Bu su konusu gerçekten çok hassas, çünkü hayatımızın en önemli ihtiyacı. Gaziantep olarak belli dönemlerde sıkıntısını yaşadık ama ciddi manada susuz kalmadık… Biliyorsunuz geçen sene müthiş bir kuraklık olmuştu. Ama Fatma Şahin öncülüğünde, GASKİ genel Müdürü ve ekibi tarafından inanılmaz bir strateji izlendi. Çevre bölgelerde yaşanan su sıkıntılarına karşın Gaziantep bu kuraklığı hissetmedi. Hatta suyun membası Kahramanmaraş bile aylarca susuz kaldı. Çünkü alt yapısının yetersizliğinden planlama ve proje hataları yapılınca asla su sıkıntısı çekmez denilen bu ilimizde insanlar resmen susuz bırakıldı. İşte bu noktadan hareketle Gaziantep’in su konusundaki hassasiyeti ve üretkenliği, mevcut şehrin coğrafi konum itibarıyla su havzalarına sahip olmayışı nedeniyle, bölgedeki barajlar ve havzalardan faydalanma projesi hep başarıyla yürütülmüştür.

SON ÜÇ BAŞKAN BU ŞEHRİN SUYU İÇİN BÜYÜK ÇABALAR GÖSTERDİ

Son 3 döneme imzasını koyan Celal Doğan, Asım Güzelbey ve Fatma Şahin’in su konusundaki hassasiyetlerini iyi bilenlerden birisiyim. Üçünün de su meselesindeki çabalarını asla unutamayız. Hele Suriyeli göçüyle birlikte 3 milyona yaklaşan nüfusun bulunduğu Gaziantep’te öyle ahım şahım su sıkıntısının çekilmeyişini Fatma Şahin ve GASKİ’nin önceki Genel müdürü Hüseyin Sönmezler ve ekibinin büyük başarısına borçlu olduğumuzu söylemeliyim… 1989 -2004 yıllarında Gaziantep’in Büyükşehir Belediye Başkanlığını yapan Celal Doğan bu şehre su ve kanalizasyon alt yapısını getirdiğinde o zamanlar farklı partilerde olmalarına rağmen rahmetli Mustafa Taşar’dan ciddi destek almıştı. Çünkü aslolan Gaziantep’in menfaatleriydi. O dönemde Celal Doğan, Gaziantep’te 1989 Mart tarihine kadar 140 kilometre su ve 140 kilometrede kanalizasyon şebekesi mevcut olduğunu, kendi dönemiyle birlikte eski şebekenin tamamının yenilendiği gibi, bin 100 kilometre kanalizasyon, bin 100 kilometre içme suyu, 52 kilometre yağmur suyu şebekesi yapıldığını açıklamıştı. O zamanlarda kente doğudan aşırı göç geliyordu. Kullanım ve tüketim o zamanlarda da aşırıydı, tasarruf konusu ciddiye alınmıyordu.

CELAL DOĞAN ZAMANI MUCİZELER YARATILDI

Bakın Celal Doğan, bu şehre Başkanlığı döneminde (1989-2004) şehrin su sorununu çözmek için Kahramanmaraş'ın Çağlayancerit ilçesine bağlı Helete (Düzbağ) beldesinden doğan Göksu Çayı'nın suyunu getirmişti. O dönemin GASKİ Genel Müdürü rahmetli Hasan Savrun’du…Çok başarılı ekibiyle birlikte Gaziantep için önemli projeler üretilmişti. Kahramanmaraşlılar şimdi Fatma Şahin’e gösterdikleri tepki gibi, bu projeyede tepki göstermişti. Ama Celal Doğan, ders niteliğinde bir açıklama yapmış ve Suyun bir bölgenin mülkiyeti olmadığını ve esas olanın suyun ihtiyacın olduğu yere gitmesi gerektiğini belirterek," Benim toprağımdan çıktı diyemezsiniz, kimin çok ihtiyacı varsa oraya verilir. Pazarcık ve Besni Gaziantep'e bağlıydı. Buna ne diyecekler? O nedenle su konusunda demagoji yapmaya kimsenin hakkı yok" demişti.

Gerçekten o dönemler Gaziantep için su konusu hayati noktaya ulaşmıştı. Çünkü Gaziantep'in coğrafi konumu itibarıyla kendi su havzası bulunmuyordu. Celal Doğan, şehre su temini konusunda verilen mücadeleleri anlatırken, "Bizdeki sular yeraltı suyu. Kartalkaya'dan suyu DSİ getirdi. Kartalkaya'dan ilk defa Gaziantep'e su 12 Eylül döneminde Ahmet Turan döneminde geldi. Bu DSİ projesiydi. 56 km, 3 tane pompaj istasyonuyla basmayla getirdiğimiz suydu" şeklinde konuşmuştu.

Hatta o dönemde İlk boru hattının beton olmasından ötürü patlamalar yaşanınca sonrasında çelik boru hatlarına geçilmişti. Ayrıca Kartalkaya'dan Gaziantep'in içme suyu olarak faydalanırken, Kahramanmaraş'ın bu suyunun da sulama amaçlı kullandığı dile getirilmişti.

ASIM GÜZELBEY’İN YAPTIKLARI DA UNUTULMAZ

Su konusunda bu şehir Asım Güzelbey’in de o dönemin GASKİ genel müdürü Fahrettin Uslusoy ile birlikte yaptıklarını unutamaz elbette. Asım Güzelbey, Mizmilli ve Kartalkaya’nın ardından şehre sıfır enerji maliyeti ile su sağlayacak üçüncü bir içme suyu kaynağının devreye girmesi için çok ciddi bir çaba sarfetmiş ve Gaziantep'in artan nüfus projeksiyonu ve yüksek enerji maliyetleri karşısında alternatif bir kaynak arayışına girmiş, Devlet Su İşleri (DSİ) ile birlikte önemli etüt çalışmalarını başlatmıştı. Bu çalışmalarda Gaziantep'in içme suyu içerisindeki yüksek enerji maliyetini ortadan kaldıracak, Gaziantep'e kendi cazibesiyle hiçbir şekilde terfiye, pompaya ihtiyaç duymayacak bir su temini için uzun yıllar boyunca bir fizibilite ve etüt çalışması içinde olduklarını ifade etmişti. Hatta bu çalışmalardan sonra, Gaziantep'e 110 kilometre mesafede, daha yüksek bir kotta yer alan Adıyaman'ın Gölbaşı ilçesinin kuzeybatı tarafındaki Göksu Nehri'nden üçüncü bir içme suyu kaynağı için faaliyete başladıklarını açıklamıştı.

Asım Güzelbey döneminde son olarak DÜZBAĞ olayı için GASKİ Müdürü Fahrettin Uslusoy ve ekibi çalışmalara başlamıştı. O zaman hatırlıyorum, DSİ, Düzbağ projesine karşıydı. Burası için daha alt kot'dan 3 terfi ile gelecek bir proje hazırlamış ve onu uygulamak istiyordu. Ama ilginçtir Güzelbey buna yanaşmamıştı. Hatta, zamanın Bakanı Veysel Eroğlu ile ciddi manada çekişme yaşanmıştı. Gazetelerin manşetine geçen Eroğlu’nun ‘’bir deli kuyuya bir taş attı, onu çıkarmaya çalışıyoruz’’ sözleri ülkede gündem olmuştu. Ama sonunda kazanan Gaziantep olmuş ve DÜZBAĞ projesi DSİ ile kararlaştırılmış ihale aşamasına getirilmişti. Bu projeyi hayata geçirmek Fatma Şahin’e nasip oldu. Çünkü Fatma Şahin hemen ihaleyi yaparak projeyi işleme koymuştu.

SU FİYATLARI CELAL DOĞAN’IN O BÜYÜK PROJESİNİ GÖLGEDE BIRAKMIŞTI

Şimdi gelelim son günlerde su fiyatlarının yüksek olmasına yönelik tepkilere. Hemen şunu belirtmeliyim; bir kere bu şehirde ne yaparsanız yapın ama suya zam yapmayın anlayışı Celal Doğan döneminden itibaren herkesin kafasına yerleşen bir bakış açısı olmuştur. Yukarıda okumuşsunuzdur Celal Doğan’ın neler yaptığını. Ama maliyetler nedeniyle o dönemlerde suya zam yapmak zorunda kalınışı, seçimin kaybedilmesinin en önemli gerekçesi olarak gösterilmiştir. O dönemde Celal Doğan seçim yaklaşırken suya indirim yapsa da maalesef sandıklara yansımamış ve seçimi Asım Güzelbey karşısında kaybetmiştir. Onun için bu su meselesi öyle hafife alınacak bir mesele değildir.

BİLİNMEYEN GERÇEKLER

Şu bir gerçek eğer geçen sene bu şehir yaşanan tüm kuraklığa rağmen su sıkıntısı çekmemişse, bilin ki Sayın Fatma Şahin’inde söylediği gibi, “Bugün şebekeye verdiğimiz içilebilir suyun yaklaşık %95’ini şehir sınırlarımız dışındaki havzalardan getiriyoruz. Bunun önemli bir bölümünü de yaklaşık 135 kilometre uzaklıktan, tüneller ve büyük iletim hatlarıyla şehrimize ulaştırdığımız Helete suyu oluşturuyor. Şehrimize kesintisiz su sağlayabilmek ve bugün birçok şehirde yaşanan su sorunlarının Gaziantep’te yaşanmaması için son yıllarda milyarlarca liralık altyapı yatırımı yaptık. Yeni iletim hatları, pompaj sistemleri, arıtma tesisleri ve sürdürülebilir kaynaklarla Gaziantep’in su altyapısını güçlendirdik.

Üstelik Gaziantep yüksek rakımlı bir şehir. Yani su kendiliğinden akıp gelmiyor; güçlü pompalarla, yüksek enerji kullanımıyla ve sürekli işletme maliyetleriyle şehrimize ulaşıyor. Tüm bu şartlara rağmen bugün Gaziantep’te içme suyunun satış fiyatı metreküp başına 48,7 TL seviyesinde uygulanıyor ve Gaziantep büyükşehirler arasında su fiyatında 11. sırada yer alıyor. Yani suyu en zor şartlarda temin eden şehirlerden biri olmamıza rağmen bu yükün önemli bir bölümünü belediye olarak biz üstleniyor ve vatandaşımıza yansıtmıyoruz” şeklindeki açıklaması aslında son derece ikna edici ve yaşanan gerçeklerin bilinmesine yöneliktir.

8 KÜÇÜK SU ŞİŞESİ FİYATINA EŞİT BİN LİTRE İÇME SUYU

Tüm bu gerçeklere karşın, yine de bu şehirde yaşayan bir kesimi ikna etmek zordur. Örnek bir küçük şişe suyuna 5-10 lira vermek gözümüze gelmez. Daha basitinden söylüyorum; tahmini en düşük rakamla söylüyorum 5 liralık küçük 9 adet su şişesinin parasıyla belediyenin bin litre olan suyuna 48.7 lira vermek gözüne gelir. Yani net olan tek şey şu ki, belediye vatandaşın satın aldığı 9 küçük şişe içme suyunun bedeli olan rakama karşılık, bin litre içme suyuna abonesinden sadece 48.7 lira almış olması. Ayrıca bu içme suyu ile her abone banyosunu, temizliğini, bulaşığını, dahası evinin önünü yıkıyor, bahçesini bostanını suluyor. Ne var ki, bunlar asla hesaplanmıyor. Çünkü faturayı görünce cinleri tepesine sıçrıyor. Şimdi zaten bu yazdıklarım geçmişe yönelik verdiğim bilgiler, su havzaları olmayan Gaziantep’e ne şartlarla su getiriliyor, bu zorluklar kimseyi ikna etmez. Fatma Şahin’in de açıkladığı gibi nihayetinde bu şehre su kendiliğinden akıp gelmiyor. Ben hep diyorum şu yanı başımızdaki Fırat’ın suyundan faydalanmak gerekiyor diye, ama onun da maliyeti önüme konulunca sesimi çıkaramıyorum… Bakın OSB Başkanı Cengiz Şimşek Fırat’tan organizeye suyu getirdi ama maliyetine bakıldığında ortaya büyük rakamlar çıktığını göreceksiniz. Anlayacağınız bu şehirde yaşayanların belli bir bölümü ciddi manada susuzluğu yaşamadığı için, mevcut durumun sağlanmasında neler yapıldığı ile hiç ilgilenmez. Varsa yoksa gelen faturadaki rakamlar. Tekrar ediyorum 9 şişe içme suyu bedeline, belediyenin bin litre şebeke suyu parası ödeniyor…

SON SÖZÜM;

Bu yazdıklarım ve verdiğim bilgilere karşın yine de zamlardan anası ağlayan, geçim sıkıntısı yaşayan, alım gücü kalmayan ve herkese borçlu hale gelen insanlarımızın tepkisini yok sayamam… Çünkü insanlar artık kira, elektrik, doğalgaz veya odun kömür paralarını ödeyemeyecek noktaya gelmiştir. Su fiyatları onları patlama noktasına getirmiştir.

HEPİNİZE İYİ HAFTALAR