1. YAZARLAR

  2. Tamer Abuşoğlu

  3. ORDULAŞMIŞ MİLLETTEN, ORDUYU HÜMAYUNA
Tamer Abuşoğlu

Tamer Abuşoğlu

Yazarın Tüm Yazıları >

ORDULAŞMIŞ MİLLETTEN, ORDUYU HÜMAYUNA

A+A-

Mehter ordunun önünde yürürken, gözyüzüne yükselen o gür ses bizi nerelere götürür ?

Hangi iklimden, hangi coğrafyaya savurur hiç düşündünüz mlü ?

"İleri ileri / Haydi ileri / Alalım düşmandan / Eski yerleri"

Türk ordusunun bugün Akçakale'den Tel Abyad'a, Ceylanpınarı'ndan Rasulayn'a girdiği o topraklar bizim topraklarımız.

Azez'den, Cerablus'tan, Halep'e hatta Şam'a varıncaya kadar derinliğine indiğimiz bu topraklar köklerimizin, tarihimizin, sosyolojimizin bizi firkat ateşiyle yaktığı, hüzne boğduğu topraklar.

Özcesi yabancısı değiliz bu kadim vatanın, Türk Ordusu'nun, bir düğüne gidermiş gibi girdiği bu topraklar iki sevgilinin kavuşma anına tanıklık ediyor, köklerimizle buluşuyoruz.

Bilen biliyor, orada ne için olduğumuzu. Bilmeyenler cahil cesaretiyle boş atıp dolu tutuyor, bir yerlere sallıyor aklınca.

Demek, her türden katiller sürüsü orada cirit atacak, gringolar okyanus ötesinden Cebeli Bereket'e ölüm ihraç edecek, Fars, Rus, türlü ecnebi, güruh Sam amcanın buldogları orada arz-ı endam edecek, bir tek Türklere yasak olacak ecdad yadigarı, imparatorluk bakiyesi Suriye.

Öyle mi ? Aklınıza şaşarım.

Şam, hükmetme kabiliyetini yitirmiş, ülkenin Kuzey'i Türkiye'nin Güney sınırı boyunca alarm veriyorsa, gireriz icazet almadan, izne tabi olmadan.

Zira herkesten çok hakkımız var o topraklarda ve o topraklarda vedahi Yemen'e kadar, bütün bir Ortadoğu coğrafyasında.

Geçelim ötesi tarafa Erbil'de, Musul'da, Telafer'de, Kerkük'te köklerimiz. Tuzhurmatu, Altınköprüa, Tazehurmatu.

Elazığ'dan, Diyarbakır'a oradan Kerkük'e uzanır Türkmen hoyratı. Bağdat düşmüşse gaflete, kuruturuz  bataklığı her daim sinekleriyle birlikte. Bugün bağdaş kurup oturduğmuuz Başika'da olduğu gibi.

Gireceğimiz yere gireriz. Sorun çözülüne kadar. Çıkacağımız zamanı ise yine biz belirleriz.

Zira atalarımızın ayak izlerini takipteyiz. Tıpkı Ortadoğu'da olduğu gibi Balkanlarda. Biz varız. Üsküp'te, Prizren'de, Saray Bosna'da, Priştina'da. Köklerimiz, soyumuz Rumeli coğrafyasında.

Biz Türk milletiyiz. Gök tanrının kutsadığı Türkleriz.

Dosta rahmet, düşmana gazap. Tanrının yeryüzündeki ordusu. Cezalandırmak ve mükafatlandırmak için görevlendirdiği. Peygamberin müjdelediği o emsal tanımayan ordu da biziz o kutlu millette biziz.

Yirmi bin yıllık ırkımın varlığıdır, insanlığın alnında parlayan güneş gibi. Onbin yıllık ezeli ve ebedi vatanımdır Anadolu.

Kimse yokken ben vardım bu topraklarda. Ebed'e kadar var olacağım yine burada. Beşbin yıllık ordumla, ordulaşmış milletimle.

Bugün Suriye'nin Kuzey'inde yürüyor Mehmedim. İşgal değil, merhamet ordusu, şefkat sancağı, peygamber ocağı Türk'ün ordusu.

Ne yazık. Yüce parlamentonun çatısı altında varlıkları dahi başlı başına bir kirlilik nedeni olanların bed sesleri çatal diline vuruyor.

Yunan generalleri gibi beyanat veren, ağzıyla çıkanlar Madrid'tekiler kadar olamadı. Katalanlarla, Basklılarla sorunu olan İspanya anladı bizi. Atilla'nın torunları elbette Budapeşte'de. İkbal'in memleketi Pakistan. Gerisi fasarya.

Barış Pınarı Harekatıyla ilgili son noktayı en gerçekçi ve akılcı yaklaşımla Rusya koydu.

"Türkiye'nin harekatı, Amerika'nın bölge politikasının bir sonucudur".

Doğru söze ne nedir ?

Son söz: Suriye meselesinin dünü, yanlışları ve doğruları ayrı bir zeminin tartışma konusudur. Gelinen bu son noktada bu durumu temcit pilavı gibi ısıtmanın kimseye bir faydası yok. An itibariyle hükümetin ve devletimizin yanındayız.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.