Varlık barışı düzenlemesi ilk bakışta tek bir uygulama gibi görünse de, yurt dışındaki varlıklarla Türkiye'deki kayıt dışı varlıklar için farklı kurallar öngörüyor. Bu nedenle konuyu iki bölüm halinde ele almayı daha doğru buldum. Bu haftaki yazıda, yurt dışında bulunan varlıklardan yararlanmak isteyenlerin hangi adımları izlemesi gerektiğini ayrıntılarıyla anlatacağım. Önümüzdeki hafta ise Türkiye'de bulunan ancak kayıtlarda yer almayan varlıkların nasıl bildirileceğini, kimlerin yararlanabileceğini ve uygulamada dikkat edilmesi gereken noktaları inceleyeceğim.

7582 sayılı Kanun’la getirilen yeni varlık barışı, yalnızca bir bildirim formunun doldurulmasından ibaret değil. Varlığın bulunduğu yer, bildirim sahibinin mükellefiyet durumu, tercih edilen vergi oranı, transfer zamanı, muhasebe kaydı ve taahhüt süresi doğru yönetilmezse düzenlemenin sağladığı vergi incelemesi güvencesi tamamen kaybedilebilir.

7582 sayılı Kanun’la Kurumlar Vergisi Kanunu’na eklenen geçici 19’uncu madde, yurt dışında bulunan bazı varlıkların Türkiye’ye getirilmesine ve Türkiye’de bulunduğu hâlde işletmelerin kanuni defterlerinde yer almayan varlıkların kayda alınmasına imkân sağlıyor.

Düzenlemeden yararlanmak için son tarih, uzatma yetkisi kullanılmadığı takdirde 31 Temmuz 2027. Ancak uygulanacak vergi oranı bildirim tarihine, varlıkların hangi yatırım aracında ve ne kadar süre tutulacağının taahhüt edilip edilmediğine göre değişiyor. Ayrıca bildirimin yapılması tek başına yeterli değil; transfer, ödeme, muhasebe kaydı ve taahhüt koşullarının tamamının yerine getirilmesi gerekiyor.

Bu nedenle işe, “Ne kadar vergi ödenir?” sorusundan değil, “Kim, hangi varlığı, hangi usulle bildirecek?” sorusundan başlanmalı.

Önce Hangi Grupta Olduğunuzu Belirleyin

Uygulamada dört farklı yararlanıcı grubu bulunuyor:

  • Yurt dışında kapsama giren varlığı bulunan gerçek kişiler,
  • Yurt dışında kapsama giren varlığı bulunan şirketler ve diğer tüzel kişiler,
  • Türkiye’de bulunan ancak işletmenin kanuni defterlerinde yer almayan varlıklara sahip gelir veya kurumlar vergisi mükellefleri,
  • Türkiye’de varlığı bulunan ancak gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti ya da defter tutma yükümlülüğü bulunmayan kişiler.

Bu ayrım önemlidir. Çünkü yurt dışındaki varlıklarda Türkiye’ye getirme; defter tutan mükelleflerde muhasebe kaydı ve özel fon hesabı; mükellef olmayanlarda ise banka veya aracı kuruma yatırma yoluyla tevsik şartı bulunuyor.

Hangi Varlıklar Kapsamda?

Kanunda sayılan varlıklar şunlar:

  • Türk lirası,
  • Altın,
  • Döviz,
  • Menkul kıymetler,
  • Diğer sermaye piyasası araçları.

Taşınmazlar, taşıtlar, makineler, emtia, alacaklar, fikrî haklar, mücevher ve kripto varlıklar doğrudan kapsamda sayılmıyor.

Ancak Tebliğ, yurt dışında bulunan ve doğrudan kapsama girmeyen varlıkların, örneğin bir taşınmazın, 31 Temmuz 2027 tarihine kadar satılarak para, altın, döviz, menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracına dönüştürülmesi hâlinde düzenlemeden yararlanılabileceğini açıklıyor.

Burada barış kapsamına alınan varlık taşınmazın kendisi değil, satış sonucunda elde edilen ve kanunda sayılan varlıktır. Taşınmazın satıldığı ülkede doğabilecek değer artış kazancı vergisi veya diğer mali yükümlülükler ise varlık barışından etkilenmez. Tebliğin bu açıklaması, kanunda yer almayan yeni bir varlık türü yaratmamakta; kapsam dışındaki varlığın süresi içinde kapsamdaki bir varlığa dönüştürülmesine izin vermektedir.

Kripto varlıklar konusunda ise ihtiyatlı olmak gerekir. Kripto varlıkların doğrudan “diğer sermaye piyasası aracı” sayılarak bildirilmesi güvenli bir yaklaşım değildir. Bunların bildirimden önce satılarak banka hesabına geçen para veya dövize dönüştürülmesi daha doğru olacaktır.

Yurt Dışındaki Varlıklar İçin İzlenecek Yol

1. Varlığın Kapsamda Olup Olmadığını Belirleyin

Öncelikle yurt dışındaki varlığın para, altın, döviz, menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracı niteliğinde olup olmadığı tespit edilmeli.

Varlık başka bir kişiye ait banka hesabında veya şirket ortağı, temsilci ya da vekil adına görünüyorsa, gerçek hak sahipliğini ve temsil ilişkisini gösteren belgeler bildirimden önce hazırlanmalıdır.

2. Bildirimden Önce Banka İle Görüşün

Bildirim, doğrudan vergi dairesine değil, Türkiye’deki banka veya aracı kuruma yapılacak.

Aracı kurumlar yalnızca menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasası araçları bakımından kullanılabilir. Para, döviz ve altın bildirimleri banka aracılığıyla yapılmalıdır.

Bildirimin yapılacağı banka şubesinin;

  • Bildirim işlemini kabul edip etmediği,
  • Varlığın transfer edileceği hesabın hazır olup olmadığı,
  • Yurt dışından gelecek transfer için hangi açıklamaların kullanılacağı,
  • İndirimli vergi oranı seçilecekse uygun vadeli hesap veya yatırım ürününün bulunup bulunmadığı,

önceden netleştirilmelidir.

Tebliğe göre banka veya aracı kurum, bildirilen varlığın kaynağını kanıtlayan bir belge istemeyecektir. Ancak bu hüküm, bankaların suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesi mevzuatı kapsamındaki kimlik tespiti, müşteri tanıma ve şüpheli işlem yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz. Kanun da diğer mevzuat uyarınca alınması gereken tedbirlerin varlık barışından etkilenmeyeceğini açıkça belirtiyor.

Dolayısıyla “Varlık barışında hiçbir şekilde kaynağa ilişkin soru sorulamaz” değerlendirmesi doğru değildir.

3. EK-1 Bildirim Formunu Düzenleyin

Bildirim, Tebliğ ekindeki EK-1 formu ile iki nüsha olarak bankaya veya aracı kuruma yapılacak.

Bildirim vekil veya kanuni temsilci aracılığıyla da yapılabilir. Bu durumda temsil yetkisinin banka veya aracı kurum tarafından kontrol edilmesi gerekir.

Kanun tek bir bildirim zorunluluğu getirmiyor. Tebliğe göre 31 Temmuz 2027 tarihine kadar birden fazla bildirim yapılabilir. Ancak her ay ayrı bir vergilendirme dönemi kabul edildiğinden, düzeltme ve ilave bildirim işlemleri dikkatle yürütülmelidir.

4. Varlığın Türk Lirası Karşılığını Doğru Hesaplayın

Vergi, bildirilen varlığın Türk lirası değeri üzerinden hesaplanır.

Tebliğe göre:

  • Türk lirası, nominal değeriyle,
  • Altın, rayiç bedeliyle,
  • Döviz, bildirim tarihindeki TCMB döviz alış kuruyla,
  • Borsada işlem gören pay senedi ve borçlanma araçları, öncelikle borsa rayiciyle,
  • Borsa rayici yoksa rayiç bedel, bu da belirlenemiyorsa alış bedeli veya nominal değerle,
  • Yatırım fonu katılma payları, ilgili piyasadaki kapanış fiyatıyla,

değerlenecektir.

5. Vergi Oranına Karar Verin

Standart vergi oranı yüzde 5.

Ancak bildirilen varlıkların belirli yatırım araçlarında tutulacağının taahhüt edilmesi hâlinde oran düşüyor:

Taahhüt Süresi

31 Aralık 2026’ya Kadar Uygulanacak Oran

En az 5 yıl

%0

En az 4 yıl

%1

En az 3 yıl

%2

En az 2 yıl

%3

En az 1 yıl

%4

Taahhüt verilmezse

%5

İndirimli oran;

  • Vadeli hesaplarda,
  • 4749 sayılı Kanun kapsamında ihraç edilen devlet iç borçlanma senetlerinde,
  • Kira sertifikalarında,
  • Girişim sermayesi yatırım fonlarında,

tutulacak varlıklar için uygulanabilir.

1 Ocak 2027 - 31 Temmuz 2027 arasında yapılacak bildirimlerde oranlara 0,5 puan eklenecek. Buna göre örneğin beş yıllık taahhütte oran yüzde 0,5; taahhütsüz bildirimde yüzde 5,5 olacak.

Bildirim süresinin Cumhurbaşkanı tarafından uzatılması hâlinde, uzatma döneminde oranlar ilk oranlara göre toplam bir puan artırımlı uygulanacak.

6. İndirimli Oran Seçilecekse EK-2 Taahhütnamesini Aynı Anda Verin

Düşük oran veya yüzde sıfır oranından yararlanmak için EK-2 taahhütnamesinin bildirim sırasında bankaya veya aracı kuruma verilmesi gerekiyor.

Taahhüt daha sonra verilerek oran düşürülemez. Taahhütname damga vergisine tabi değil.

Burada Tebliğ’le getirilen önemli bir süre bulunuyor: Yurt dışındaki varlıklar Türkiye’ye transfer edildiği veya bankaya yatırıldığı tarihten itibaren on gün içinde, taahhüt edilen vadeli hesaba veya yatırım aracına dönüştürülmeli. Türkiye’deki varlıklarda on günlük süre bildirim tarihinden başlıyor.

Bu on günlük süre Kanunda açıkça yer almıyor. Kanun yalnızca varlığın belirli yatırım araçlarında belli süre tutulacağının taahhüt edilmesinden söz ediyor. Dolayısıyla Tebliğ, Bakanlığa verilen usul ve esas belirleme yetkisini kullanırken ayrıca bir dönüşüm süresi oluşturmuştur.

Bu düzenleme uygulamada bağlayıcı kabul edilecektir. Ancak Kanunda yer almayan ve vergi avantajının kaybına yol açabilecek on günlük sürenin, yetkinin sınırları bakımından tartışmaya açık olduğu da belirtilmelidir.

7. Varlığı İki Ay İçinde Türkiye’ye Getirin

Bildirimden sonra varlığın Türkiye’ye getirilmesi için iki aylık hak düşürücü nitelikte bir süre bulunuyor.

Varlık;

  • Türkiye’deki banka veya aracı kurum hesabına transfer edilebilir veya
  • Fiziki olarak Türkiye’ye getirilip banka ya da aracı kuruma yatırılabilir.

Transferi yapan yurt dışındaki hesap sahibiyle Türkiye’de bildirimi yapan kişinin aynı kişi olması şart değil. Ancak farklı kişiler arasında yapılan transferlerde varlığın bildirim sahibine ait olduğunu gösteren hukuki ve mali belgelerin saklanması gerekir.

31/7/2027 tarihine kadar banka veya aracı kurumlara bildirilmesi kaydıyla, yurt dışında bulunan söz konusu varlıkların Türkiye’ye fiziki olarak getirilmesi sırasında Gümrük İdaresince bu varlıkların banka veya aracı kurumlara bildirildiğine ilişkin belgenin aranılması şarttır.

Getirilen bu varlıklar için Gümrük İdaresinden alınan belgeler, varlıkların Türkiye’ye getirilmiş olduğunun tevsikinde kullanılabilecektir. Ayrıca söz konusu varlıkların banka veya aracı kurumlara yatırılması sırasında, bu varlıkların Türkiye’ye getirildiğine dair Gümrük İdaresinden alınan belgenin ibraz edilmesi gerekmektedir.

Tebliğ, fiziken getirilen varlıkların iki aylık süre içinde gümrük işlemleri tamamlandıktan sonra ilk iş günü sonuna kadar banka veya aracı kuruma yatırılmasını istiyor. Kanunda yalnızca iki aylık süre bulunmasına rağmen Tebliğ’in ayrıca “ilk iş günü” şartı getirmesi, kanuni düzenlemeyi daraltan bir başka husustur.

8. Şirket Adına Bildirim Yapıldıysa Defter Kaydını İhmal Etmeyin

Yurt dışındaki varlık bir şirket adına bildirildiyse varlık şirketin kanuni defterlerine kaydedilmelidir.

Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, kaydedilen kıymetler karşılığında pasifte özel fon hesabı açacak. Bu fon:

  • Sermayenin bir unsuru sayılır,
  • Bildirim tarihinden itibaren iki yıl işletmeden çekilemez,
  • Sermayeye ekleme dışında başka amaçla kullanılamaz,
  • Tasfiye hâlinde vergilendirilmez,
  • Kanunda belirtilen devir ve bölünmelerde vergilendirmeye konu olmaz.

Varlığın Türkiye’ye iki ay içinde getirilmesi, muhasebe kaydının da iki ay sonra yapılabileceği anlamına gelmez. Kanun, kaydın bildirim tarihi itibarıyla yapılmasını öngörüyor.

Önümüzdeki hafta yayımlanacak ikinci bölümde, Türkiye'de bulunan ancak kayıtlarda yer almayan varlıklar bakımından varlık barışının uygulanmasını adım adım incelemeye devam edeceğiz.