1. YAZARLAR

  2. Ökkeş Özekşi - Haftaya Bakış

  3. ARTIK HER YERDE RAHAT KONUŞABİLİYOR MUSUNUZ ?
Ökkeş Özekşi - Haftaya Bakış

Ökkeş Özekşi - Haftaya Bakış

Yazarın Tüm Yazıları >

ARTIK HER YERDE RAHAT KONUŞABİLİYOR MUSUNUZ ?

A+A-

Benim gözlemlerime ve şahit olduklarıma bakarak söyleyecek olursam HAYIR… Çünkü bırakın küçük grupları, 2-3 kişinin olduğu yerlerde bile artık kimse rahat konuşamıyor. Tek rahatlık dedikoduda geçerli. Onun bunun lehine veya aleyhine yapılan konuşmalar en revaçtaki görüşmeler. O da zaten Türk milletinin kanında var, özellikle de Gaziantep’te mükemmel yapılan şey. Öyle ki, bazıları hatta büyük kesim için bir nevi rehabilite yöntemidir dedikodu.  Söylenti o kadar değil. Ama dedikodu var ya dedikodu, açıldı mı kapısı bayılıyor bazıları. Bunu bilenler de 1 doğruya 9 yalan ekleyip aktarıyor muhataplarına. Böylece alan da memnun kalıyor yalanı süsleyip püsleyip satan da. Dedikodunun yaygınlaşmasının en büyük nedeni, sorgulayan olmaması. Şaka gibi kim yapıyorsa itibar görüyor, baş tacı ediliyor resmen… Oysa bir kişi azıcık deşelese, sorgulasa, kendisine yalan söylenildiğini bilecek. Ama hayır, çünkü hoşlarına gidiyor dedikoduyu dinlemek…  

DEDİKODUCULUK BİR SEKTÖR OLDU BUNU BİLİYORMUSUNUZ 

Bu yöntem Gaziantep’te o kadar geçerli ki, siyasette daha yaygın. Hele belediyelerde. Dahası başkan ve üst düzey yetkili katında. Doğru, yanlış ve yalan yani ne varsa süslenip sunuluyor istekli olanlara… Biliyor musunuz bazılarını mutlu etmek adına yaratılan dedikodular çok rağbet görüyor. Hele başkan konumundakiler. Bu en başta dernekler, odalar ve belediyeli kapsıyor. Hele birbirleriyle hafif dargınlık yaşayanlar varsa, bunu keşfedenler için hazine kadar değerli bir durum yaratılıyor. İks kişi için yapılan küçücük bir söylenti, dağ gibi büyütülüyor ve öbürüne götürülüyor. Hele bir de ciddi kırgınlıklar varsa o dedikodu daha da değerli hale geliyor. Böylece aradaki dedikoducu sektörü, (buna sektör diyorum çünkü salt dedikodudan rant sağlayan ve nemalanan kesimi var da ondan) en değerli bir hale dönüşüyor. İş dünyasında da bürokraside de esnafta da memur ve işçi kesiminde de geçerli bu söylediklerim…  

BU MEMLEKETTE EN REVAÇTA OLAN  

DEDİKODU GAZETESİ VE GAZETECİSİ  

Hani hep söyleriz ya dedikodu gazetesinin tirajı çok büyük ve etkilidir diye. Aynen öyle. Zaten bizim meslek gruplarında da var dedikodudan ve yalandan beslenenler. Hatta ortaya atıp bunları haberleştirme ve sonradan amacına ulaşınca o haberleri kaldırma yöntemi meşhurdur Antep'te. Önce yaz sonra karşı taraftan üç-beş tırtıkla hemen haberi kaldır. Bazen bu çok hızlı oluyor ve yarım saat içinde haber kaldırılıyor. Ne var ki bunları yapanlar acayip para kazanıyor. Elbette veren oldukça ki çok var bu şehirde. O zaman yapanların sayıları gün geçtikçe artıyor tabii. Acı ama maalesef gerçek. Bakın nereden nereye geldik. Oysa ben daha farklı konuya girecektim. Ama araya pat diye dedikodu girdi… Olsun çünkü bu da Gaziantep’in kanayan bir yarası. En üzücü olan ise bu sahtekarlıklara karşı yasal yönden de herhangi bir yaptırım yapılmayışı, hesap sorulmayışı ve bizim iş dünyasındakilerin de aman o yazı kalksın diye dünyanın parasını vermeleri. Ne acı ki, bu örnekler son dönemlerde inanılmaz şekilde büyüdü. Üstelik bazıları gerçekten müthiş paralar kazanıyor.  

EL MUHABERAT BENZERİ DURUMLAR YAŞANIYOR ARTIK 

Dönelim başlığımızdaki konuya. Artık herkes tedbirli, neresi olursa olsun bir yerde rahat konuşamıyor. Bildiği gördüğü şeyleri anlatmıyor. Hani Suriye’de el muhaberat sistemi var ya, aynen ona dönmüş durumdayız. Bir arkadaşım anlatmıştı, Suriyeli birisiyle konuşurken adam sürekli kısık sesle konuşuyor sağa sola, hatta arkasına bakıyormuş. Arkadaşım “yav n'oluyor sürekli sesini kısıyorsun sağa sola bakıyorsun” demiş. Suriyeli “biz ülkemizde iken el muhaberat korkusuyla büyüdük ve yaşadık. 3 kişi kendi aramızda konuşursak birisi mutlaka el muhaberata aktarılır. Şimdi burada da o korkunun etkisiyle yaşıyoruz” diyerek noktayı koymuş. Gerçekten de şimdi o Suriyelinin endişesini yaşayanlar o kadar çoğaldı ki bu bizlere de sirayet etti. Bir toplantı, etkinlik veya konuşmalarda konuşmacı kontrollü ve sınırlı, dinleyenler ise sessiz. Gazetecisi bile sessiz. Soru soramıyor kimse. Sorsa da istediği açıklamayı alamıyor. Bürokrat sessiz olmuş, üstüne amirine doğru veya yanlış diyemez hale gelmiş. Sanayici iş adamı çekinir olmuş, arada çıkıp konuşmak isteyenler olduğunda ise sonrasında sıkıntı yaşamış. Ya ifadeye çağrılmış ya da nasihat almış. Haliyle soru sorulması bilgi alınmak istenmesi, eleştiri yapılması, yanlış bir şeyler varsa düzeltilmesi için fikir vermesi gerekenler sus pus olmuş adeta. Bu konu o kadar derin ve çok detaylı ki, ancak güvendiğiniz bir insanla başbaşa kalınca konuşabiliyor, rahatlıyorsunuz… Acı ama gerçek maalesef… 

ÖRNEK OLMASI GEREKENLER AMA ÖRNEK OLAMAYANLAR 

Bir şey daha var söylemek istediğim. Topluma mal olmuş insanların sorumlulukları. Davranış biçimleri, oturması, kalkması, konuşması ve örnek teşkil edecek hareketler içinde bulunmaları. Bu gazetecilik mesleğinde olduğu kadar yargı mensubu olanlar, emniyet ve jandarmada yer alanlar gibi belediyelerde üst düzeyde olanlar dahil… Siyasiler, iş dünyasının üst seviye kesimleri ve daha yazamadıklarım... Aslında kısaca genel olarak toplumda örnek olması gerekenler… Örneğin hukukçular yani Avukatlar… En küçük bir sıkıntımızda başvurduklarımız, bizi savunmalarını istediklerimiz. Hatta bazılarının rol modelleri… Huzur ve adaletin sağlanmasında uzmanlıklarına başvurulan kamusal alanın güvenilir kişileri… Bunlar toplumda örnek alınması gereken kesimler. Attıkları adımlar kadar yaptıklarıyla da dikkatlerin üzerinde olduğu kesimler… 

AVUKATLIK SORUMLULUK GEREKTİREN ÖNEMLİ BİR MESLEK 

Ne var ki, son yıllarda sorumluluk alanlarından uzaklaşan bazılarının yaptıklarını duyup öğrenince üzülüyoruz elbette. Örneğin hep merak etmişimdir, lokanta ve restoranlara niye silahlı girilir? Yok mudur bunun önlemi? Sonra bir hukukçu ruhsatlı -ruhsatsız silahıyla olur olmaz yerlerde niye silahını çekip ateşler? Düşünün bir avukat özellikle alkol alıp temsil ettiği mesleğe asla yakışmayan davranışlar içine niye girer? Bazen restoranlarda kavga çıkarmalar, bazen belinde ruhsatlı - ruhsatsız silahıyla gezip kamusal alanda dikkat çekenler. Bazen de da tartıştığı kişilerin işyerlerine veya kafelerine gidip çevreye rahatsız verecek şekilde silah sıkanlar. Dahası kendilerine müdahale etmek isteyen polis ekiplerinden kaçar? Sonrasında yakalanınca zorluk çıkarır. Aslında her kurumda bunlar gibiler mutlaka çıkacaktır. Ama nedense ben özellikle Avukat kardeşlerime bunları yakıştıramıyorum. Çünkü gerçekten onların yeri apayrı. Çok tanıdıklarım ve sevdiklerim var, hepsine saygı duyarım. Ancak yine tekrarlamak gerekirse, topluma örnek olması gerekenler sıradanlaşmamalı, lümpenleşmemeli. Hatta mafyalaşmamalı… Asıl olan hak hukuk arayanların yanında olmalı. Topluma örnek davranışlar içine girmeli. Bu kategoriye sadece Avukatlar değil tabi, hepimiz dahiliz.  

HEPİNİZE İYİ HAFTALAR 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum