Einstein'a sormuşlar; Dünyada yaşam nasıldır? Diye. Cevap çok net:
"Üst sınıf yaşar, orta sınıf şikayet eder, alt sınıf ise şükreder."
Ya inanç durumu?
"Üst sınıf paraya, orta sınıf lidere, alt sınıf da Tanrıya tapar."
O kadar net ifade edilmiş ki, inanın söyleyecek söz bulamıyorum. Ülkemizde şu anda çok az küçük bir azınlık en fazla zenginliğe sahip… Sosyal medyada rastladım bu tespite. Dr. İbrahim Can şunları yazmış..

%1’LİK ZENGİNİN SERVETİ VE KAHREDİCİ GERÇEKLER

*Türkiye’de en zengin %1’lik kesim, ülke toplam servetinin %38’ine sahiptir. En zengin %10’luk kesim ise toplam servetin %72’sini elinde bulundurmaktadır. Ahlakın çöktüğü toplumlarda kazanç meşruiyetini kaybeder; servet, liyakatle değil hileyle el değiştirir. Toplumsal pastanın hammaddesini üreten, onu pişiren ve servis eden geniş kitleler, çoğu zaman paylarına düşenle değil; geriye kalanlarla yaşamaya zorlanır. Pastaya ilk ulaşan ve onu ölçüsüzce tüketen dar bir azınlığın bu konumu, bireysel yetenek ya da üstün emekle değil; siyaset, sermaye ve organize çıkar yapılarının kesişiminde oluşan ayrıcalıklı ilişkiler ağıyla açıklanabilir. Bir toplum, kendisini yoksulluğa mahkûm edenleri siyasette ve iş dünyasında servet ve güç sahibi yaparak onlara itaat ederken; özellikle finans ve yönetim bilimleriyle refahı, mühendislikle kalkınmayı, tıpla sağlığı ve diğer bilimlerle medeniyeti mümkün kılan bilim insanlarını itibarsızlaştırıyor; buna karşılık ünlülere hayranlık duyarak ve din tacirlerini, şarlatanları ve dolandırıcıları kurtarıcı olarak yüceltiyorsa, yoksulluk artık yalnızca siyasi ve ekonomik idarecilerin dayattığı bir kader değil, toplumsal rızanın bilinçsizce ürettiği bir tercihe dönüşür. Dr. İbrahim Can

-Şimdi var mı bu değerlendirmeye itiraz eden? Ha mutlaka olacaktır, onlar da alt sıralardaki tespitte dile getirilmiş zaten…


ARTIK O ESKİ GÜZEL GÜNLERİ ZOR GÖRÜRÜZ

Ülke olarak gerçekten her yönüyle sıkıntılı dönemden geçiyoruz. Sınırlarımızın ötesinde resmen kıyamet kopuyor. Suriye’de işler yine karışık. Zaten bu gidişle düzelmesi imkânsız. Ki sanki öyle de olsun istiyorlar. Başta Amerika, sonra ortağı İsrail… Türkiye ile diyalog içinde gözüküyorlar ama kafalarının içindeki sanki çok farklı. Böyle giderse İsrail yavaş yavaş sınırımıza kadar yanaşacak. Yaptıklarıyla dünyada tüm ülkelerin kafasını karıştıran Trump'ın şimdilik gözüne İran’ı dikmesi, yarınlarda bu bölgenin kaosa sürükleneceğinin işareti sayılmalı. Zaten Yunanistan pusuda bekliyor. Rusya ise Türkiye ile iyi olduğu sürece ileri gitmiyor ama sıkıntı başlarsa onların da bizi çok sevdiğini söyleyemeyiz… Yani anlayacağınız dış politikada bir bilinmezliğe doğru sürükleniyor. Günlük hamleler günler sevinçler, ilerleyen haftalarda hep hayal kırıklığı getiriyor ülkemize… Daha Kürt olayı, İmralı meselesi, Apo’nun serbest bırakılması işini söylemiyorum. Kaldı ki böyle giderse o işte yatabilir. Kol kola girenler yan yana gelmeyecek noktaya getirilebilir. Apo’nun meclise gelmesi çağrısında bulunanlar, kurulan komisyonları dağıtabilir, eski düzene dönüş yapılabilir. O zaman sınırımızın güneyinde ciddi manada sıkıntılar yaşanabilir. Hesaplar şaşar, işbirlikleri bozulur, ülke yine gergin atmosferin içine sokulur… Yani anlayacağınız bu gidişat hiç hayra alamet değil…

BİZİ ÖYLE ALIŞTIRDILAR Kİ, ARTIK KADER GİBİ GÖRMEYE BAŞLADIK

Hepsi bir yana artık yüksek enflasyon yüzünden alım gücümüz tamamen düştü. Neye el atsanız ateş gibi. Eskiden kilo ile alınan her şey, şimdilerde taneyle veya yarım kile, 250 gram olarak alınmaya başladı. Pazar ucuz diye gidenlerin yarıdan fazla ye eli boş dönüyor ya çok az alışveriş yapabilir. En kötüsü ise, gün sonunu bekleyip pazarcıların çöpe atacakları ürünler. Genç, yaşlı kadınlarımız bunun için akşamı gözlüyor. Esnafın attığı bozulmak üzere olan sebze ve meyveleri toplamak için birbirleriyle yarışıyor. Emekliler zaten en sıkıntı çeken kesim oldu. Verilen zamlar belki onları rahatlatacak gibi görünebilir ama gelecek zamlar yüzünden yine eskiye dönecekleri çok net gözüküyor. Çünkü bu enflasyon ile baş edilmesi imkânsız hale gelmiş durumda. Bakın Dünya gıda enflasyonu ligindeki yerimiz, Güney Sudan, İran, Malavi ve Haiti'den sonra 5'nci sırada. Yani şimdi emeklilere zam yapıldı ya, bu enflasyon nedeniyle o yapılan zamlar, en kısa zamanda ürünlere getirilecek zamlar sonrası yine eskisinden daha kötü bir tablo yaratacak. Acı olan nedir biliyor musunuz, artık bunlara hiç şaşırmıyoruz. Çünkü BİZİ ALIŞTIRDILAR… Bunu 4 yıl önce bu köşede dile getirmiştim zaten. Ve her şey daha ilerledi. Düşünün o zaman çok pahalı dediğim benzin ve motorinin 25 lira olan litresinin şimdi iki mislinden fazlaya yükseldiğini gördük… Zaten bu gidişle yıl sonuna kadar 75 lirayı bulursa hiç şaşırmam…

SURİYELİ ŞİKAYETİ NİYE AZALDI?

Bir şey daha var tabii, dikkat ediyorsanız artık Suriyeli şikayetleri azaldı… Eskiden çok ses çıkardı şimdilerde çıkmaz oldu. Bunun iki nedeni var, 1- Alıştırıldık, 2- Ülkelerine gidecekler diye beklemeye koyulduk. Ama tekrar ediyorum, Gaziantep’teki Suriyelilerin, ülkelerinde bu kadar karmaşa olduktan sonra gideceğini sanıyorsanız, ben bunun gerçekleşeceğine asla inanmıyorum… Çünkü artık hepsi çoluk çocuk sahibi oldu, işyerleri açtı, Gaziantep’te yaşamaya alıştı. Hadi ana-baba belki gidelim diyebilir ama o çocuklar asla razı olmaz. Baksanıza gelen haberlere ve yaşananlara. Ki konuştuğumuz çok sayıda Suriyeli bu ortamda gitmeyi düşünmüyor. Ne zaman ki Suriye normalleşir, o zaman belki giden gidebilir. Hepsi asla gitmez…

HEPİNİZE İYİ HAFTALAR