7 TANE HIYAR SİZCE KAÇ LİRA TUTAR?
Tarih: 17.01.2022
Şaka gibi ama gerçek. Yani pahalılığın her türlüsüne alıştık ama marketten, hem de belediyenin bir marketinden bir kilo 375 gram ağırlığı olan paketlenmiş 7 tane hıyarın (SALATALIK) tam 21 lira tutacağına inanmazdım. Yani hıyarın 1 tanesi 3 lira. Bana gönderen kişi, “Biz mi hıyarız, o hıyarı bu fiyata satanlar mı hıyar” demiş. Doğrusu cevap veremedim. Ama artık meyve ve sebzelerin taneyle satıldığı, hatta birçoğunun yarısının daha dahası çeyreğinin satılacak hale geldiği ülkemizde ve şehrimizde bu gidişin sonu nereye varacak demeden geçemiyorum.

Şimdi bu haberi okuyunca mutlaka kafanız karışmıştır. Bu ne diye? Maalesef nereden nereye değil mi? Bizler 4 yıl önce bir kilo 350 gram tutan 7 hıyarın fiyatı 20 lira 61 kuruşa nasıl satılır? diye kıyameti koparırken, şimdi hıyarın 1 kilosunun 200-220 lira olmasına razı olur hale getirildik…
GERÇEKTEN UCUZLUK OLACAĞINA İNANIYOR MUSUNUZ?
Yani ipin ucu o kadar kaçırıldı ki, bırakın 4 sene önceyi bir sene hatta bir ay öncesinin fiyatlarının bile yerinde kalmadığına şahit oluyoruz… İşte tam bu çerçevede, Ticaret Bakanlığı marketlere denetimi aklına getirmiş ve harekete geçilmiş… Ne var ki bahsedilen firmalardan birisi olan OLİ marketin sahiplerinden Burhan Büyükkömürcü dün beni aradı ve kendileriyle ilgili herhangi bir durum olmadığı, bu yönde ceza veya uyarı gibi işlemlerin bulunmadığını iddia etti. Olur veya olmaz bunu bilemem, ama OLİ buna açıklık getiriyorsa diğer marketlerin durumu elbette kafamızı karıştıracak. Kaldı ki var olan gerçek, bu marketlerin birkaç kez denetime tabii tutulduktan sonra yine kendi hallerine bırakıldığı hepimiz tarafından biliniyor. Göstermelik bir iki denetim ve sonrasında her şey olduğu gibi devam ediyor. Hafta arasında yazdığım gibi, “Yani yıllardır başıboş bırak, serbest piyasa ve bizim yetkimizde değil denilerek parmakla sayılacak personellerle işi idare etmeye çalış, iş zıvanadan çıkınca bu kadar da olmaz denilerek harekete geçermiş gibi yap... Valla hiç inanasım yok fiyatların ineceğine ve normale dönüleceğine...Çünkü göstermelik denetim ve cezalarla bu işlerin düzeleceğine asla inanmıyorum. Ülkede tarım ve hayvancılık bitme noktasına gelsin, ithalatçılara mecbur bırakılsın, mazota akıl almaz biçimde zamlar yapılsın, çiftçi perişan edilsin, bunu fırsat bilenlere yıllarca seyirci kalınsın, şimdi göstermelik olarak harekete geçilip, birkaç markete ceza verip 1-2 gün kapatılmakla bu işin düzelmesi beklenilsin.”
BU SERBEST PİYASA İŞİ RAHMETLİ TURGUT ÖZAL’IN ESERİ
Eskiden meyve sebzelerin hal çıkış fişi, bakkallarda, manavlarda satış etiketinin arkasına iliştirilirdi. Yani bir ürünü satın alırken, satıcının kazancını aldığı ürüne bakarak görebilirdiniz. Çok da itiraz etmezdiniz tabii. Çünkü devletin kar marjı gereği satıcı da ona göre hareket ederdi. Şimdi o günler hayal oldu, ne hal çıkış fiyatı var ne de o asılı olan fişler… Yazıyorlar satış fiyatını dayıyorlar hepimize… Bu sadece sebze meyve işinde değil, her şeyde yapılıyor. Ne zaman ki, rahmetli Turgut Özal Türkiye'de 24 Ocak 1980 kararlarıyla serbest piyasa ekonomisine geçişi hayata geçirdi, işte o zaman ülkede bu korkunç uygulama başlatıldı. Rahmetli Süleyman Demirel hükümeti döneminde hazırlanan bu kararlar, Türkiye'nin ithal ikameci (devletçi) ekonomi modelinden, dışa açık, ihracat odaklı ve serbest piyasa modeline geçişini sağlamıştır. Bundaki amaç: Türk lirasının konvertibilitesi, ithalatın serbestleşmesi, özelleştirme, faiz oranlarının serbest kalması ve yabancı sermayenin teşvikinin hedeflenmesiydi. Yani dönüm noktası olarak 24 Ocak 1980 kararları, Türkiye ekonomisinde köklü bir yapısal dönüşümü başlatan neoliberal politikalar olarak kabul edilir. Bu kararlar, Türkiye'nin uluslararası piyasalara entegre olmasını ve devletçilik anlayışından uzaklaşarak özel sektör öncülüğünde büyümeyi hedeflemiştir. İşte ne olduysa bundan sonra olmuştur. İthalat anlayışı ön plana alınmış, tarım, hayvancılık o tarihten itibaren geriye saymıştır. Çiftçiler, üreticiler yavaş yavaş desteksiz bırakılmış, köyden şehre göç hızlanmış, şimdiki gibi üretim azalmış, hayvancılık bitirilme noktasına getirilmiştir…
AVRUPALILAR HEM UCUZ HEM KALİTELİSİNİ YİYOR
İşin trajikomik tarafı ise Avrupa da durumun bizden çok çok farklı oluşudur. Çünkü oralarda Tarım Sübvansiyonları (Ortak Tarım Politikası - OTP): Avrupa Birliği olarak, çiftçilere doğrudan ödemeler ve destekler sağlayarak üretim maliyetleri düşürülerek gıda arzının istikrarlı kalması sağlanmıştır.
Türkiye’de maalesef yıllar içinde KDV+ÖTV ve satıcının pazarlama sürecindeki (taşıma için mazot, benzin vb.) masrafları inanılmaz biçimde zam görmüştür. Öyle ki, bizim en kaliteli ürünlerimiz ihracat yoluyla Avrupa’ya giderken, yabancı vatandaşlara satış fiyatları Türkiye’den ucuza gelmektedir. İthalat ise zirve yapmıştır. Ne var ki ithal edilen ürünler ucuz fiyata satılacağına tam tersi bizlere pahalıya satılır hale gelmiştir. İşte eti görüyorsunuz, çoluk çocuk şirket kurmuş et ithaliyle Türkiye’de resmi kurumlar vasıtasıyla milyonlar kazanırken, vatandaş yine pahalıya et yemek zorunda bırakılmıştır… Onun için siz siz olun heyecana kapılmayın fiyatlar düşecek diye… Dünyada gıda enflasyonunda ilk 3 sırada yer alan bir ülkede hiç fiyatlar düşer mi?

GAZİANTEPLİ ATATÜRK
Gaziantep’in Türkiye’de hatta dünyada bilinirliği, özellikle kurtuluş savaşında gösterilen büyük özveri ve mücadele açısından bu kentin değerini üst seviyeye yükseltmiştir. Büyük lider Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Gaziantep halkının Kurtuluş Savaşı'ndaki büyük direnişine ithafen;
"Ben Anteplilerin gözlerinden nasıl öpmem ki, onlar yalnız Antep'i değil Türkiye'yi de kurtardılar" sözü Gaziantep'in milli mücadeledeki tarihi rolünü ve fedakarlığını vurgulayan en önemli ifadelerden biri olarak kabul edilmektedir.

Dahası var tabii… Atatürk'ün Gaziantep'e Dair İltifatı: Gaziantep halkının cesaretini takdir eden sözlerinden sonra, 26 Ocak 1933 tarihinde şehrimizi ziyareti sırasında da büyük bir sevgiyle karşılanmıştır. Kahramanlık Nişanesi olarak Atatürk, Antep müdafaasının önemini bu sözle taçlandırmış ve şehir 8 Şubat 1921'de "Gazi" unvanını almıştır. Haliyle Gaziantep halkı, Atatürk'ü hemşehrileri kabul etmiş ve Atatürk, Bey Mahallesi nüfusuna kaydedilerek resmen Gaziantepli olmuştur. Böylece Gaziantep'te hemşerilik beratı ve payesi, en bilinen ve tarihi öneme sahip isim Gazi Mustafa Kemal Atatürk'tür.
Bu şehir için Atatürk’ün değeri tarif edilemez şekilde büyüktür. Bu şehir böylesine önemli unvanı, hemşerilik beratı ve payesinin hak edenlere verilmesine şapka çıkartır… Aksi halinde tavrını koyar. Onun içindir ki, bu konuda çok hassastır… Çünkü bu şehir Atatürk şehridir… Hatırlatmak istedim…
HEPİNİZE İYİ HAFTALAR