Biliyorsunuz cuma günü akşam saatlerinde Halı Sarayının çatısında yangın çıktı. Tamirat ve tadilat yapan firmanın işçilerinin dikkatsizliği, eğer Büyükşehir Belediyesi olaya anında müdahale etmeseydi belki de ciddi sıkıntılar yaşanacaktı. Bu konuda çatı tamircilerinin çoğu maalesef işin bilincinde değil. Dahası çalışanları hiçbir şeye aldırış etmiyor. Çünkü çatılar çok sıcak ve azıcık üflesen alev alacak maddeler var. İşte çalışmaya ara verip mola sırasında dinlenmek için sigara içmeler başlıyor. 2 yıl önce komşu binanın çatısından biliyorum ucuz kurtuldular resmen. Burası da sanırım öyle. Bunu araştırdığım için yazıyorum, yoksa dünyanın spekülasyonu yapılıyor. Bilirsiniz bizim Antepliler dedikoduyu çok sever hemen bir kulp takılır. Bunda da halı sarayı yanarsa, oraya hastane yapılacak diyenler hemen piyasaya çıktı. Hani şu sanayiciler ve büyük firmaların fabrikalarında özellikle yaz aylarında yangınlar çıkar ve hemen "mal sahibi yakmıştır" diye söylentiler yapılır ya… Doğru yanlış vebali onların boynuna ama bu halı sarayındaki durumunu böyle bir kasta dayalı söylentiye bağlamak doğru değil…

İKİ YÖNETİCİ PROFİLİ İZLEDİK

Neyse gelelim asıl söyleyeceklerime… Yangınla birlikte Büyükşehir Belediyesinin itfaiyesi anında olay yerine yetişti ve söndürme çalışmalarına başladı. Bunun yanısıra çevre güvenliği alındı ve trafik akışı başka yönlere kaydırıldı. Bilahare yangın söndürüldükten sonra Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Sezer Cihan’ın görüntülü açıklamasını izledik. Cihan olayın başlangıcından itibaren orada bulunduğu için yaşananlar konusunda bilgi verdi. Aradan geçen sürede birde baktık ki, ortalıkta Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz bir videosu dolaşıyor… Zaten halı sarayı için yapılan yapılmış, bina boşaltılmış artık iş son raddeye gelmiş, ama sevgili Umut Başkan yanına kameramanı alarak koşa koşa binaya gelmiş... Sanki deprem yaşanmış gibi binanın içindeki işyerlerini dolaşıyor kapalı olan işyerlerinin camlarını tıklatarak "kimse var mı?" diyor. Görüntü eşliğinde bir telaş, bir acelecilik, koşa koşa merdivenleri çıkma, oradaki gariban bekçilere talimat verme, çıkın diye bağırma ve daha neler neler… Valla doğrusu isterseniz adeta küçük dilim tutuldu, gözlerim faltaşı gibi açıldı. “Bu ne ya?” dedim kendi kendime…

CUMHURBAŞKANI TAM DA BÖYLE ŞEYLER İÇİN UYARMIŞTI

Sonra toparlandım ve sevgili Umut Yılmaz başkanın bunları sosyal medyada ve tiktok denilen mecrada gözükmek, insanları etkilemek için yaptığını beni arayanlardan öğrendim… Demek ki, artık bu işler böyle yürüyor dedim kendi kendime… Hatta "bizim modamız geçmiş" diye ekledim beni arayanlara… Sonra ertesi gün bir baktık ki olay ulusal televizyonlara, internet sitelerine malzeme olmuş… O akıl almaz görüntüler dönüp dönüp veriliyor…

Şimdi bir şey var; o görüntüleri bizim gözümüzle değerlendirdiğimizde, bir belediye başkanına asla yakıştıramadığımız durumlar çıkıyor… Çünkü bu kişi yaklaşık bir milyonluk bir ilçenin belediye başkanı… Mutlaka bu yaptıklarını beğenenler hatta hoşlarına giden kesimler olacaktır. Hatta seçimi bu yöntemle kazandığını ileri sürünler de vardır... Ama genel değerlendirmeye alındığında aşırı şekilde eleştirilecektir. Nitekim öyle de oldu. Nitekim Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, sosyal medyada gösterişe kaçmayın diye yaptığı uyarılar tam da bunu tarif ediyor… İşte sadece bu olaya bakacak olursak, mevzubahis bu konuda seviyeli, ölçülü, insanın saygı ve merakla izlediği yönetici profili Sezer Cihan'ı görüyoruz karşımızda… Yani şimdi moda tabirle Sezer Cihan da kalkıp öyle hareketler yapsa, yanındaki kameramana talimatlar verse, sonra ekrana adeta nasıl olmuş diye baksa, aynısını Sezer Cihan içinde yazardım mutlaka…

AK PARTİ BUNU KALDIRAMAZ

Anlayacağınız artık insanlar değişiyor, yönetici profilleri değişiyor, onun içinde o düşünceye sahip olanlar bu söylediklerime karşın, belki de beni çağın gerisinde kalan birisi olarak görebilirler… Hepsini kabul ediyorum, ama asla ve asla onlara saygı duymuyorum. Çünkü benim ve gazetemizin üstlendiği bir misyonumuz var. O misyon saygınlık ve güvenirlilik üzerine kurulmuştur. Halkın sesini şehri yönetenlere duyurmak, hatta arada köprü görevi üstlenerek çözümler üretmektir. Aynı durum şehri yönetenler içinde geçerlidir… Bakın hepimiz sosyal medyada Vali Kemal Çeber’i de Fatma Şahin’i de hatta Mehmet Tahmazoğlu’nu da izliyoruz. Milletvekilleri ve il başkanlarını takip ediyoruz. Her ne kadar göreve geldiğinden beri nereye gitse etrafında ve arkasında 20-30 kişiyle gördüğümüz Sait Kılıç Başkan’ın bu görüntüyü vermesi tuhafıma gitse de bu onun tarzı diye geçiştiriyorum. Ama sevgili Umut Yılmaz’ın durumu ve pozisyonu kimseye benzemiyor… Dahası AK Parti bunu kaldıramaz. Ki zaten Cumhurbaşkanı söylemiş ve yapmayın demiş… Neyse artık fazla uzatmak istemiyorum, sadece abisi Özgür Yılmaz’ın söyleyemediklerini yaşça kendisinden büyük bir abisi olarak ben de söylüyor ve "bu uyarılara, tavsiyelere kulak ver" diyorum…

HEPİNİZE İYİ HAFTALAR