Yüksek enflasyonun gölgesinde geçen son yıllar, birçok işletmenin bilanço yapısını ciddi biçimde etkiledi. Özellikle amortismana tabi duran varlıkların defter değerlerinin, ekonomik gerçeklikten uzaklaşması hem finansal analizlerde hem de vergi planlamasında sıkıntılara yol açtı. Neyse ki Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298/Ç maddesi, bu tabloyu düzeltmek isteyenler için önemli bir imkân sunuyor. Bu yazıda, 2025 yılı sonu itibarıyla geçerli olan sürekli yeniden değerleme uygulamasını, sade ve uygulanabilir biçimde anlatacağız.
Yasal Dayanak ve Kapsam
Mükerrer 298/Ç maddesi, 7338 sayılı Kanun ile 2022 yılında yürürlüğe girdi. Amaç, enflasyon düzeltmesinin şartlarının oluşmadığı dönemlerde de işletmelere sabit kıymetlerini güncel değerden muhasebeleştirme hakkı tanımaktı. 2025 yılı için enflasyon düzeltmesinin ertelenmiş olması nedeniyle, bu uygulama 2025 yılı sonu itibarıyla yeniden gündeme geldi. Böylece, yılsonu bilançolarını gerçeğe uygun hale getirmek isteyen işletmeler bu fırsatı değerlendirebilecek.
Ancak bu uygulama her işletmeye açık değil. Sadece bilanço esasına göre defter tutan ve tam mükellef olan gelir veya kurumlar vergisi mükellefleri yararlanabiliyor. Limited, anonim, kollektif şirketler ile bilanço esasına göre defter tutan şahıs işletmeleri kapsam içinde. Öte yandan, dar mükellefler, serbest meslek erbabı, işletme hesabı esasına göre defter tutanlar ile Türk Lirası dışında para birimiyle defter tutanlar kapsam dışı bırakılmış. Ayrıca yalnızca altın veya gümüş alım satımı yapan işletmeler de bu haktan yararlanamıyor.
Hangi Kıymetler Değerlenebilir?
Uygulama, sadece amortismana tabi iktisadi kıymetler için geçerli. Bunlar arasında bina, makine, teçhizat, taşıt ve demirbaşlar gibi maddi duran varlıklar ile yazılım, patent gibi maddi olmayan duran varlıklar yer alır. Boş arsa ve araziler amortismana tabi olmadıkları için kapsam dışındadır. Ayrıca, sat-kirala-geri al işlemlerine konu edilen varlıklar ve kira sertifikalarına dayanak teşkil eden kıymetler de bu uygulamaya dahil değildir.
Yıl içinde ilk defa aktife alınan varlıklar için o yıl yeniden değerleme yapılamaz; en erken ertesi yıl sonunda bu haktan yararlanılabilir. Ancak geçmiş yıllarda aktife alınmış ve tamamen amorti edilmiş varlıklar değerlenebilir. Bu durumda değer artışı bilançonun pasifinde özel bir fon hesabına alınır.
Uygulama Adımları ve Oranlar
Yeniden değerleme işlemi ihtiyaridir. Mükellefler isterlerse uygular, istemezlerse hiçbir yaptırımı yoktur. Dileyen mükellef tüm varlıklarını ya da sadece belirli bir kısmını değerlemeye tabi tutabilir. Uygulama yıl sonunda veya geçici vergi dönemlerinde yapılabilir. Ancak geçmişe dönük değerleme yapılamaz.
İşlem oldukça basittir. İlk olarak, değerlemeye konu varlıkların defterde kayıtlı brüt değerleri ve birikmiş amortismanları belirlenir. Daha sonra, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından ilan edilen yeniden değerleme oranı ile bu tutarlar çarpılır. 2025 yılı için ilan edilen oran dikkate alınacaktır. Örneğin 1.000.000 TL brüt değere sahip bir makinenin yeni değeri 1.254.900 TL olur. (2025 Yılı Yeniden Değerleme Oranı % 25,49). Aynı oran birikmiş amortismana da uygulanır.
Elde edilen yeni değerler doğrultusunda varlığın net defter değeri artar. Bu artış, bilançonun pasifinde “yeniden değerleme artış fonu” adı altında özel bir hesapta izlenir. Bu fon, işletmeden çekilmediği sürece herhangi bir vergiye tabi tutulmaz.
Vergisel ve Mali Avantajlar
En dikkat çekici avantaj, bu işlemin tamamen vergisiz olmasıdır. Önceki tek seferlik yeniden değerleme uygulamalarında değer artışı üzerinden %2 oranında vergi ödeniyordu. Ancak mükerrer 298/Ç kapsamında böyle bir yükümlülük bulunmamaktadır. Bu da uygulamayı hem cazip hem de kolay uygulanabilir hale getiriyor.
Değer artışıyla birlikte amortisman matrahı da artar. Bu, ilerleyen yıllarda daha yüksek amortisman gideri yazılması anlamına gelir. Özellikle yüksek kârlılığa sahip şirketlerde, bu durum vergi matrahının azalmasını ve dolayısıyla daha az vergi ödenmesini sağlar. Böylece değerleme sadece bilanço açısından değil, nakit akışı bakımından da fayda sunar.
Özkaynakların artması ise başka bir avantajdır. Değer artışı fonu, pasif tarafta özkaynak gibi değerlendirilir. Bu durum işletmenin borç/özsermaye oranını iyileştirir, kredi değerliliğini artırır. Finansman gider kısıtlaması uygulamasında daha avantajlı konuma gelinmesi, örtülü sermaye hesaplamalarında lehe sonuçlar doğurması da dolaylı katkılardandır.
Nelere Dikkat Edilmeli?
Her ne kadar uygulama basit gibi görünse de, bazı teknik ayrıntılar göz ardı edilmemelidir. Öncelikle, doğru oran kullanımı ve muhasebe kaydı büyük önem taşır. Ayrıca, değer artış fonunun ilerleyen dönemlerde sermayeye ilavesi ya da işletmeden çekilmesi farklı vergisel sonuçlar doğuracaktır. Fonun sermayeye eklenmesi, vergisel açıdan en güvenli yoldur. Aksi durumda fonun çekildiği yıl bu tutar vergiye tabi kazanç sayılır.
Bir diğer önemli nokta ise kıymetin satışı. Yeniden değerleme yapılmış bir varlık satıldığında, değer artışı satış maliyetine eklenebilir. Bu sayede satış kazancı düşer ve daha az vergi ödenir. Ancak bu uygulamanın yapılabilmesi için fonun işletmeden çekilmemiş olması gerekir. Fonun çekilmiş veya başka hesaba aktarılmış olması durumunda bu avantaj ortadan kalkar.
Bilançoyu Güçlendiren Vergisiz Kazanç
Vergi ödemeden bilançoyu güncellemek ve gelecekteki vergi yükünü azaltmak her mükellefin isteyeceği bir imkândır. Mükerrer 298/Ç maddesi tam da bu noktada devreye giriyor. Özellikle 2025 yılı sonu itibarıyla bu uygulamadan yararlanmak, işletmelerin finansal tablolarını hem yasal çerçevede hem de reel anlamda daha güçlü hale getirebilir. Ancak uygulamanın teknik detayları doğru anlaşılmalı, belgeler dikkatli hazırlanmalı ve gerekirse uzman desteğiyle yürütülmelidir. Uygun zamanda, doğru yöntemle yapılan bir yeniden değerleme işletmenin hem bugünkü bilançosunu iyileştirir hem de işletmenin vergisel yükünü hafifletir.