Türkiye’de en çok üyesi olan STK’lardan biri olan Memur-Sen’in Genel Başkanı Ali Yalçın’ın kullandığı “Cumhuriyet yüz yıllık narkozdan uyanıyor” ifadesi, artık bir dil sürçmesi ya da masum bir benzetme olarak geçiştirilebilecek bir noktanın çok ötesindedir. Bu söz, doğrudan doğruya Cumhuriyet’in değerlerine yönelik problemli bir bakışın dışavurumudur.

Cumhuriyet; bir kesimin ideolojik hesaplaşma alanı değildir.

Cumhuriyet, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kurulmuş, bu milletin bağımsızlık iradesinin adıdır.

Dolayısıyla bu ülkenin en büyük emek örgütlerinden birinin genel başkanının, Cumhuriyet’i “narkoz” gibi bir kavramla yan yana getirmesi; sadece bir tartışma değil, aynı zamanda büyük bir sorumluluk problemidir.

Asıl Soru: Siz Kimi Temsil Ediyorsunuz?!

Sendikalar ne için vardır?

Siyasete mesaj vermek için mi, yoksa memurun, emeklinin hakkını korumak için mi?

Bugün milyonlarca kamu çalışanı geçim derdiyle boğuşurken; emekli, aldığı maaşla ay sonunu getiremezken; enflasyon karşısında alım gücü eriyip giderken…

Bir sendika yöneticisinin önceliği Cumhuriyet üzerinden tartışma açmak olmamalıdır.

Açık konuşalım: Kamu çalışanının cebine giren bir lira, yapılan bin ideolojik tartışmadan daha değerlidir.

Sert Gerçek: Kazanım Yok, Söylem Çok

Memur ne kazandı?

Emekli ne kazandı?

Bu soruların net ve güçlü cevapları yokken, gündemi ideolojik polemiklerle doldurmak; sendikacılık değil, başka bir şeydir.

Sendikacılık;

* Toplu sözleşmede kazanım elde etmektir

* Maaşları enflasyona ezdirmemektir

* Emeklinin onurunu korumaktır

Cumhuriyet’i tartışma konusu yapmak değil!

Atatürk Üzerinden Siyaset, Cumhuriyet Üzerinden Hesaplaşma Eleştirilere verilen cevaplarda “provokatör”, “istismarcı” gibi ifadeler kullanılması ise ayrı bir problem.

Toplumun geniş bir kesimi Cumhuriyet’e sahip çıkıyorsa, bu bir provokasyon değil, bir bilinçtir.

Mustafa Kemal Atatürk’ün mirasına sahip çıkmak; kimsenin tekelinde olmadığı gibi, kimsenin hedef tahtasına koyabileceği bir alan da değildir.

Son Söz: Önceliğinizi Belirleyin

Eğer gerçekten “Türkiye Cumhuriyeti son kalemizdir” diyorsanız, bu kaleyi korumanın yolu hamasi söylemler değil, güçlü bir sosyal adalettir.

Memur için kazanım üretin.

Emekli için çözüm üretin.

Siyasete şirin görünmek yerine, temsil ettiğiniz insanların hayatını kolaylaştırın.

Çünkü bugün bu ülkede en büyük ihtiyaç; yeni tartışmalar değil, gerçek çözümlerdir.

Ve unutmayın:

Tarihe geçenler, çok konuşanlar değil; hak kazandıranlardır.