Haftayı kapatırken gündemin en dikkat çeken gelişmesi, Büyükşehir’in adeta beyni denilen 20 yıldan beri bir fiil hizmet veren Sezer Cihan’ın genel sekreterlik görevini bırakma kararıydı. Uzun süreden beri gerek ailesi gerekse eşi ve dahası kendisinin sağlık sorunlarını yaşadığını yakından bilen birisiyim. Bir şey daha bilirim, müthiş bir işkolik, belediyenin her şeyine koşan, (tabii Fatma Şahin ile asla kıyaslayamam o uçuyor çünkü) resmi kurumlar, özel sektörler, bakanlıklar, hatta bankalarla irtibatı belediye çıkarları doğrultusunda süper, hele proje üretilmesinde ve pratik zekayı hemen hayata geçirmesi Sezer Cihan’ı, Sezer Cihan yapan unsurlardı.
Konuştum tabii, birtakım sıkıntılar olduğunu ama en önemlisi eşinin ve kendisinin sağlık sorunu nedeniyle artık yorulduğunu söylemesi oldu. Nitekim Fatma Şahin devam etmesi için yakın arkadaşlarını aracı koymuş ama bir kere kararını vermiş bile, onun için fazla söz söylemek istemiyorum. Zaten Sayın Fatma Şahin ile de konuştum ve o da çok iyi şeyler söyledi. İşin başında sağlık olunca akan suların duracağını belirtti. Elbette birçok söylentiler çıkabilir, çıkarılır hatta belediye içinde sıkıntılar olduğunu, daha dahası Murat Özgüler ile çok fazla geçinemediği ileri sürülebilir. Doğru veya yanlış bunu bilemem, bildiğim tek şey, şimdilik izin yapan Sezer Cihan’ın ayrılmak istemesi, Fatma Şahin’in ısrar etmesine rağmen kararından vazgeçmemesi… Haliyle yerine zaten genel sekreterlik kadrosunda bulunan ve birçok bakanlıkta görev yapmış olan Abdullah Aksoy’un atanması, özel kaleme de Ahmet Alpaslan’ın getirilmesi. Şimdi belediyenin en önemli noktasında yeni isimler olacak. Umarım sıkıntılar yaşanmaz ve çarkın dişlileri tıkır tıkır işler… Başlıkta söylediğim gibi “Bir Sezer Cihan daha gelir mi?” diyerek noktayı koyuyorum… Durum budur sevgili okurlarımız…
MHP’Yİ YAZACAKTIM AMA VAZGEÇTİM
Geçelim siyasete ve özellikle Yeni Partiye… Aslında önce MHP’de olup bitenlerin ayrıntısını yazmaya niyetliydim ama vazgeçtim…Çünkü parti içinden ve talimatlı trolleri bu hafta beni eleştirme, hakaret etme, iftiraya yönelme zevkinden mahrum edeceğim… Kim bilir bunun için bile basınla ilişkili kişi bana yine gazetecilik dersi verebilir, trollerine talimat yağdırabilir… Ama abileri olduğum için, hemde bu partinin ve ülkü ocaklarının geçmişinde çok yaşanmışlığım olduğu için şimdi onlara bir iyilik yaparak partinin tarihini hatırlatayım da kısmen de olsa bir yerlerde sorulduğunda cevap verebilsinler… Milliyetçi Hareket Partisi 1969 tarihlerinde Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi (CKMP) adını değiştirmesiyle kurulmuştur. Yani MHP'nin doğrudan kökeni ve önceki ismi CKMP'dir. Dahası Alparslan Türkeş, 1965 yılında Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi'ne katıldı ve genel başkanı seçildi. 1969 yılında MHP'ye geçişin kurultayında partinin amblemi üç hilal olarak değiştirildi. Hatta 1980 Darbesi sonrası diğer tüm siyasi partiler gibi MHP de kapatıldı. Parti sırasıyla önce Muhafazakâr Parti, sonra Milliyetçi Çalışma Partisi (MÇP) (1985) adlarını aldı. Şimdiki MHP’ye dönüş ise1992 yılında gerçekleşti. Son bir bilgi daha, 1997 yılında Alpaslan Türkeş’in vefatından sonra yapılan genel kurulda Tuğrul Türkeş’e karşı adaylığını koyan Devlet Bahçeli seçimi kazandı ve genel başkanlığa seçildi. Şimdi aslında bana, kendilerine partinin tarihçesini öğrettiğim için teşekkür etmeliler ama kesinlikle öyle bir şey yapmazlar…
CHP’DEKİ ALIŞKANLIKLAR YENİ PARTİDE DEVAM ETMEMELİ
Neyse dönelim esas konumuz olan YENİ PARTİ konusuna…Gaziantep gerçekten çok heyecanlı. Benimde haftalardır ifade ettiğim gibi teşkilatların başına ve yönetimlerine yeni yüzler, yeni isimler, gençler ve kadınların getirilmesi fikri inanılmaz kabul gördü. Bir kere şunu söylemeliyim; köken CHP, şimdiki adı Yeni ama temelinde Atatürk bağı ve sevgisi olduğu için her ne kadar istifa edilse de atadan babadan gelen bir CHP’lilik ruhunu asla yok edemezler…Bu bir… İkincisi Gaziantep diğer illere oranla farklı bir il. Bu sözlerim herkesi kapsamıyor ama bugüne kadar önemli kesimde gördüklerimi mutlaka dile getirmeliyim… Hem partiye yeterince sahip çıkmazlar hem gençlere ve gerçekten hizmet verebilecek çok sayıda insana kapıları kapatırlar, üstelik siyaseti en iyi kendilerinin bildiğine inanır, öyle hareket ederler. Fikir üretemezler, ürettiklerinin temel sorunların çözümünde etkili olmayacağını bilmezler… Bunlar belirli sayıda ama işin tam göbeğinde oldukları için herkesin partiyi böyle değerlendirmesine sebep olurlar… Ben yıllardır boşuna mı söylüyorum CHP’de üst akıl yok sayılıyor, abilik yapacak olanlar küstürülüyor diye… Söyleyecek ve yazacak o kadar çok olaylar var ki, inanın Gaziantep Türkiye’de rekor kırar…
ERHAN DENİZ GÜNGEN’İN İL BAŞKANLIĞI TAMAM GİBİ
Şimdi yine o bahsettiklerim ufaktan ufaktan sahneye çıkıyor. Küçüklü gruplar halinde buluşuluyor, yine il ve ilçeler için kendi kendilerine gelin güvey oluyor, başkanlar ve yönetim bile belirliyorlar… Biliyorsunuz 2-3 haftadır bu konuda yaptığım değerlendirmeler için en yakın bildiklerim bile işlerine gelmediği için bana sallayıp duruyor. Ben PARTİ diyorum, onlar BEN diyor. Veya 5-10 kişi BİZ diyerek YENİ Parti’yi eski CHP anlayışına sokmak istiyor… Neyse ki, bunlar kabul görmüyor, çünkü çoğunun niyetleri ortaya çıktı, eskiden olduğu gibi “küçük olsun benim olsun” anlayışı duvara tosluyor. Niye derseniz, Yeni Parti Gaziantep’te ilk olarak kurucu il başkanı ve yönetimi için yeni isimleri sahaya sürecek. Bunlardan artık herkes konuştuğu için yazıyorum. Makine imalatçısı, Kalespor kulübü başkanı ve atadan CHP’li dediğimiz 28. Dönem milletvekili adayı olan Erhan Deniz Güngen ‘in kurucu il başkanı olarak atanacağa kesin gözle bakılıyor. Yeni ve yıpranmamış bir isim. Şimdi yıpratma sevdalıları çeşitli şeyler uydurabilirler ama genç ve idealist bir isim olan Erhan Deniz Güngen’in bunlardan etkileneceğini sanmıyorum. Ekibini titizlikle belirlediğini biliyorum. Atandığında listede sürpriz isimlerin olmasına muhtemel gözle bakıyorum…
HEPİNİZE İYİ HAFTALAR