünyasında konuşulan soru da tam olarak bu: Evlilik bittiğine göre nafakanın da bir bitiş tarihi olmalı mı?

Yıllardır tartışılan süresiz yoksulluk nafakası konusunda önemli bir gelişme yaşandı. Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesindeki "süresiz olarak" ibaresini iptal etti. Ancak kararın yürürlüğe girmesi dokuz ay ertelendi. Yani nafaka ödeyenlerin takvimden gün silmeye başlaması için henüz erken. İptal kararı verilmiş ve Resmi Gazete'de yayımlanmış olsa da nafakanın bundan sonra hangi sürelerle ödeneceği henüz kesinleşmiş değil.

Kamuoyuna yansıyan düzenleme hazırlığına göre yoksulluk nafakasının en az üç yıl sürmesi, üst sınırının ise kural olarak evlilik süresinin yarısını aşmaması öngörülüyor. On yıl evli kalan için beş yıl, yirmi yıl evli kalan için on yıl nafaka gündeme gelebilecek. Anlaşılan evliliklerin yalnızca yıldönümleri değil, toplam kaç yıl sürdükleri de ayrı bir önem kazanacak. Tabii bu hesapların henüz kanunlaşmadığını hatırlamakta fayda var. Şimdilik ortada kesin bir nafaka takvimi değil, üzerinde çalışılan bir düzenleme var.

Üstelik her evlilik aynı hesapla değerlendirilmeyecek. Nafaka alacaklısının yaşı, sağlık durumu, çalışma imkanları ve ekonomik koşulları da dikkate alınabilecek. Bazı durumlarda daha uzun süreli nafakaya hükmedilmesi de gündemde. Çünkü yıllarca çalışma hayatından uzak kalmış ve ekonomik bağımsızlığını kazanamamış bir kişinin koşullarıyla kendi geçimini sağlayabilecek durumda olan bir kişinin koşulları aynı değil. Evlilik süresi önemli olsa da tek başına her şeyi anlatmıyor.

Süresiz nafaka denilince akla gelen, ne olursa olsun ömür boyu sürecek bir ödeme yükümlülüğü. Oysa mevcut hukukta durum tam olarak böyle değil. Nafaka alacaklısı yeniden evlendiğinde veya taraflardan biri öldüğünde irat biçimindeki yoksulluk nafakası kendiliğinden sona eriyor. Nafaka alacaklısının evlenmeden fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi halinde ise mahkeme kararıyla kaldırılması mümkün. Yani hukuk, nafakayı bugüne kadar da hiçbir çıkışı olmayan bir yükümlülük olarak düzenlememişti.

Peki, yıllardır nafaka ödeyenler? Yeni düzenleme hazırlığında geçmişte verilmiş nafaka kararlarının da değişiklikten etkilenmesi gündemde. Önceden ödenen sürelerin hesaba katılması, bazı durumlarda bir yıllık geçiş süresinin ardından nafakanın sona ermesi öngörülüyor. Ancak bunlar henüz yasalaşmış hükümler değil. Dolayısıyla haberleri okuyup nafaka ödemeyi bırakmak, hukuki bir çözüm değil. Mahkeme kararları gazete manşetleriyle ortadan kalkmıyor.

Çocuklar için ödenen iştirak nafakası ise bu tartışmanın dışında. Çünkü boşanmayla eş sıfatı sona erse de anne ve babalık sıfatı sona ermiyor. Çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılma yükümlülüğü, eski eşle aradaki ilişkinin nasıl sonuçlandığından bağımsız.

Bir tarafta evlilik boyunca çalışamamış, ekonomik olarak güçsüz kalmış kişiler, diğer tarafta kısa süren bir evliliğin ardından yıllarca nafaka ödemek zorunda kalanlar var. Her iki tarafın da haklı olabileceği durumlar bulunuyor. Zaten nafaka meselesini bu kadar tartışmalı hale getiren de herkesin kendi hikayesinden yola çıkarak bütün evlilikler için aynı sonucu istemesi.

Anayasa Mahkemesi süresiz nafakaya ilişkin kararını verdi ancak yeni sistemin ayrıntıları henüz belli değil. Nafakanın hangi koşullarda kaç yıl ödeneceği, hangi durumlarda daha uzun süre devam edebileceği ve mevcut nafaka kararlarının bu değişiklikten nasıl etkileneceği yapılacak yasal düzenlemeyle açıklığa kavuşacak.

Bir zamanlar ömür boyu sürmesi istenen evliliklerin ardından, şimdi ömür boyu sürmemesi istenen nafakalar konuşuluyor. Hayatın ironisi de biraz burada.