Türkiye açlığını, yokluğunu, eğitimde, sağlıkta yaşadığı sorunları unuttu. Kamu kaynaklarını yalayıp, yutan beşli çeteyi, doğa katliamını, köleleştirilen maden işçilerinin feryadını duymuyor bile. Diz boyu haksızlığı, bir türlü kendisi olamayan yargıyı, talimatla şekil alan celseleri kanıksadık.

Çözülemeyen, çözmek için hiç bir yasal ve yönetsel hamle yapılmayan, dahası giderek kangren hale gelen sorunlar yumağı halindeyiz.

Neyi konuşuyor, neleri analiz ediyoruz? Üzerine kafa patlattığımız konuların derinliğine ne kadar vakıfız?

Kendi fikrimiz var mı? Yoksa meseleleri iktidar erk’inin ve güç odaklarının işaret buyurduğu haliyle mi kabulleniyoruz ?

Günümüz koşullarında en başat mesele olarak toplumun önüne servis edilen “Butlan” hadisesi’ni dahi, basit bir iç çekişme ya da liderlik kavgası gibi gören bir aymazlıkla ya da bu derin ve girift bilmeceyi sıradan bir kayıkçı kavgası gibi toplumun damarlarına zerk eden medya tekeliyle karşı karşıyayız.

CHP’ye yapılan bu asimetrik saldırı milli sınırlar içindeki işbirlikçiler, milli sınırların dışındaki çok uluslu güç odakları tarafından senaryolaştırıldı.

Bir sol siyasi partide duruşunuz ve yer tutuşunuz demokrasiye sağladığınız katkı, insan hak ve özgürlükleri ilkesine taraf olarak ürettiğiniz davranış modelleri, ideolojik yapınız ve evrensel sol değerler liyakatınız için belirleyici olması gerekirken…

Kılıçdaroğlu ve yol arkadaşlarının yanlışın ötesinde, ihanetle karşılık bulacak bir emperyal projenin CHP içindeki truva atı misali rol üstlendiği ortada.

Kimsenin Kılıçdaroğlu ile bir arazi kavgası ya da şahsi bir husumeti yok. Mesele kıskançlık, haset ve hazımsızlık gibi ruhsal iç gelgitlerin de çok ötesinde.

Türk devleti ile birlikte kurulan, devletle yaşıt bir siyasal oluşuma karşı başlatılan 100 yıllık bir mücadelenin günümüz Türkiye’sinde şekil almış bir hali.

Büyük Atatürk’ten, Özgür Özel’e kadar uzanan bu sistematik saldırıların partiyi dizayn etmek üzere kurulan büyük bir tezgahın kronolojik evlerinden biri olduğu görülecektir.

Anti-emperyalist, anti-feodal “Türk Devrimi ”nin emperyal planlara 100 yıl rötar yaptırdığını açık ve net bir dille ifade eden emperyalist cephe, mutlaka alınması gereken rövanş olarak gördüğü, Türk devletine diz çöktürmek ve Anadolu’daki varlığını tamamen ortadan kaldırmaya yönelik plan ve projeler sinsi bir şekilde yürüyor.

Kılıçdaroğlu ise bu büyük oyunun küçük bir figüranı. Partiyi kirlerinden arındırmak, yolsuzluklara karşı mücadele vermek, kurucu kodlara dönüş, başlangıç ilkelerini yeniden amir güç hale getirmek savı, salt bu büyük plana meşruiyet zemini oluşturmak, CHP’yi ve toplumu bu emperyal ve işbirlikçi çullanma operasyonunu kutsayarak masumiyet kılıfıyla ambalajlamaya yönelik bir oyunun parçası.

Ancak, parçala (1) böl (2) etkisizleştir (3) müsellesi, bu oyuna su taşıyan figüran cepheyi giderek küçültürken, tam tersi bir şekilde asıl CHP’yi büyütüyor ve Özgür Özel’i giderek güçlenen bir siyasal lider olarak tarih sahnesine sürüyor.

İşte karşı bloğun muhasebe edemediği “rüzgara karşı işemek” gerçeği tam da burası.