Vergi daresinden bir yazı geldiğini düşünün. Kayıtlarınızdaki bazı faturaların riskli olduğu belirtiliyor ve sizden açıklama ya da düzeltme bekleniyor.

İlk refleks genellikle şu oluyor:

“Faturayı kayıtlardan çıkaralım, KDV’yi düzeltelim, vergisini ödeyelim ve konu kapansın.”

Peki, gerçekten kapanır mı?

Geçen haftaki yazımda, KURGAN kapsamında riskli görülen faturalarla ilgili bir yazı geldiğinde mükelleflerin neyle karşılaşabileceğini ve nasıl hareket etmeleri gerektiğini ele almıştım.

Bu hafta konuyu bir adım ileri taşıyalım. Çünkü faturanın KDV’sini indirimden çıkarmakla, o faturanın arkasındaki mal veya hizmetin hiç alınmadığını kabul etmek aynı şey değil.

Üstelik üzerinde yeterince düşünülmeden yapılan bir düzeltme, bazen bir sorunu çözerken başka sorunların ortaya çıkmasına neden olabilir.

O halde asıl mesele şu:

Riskli görülen bir faturayı kayıtlardan çıkarmak gerçekten sizi vergisel riskten kurtarır mı?

Riskli fatura, sahte fatura mıdır?

Önce bu ayrımı netleştirelim.

Bir faturanın veya faturayı düzenleyen mükellefin risk analiz sistemlerinde riskli görülmesi, o faturanın kendiliğinden sahte olduğu anlamına gelmez.

Vergi Usul Kanunu’nun 359’uncu maddesinde sahte belge, gerçek bir işlem veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belge olarak tanımlanıyor.

Dolayısıyla bakılması gereken ilk şey satıcının risk puanı değil, faturanın arkasındaki işlem olmalı:

Bu mal gerçekten alındı mı, bu hizmet gerçekten verildi mi?

Vergi Usul Kanunu’nun 3/B maddesindeki temel yaklaşım da zaten bu. Vergilendirmede vergiyi doğuran olayın ve bu olaya ilişkin işlemlerin gerçek mahiyeti esas.

KDV Genel Uygulama Tebliği’ndeki yaklaşım da benzer. Değerlendirme yapılırken yalnızca faturaya değil; mal hareketine, envantere, randımana, karşıt incelemelere, nakliyeye, ödeme ve tahsilatlara kadar uzanan bir dizi unsura bakılıyor.

Kısacası mesele yalnızca faturanın kendisi değil.

Asıl mesele, faturanın arkasında gerçek bir ticari işlemin bulunup bulunmadığı.

KDV’yi Düzeltince Her Şey Düzeliyor mu?

Bir örnek üzerinden gidelim.

Şirketiniz 10 milyon TL + KDV tutarında mal satın aldı. Mal işletmeye geldi, stoklara girdi ve daha sonra üretimde kullanıldı veya müşterilere satıldı. Fatura bedeli de banka üzerinden ödendi.

Aradan aylar geçti. Satıcı firma riskli olarak değerlendirildi ve size bu faturayla ilgili bir yazı geldi.

Siz de ileride sorun yaşamamak için faturadaki KDV’yi indirim hesaplarından çıkardınız.

Buraya kadar mesele yalnızca KDV gibi görünüyor.

Fakat faturanın tamamını muhasebe kayıtlarından çıkarmaya kalktığınız anda başka sorularla karşılaşırsınız:

O mal nereden geldi?

Stoklara nasıl girdi?

Satıldıysa satışını yaptığınız malın maliyeti nerede?

Üretimde kullanıldıysa üretilen mamulün maliyeti nasıl oluştu?

Dahası, 10 milyon TL’lik maliyeti bir anda kayıtlarınızdan çıkardığınızda şirketinizin brüt kâr oranı sektör gerçeklerinden ciddi biçimde uzaklaşıyorsa, bir riski ortadan kaldırmaya çalışırken başka bir risk göstergesi yaratmış olabilirsiniz.

İşte bu nedenle KDV yönünden yapılacak bir düzeltmeyle, ticari işlemin gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediği meselesini birbirine karıştırmamak gerekiyor.

Parayı Bankadan Ödediyseniz Sorun Çözülür mü?

Burada çok sık duyduğumuz bir savunma var:

“Ben parayı bankadan ödedim. Daha ne yapabilirim?”

Banka üzerinden ödeme elbette önemli bir delil. Ama tek başına her sorunu çözen bir güvence değil.

Danıştay Dördüncü Dairesinin E.2009/4029, K.2010/3462 sayılı kararında, sahte fatura iddiası değerlendirilirken fatura bedelinin çek ve banka aracılığıyla ödenmiş olmasının dikkate alınması gerektiği belirtiliyor.

Ancak Danıştay’ın diğer kararlarında banka hareketlerinin tek başına değil; faturayı düzenleyen işletmenin gerçek faaliyeti, çalışanları, işyeri, stokları, araçları, ticari kapasitesi ve diğer bulgularla birlikte değerlendirildiğini görüyoruz.

Dolayısıyla banka dekontu önemlidir ama işlemin gerçekliğini tek başına ortaya koymaz.

Güçlü olan tek bir belge değil, birbirini doğrulayan belgeler zinciridir.

İşlemin Gerçekliğini Nasıl Ortaya Koyabilirsiniz?

Riskli görülen bir faturayla ilgili yazı alan şirket, faturayı hemen kayıtlardan çıkarmak yerine, öncelikle işlemin gerçekten yapıldığını ortaya koyabilecek belge ve kayıtları gözden geçirmeli.

Fatura ve irsaliye var mı?

Ödeme kime ve hangi hesaba yapılmış?

Malı kim taşımış?

Nakliye faturası veya taşıma belgesi var mı?

Mal hangi depoya girmiş ve stok kayıtlarında görünüyor mu?

Üretimde kullanılmışsa hangi mamulün maliyetine girmiş?

Satılmışsa hangi satış faturalarıyla işletmeden çıkmış?

Sipariş, teklif, sözleşme veya ticari yazışmalar mevcut mu?

Bir de belki en önemlisi: Faturayı düzenleyen şirket, işlemin yapıldığı tarihte bu malı satabilecek veya bu hizmeti verebilecek ticari kapasiteye sahip miydi?

Bu sorulardan herhangi birinin cevabı tek başına yeterli olmayabilir. Ancak cevaplar birbirini tamamlıyorsa gerçek bir ticari işlemin izleri de ortaya çıkmaya başlar.

Bu nedenle şirketlere önerim oldukça basit:

Malı gerçekten aldıysanız, o malın işletmenize girişinden üretime veya satışa kadar uzanan ticari sürecini belgeleriyle ortaya koyabilmelisiniz.

Riskli Fatura Yazısı Geldiğinde Ne Yapmalı?

Burada iki yanlış refleks var.

Birincisi:

“Satıcı riskliymiş, hemen faturayı çıkaralım.”

İkincisi:

“Ben bankadan ödedim, hiçbir şey yapmam.”

İkisi de doğru değil.

Öncelikle işlemin gerçekten yapılıp yapılmadığına bakılmalı.

Mal veya hizmet gerçekte alınmamışsa elbette gerekli düzeltmeler yapılmalı.

Ancak işlem gerçekten gerçekleşmişse, faturayı düzenleyen şirket hakkında sonradan ortaya çıkan bir olumsuzluk nedeniyle ticari işlemin tamamını yok saymadan önce dosya dikkatle incelenmeli.

Çünkü bugün vergi idaresinin baktığı şey yalnızca elinizdeki fatura değil. Malın nereden geldiğine, nasıl taşındığına, nasıl ödendiğine, stoklara girip girmediğine, üretimde kullanılıp kullanılmadığına ve daha sonra nereye gittiğine de bakılıyor.

Bu nedenle KURGAN kapsamında riskli görülen faturalarla ilgili bir yazı geldiğinde ilk sorunuz:

“Bu faturayı kayıtlardan nasıl çıkarırım?”

olmamalı.

Asıl soru şu olmalı:

“Bu işlemin gerçekten gerçekleştiğini nasıl ortaya koyabilirim?”

Çünkü bazen şirketinizi vergisel riskten koruyacak olan şey bir düzeltme beyannamesi değil, gerçek ticari işlemi başından sonuna kadar ortaya koyan sağlam bir ispat dosyasıdır.