2026 yılının ilk Haftaya Bakışından hepinize iyi seneler diliyorum. Dikkat ediyormusunuz, son yıllarda her sene sonunda ülke olarak, şehir olarak, birey olarak yaşadığımız olumsuzluklardan dolayı “inşallah bir daha böyle bir yıl görmeyiz” İnanıyorum ki, bu sene sonunda yine aynı şeyleri yazacak söyleyeceğiz… Yani bizim gibi ülkeler artık geleceğe umutlu bakamıyor. Bu genel karamsar bakış, bana göre ülkede yaşayanların yüzde 70, hatta 80’ini kapsıyor. Yani insanlar mutlu değil, umutlu ama umutsuzluk daha ağır basıyor.
*Eğitimde sistem değiştiriliyor matematik ve fen bilimlerinden uzaklaşılıyor yavaş yavaş…
*Öğrencilerin büyük bölümü okula aç gidip aç dönüyor…
*Üniversitelerde barınma krizi her yıl artıyor, sağlıklı yemek çıkmıyor, ne kadar bozuk bakliyat ürünleri, kokmuş et ve tavuk varsa öğrencilere yedirilmek isteniyor.
*Yargı halkın en çok güven duyduğu kurum olmaktan yapılan son tüm anketlerde tartışılacak noktaya geldi.
*İllegalite adeta özgürleşti, uyuşturucu ülkenin en önemli kesimine kadar ulaştı. *Gençler mafyalaştı, kontrolden çıktı, her mahallede çeteler oluştu.
*Okumuş eğitimli gençler çareyi ülkeyi terk etmede bulurken, bulamayanlar gidebilmek için önlerine çıkarılan engelleri aşma derdine düştü.
*Zaten yaşam iyice zorlaştı, pahalılık özgürleşti, isteyen istediği kadar fiyatlarla oynama keyfiyetine kavuştu.
*Esnafta eski Ahilik geleneği sözde var, özde can çekişir hale geldi. Kör tuttuğunu öpecek hale dönüştürüldü…
*Gıdalar başta olmak üzere tüm üretilen her şeyde hile hurda işleri sınır tanımaz hale dönüştü.
*Halk fakirleşti, alım gücü dibe vurdu, asgari ücretlinin aldığı maaş kiraya yetmez oldu.
*Yıllarını ülkesine adayan, vergisin veren sigortasını ödeyen emekliler için kendilerine verilen değer ve layık görülen maaşlarla “adeta ölsün” denilmeye başladı.
*Enflasyonda Avrupa'da birinci dünyada ilk 5 arasında yer alır hale gelindi. Anlayacağınız yaşanabilir bir ülkeden yaşanılamayacak ülkeye doğru hızla ilerliyoruz her sene…
*Onun için bu anlayışla, bu gidişatla, bu kafalarla 2026 için de çok iyi şeyler söyleyemiyorum… Keşke söyleyebilsem….
ARTIK KİTAPLARIMI YAZMAYA MECBURUM
Bu kadar olumsuzluk inanın yazarken bile içimi karattı… Ki daha yazacak o kadar olumsuzluk var ki, ne bu köşeye nede kitaplara sığar… Kitap dedim de aklıma geldi. Günlük koşuşturmalardan, yaşamın acımasızlığından yazmam gereken kitaplar için inanın kendime zaman ayıramıyorum. Oysa yaşanmışlıklarım var, ihanetlere ve iftira saldırılarına uğramışlığım var… O kadar olumsuz yönlü kötülüklere maruz kalmış varlarım var ki, gerçekten bir yazıp bitirebilsem kesinlikle şaşıracaksınız... Hep yazacağım diyorum ama yazamıyorum. Şimdi bunları sizlerle paylaşarak kendimi 2026’ya şartlandıracağım. Yani artık ne erteleme ne öteleme olmayacak böylece…
ÖYLE BİR YAŞANMIŞLIK VAR Kİ, GERÇEKTEN ÇOK ŞAŞIRACAKSINIZ
Yazacağım kitapta yaşanmışlıklarım içerisinde 3 kez fiziki saldırıya maruz kalışım, birisinde eşimle birlikte ikimize birden yapılan kalleş saldırıda beyin ameliyatı olmuşluğum var. En korkuncu hastane raporları, emniyette ve jandarmada gizli oyunlar, Adliyede akıl almaz dosya düzenlemeleri ve tüm bunlara karşı verilen büyük mücadelem var… Üniversite hastanesinde kaybettirilen raporlarım var. Ziyaretime gelen saldırıyı planlayanlar var… Ve bunlara karşın saldırganları bulabilmek, yakalatabilmek ve robot resimlerini yayınlamak istemeyen yetkililerle mücadelem var. Sonrasında ilahi adaletin yerine gelişleri var… Gaziantepspor zamanında gördüklerim, bildiklerim ve yaşadığım olumlu olumsuz ne varsa, öğrenince çok şaşıracağınız gerçeklerim var… Hele Gaziantep’te gazetecilik yapmanın bedellerini mutlaka ama mutlaka yazmalıyım. Çünkü en büyük kötülüklerin içerisinde yer alan meslektaşlarım var…
GAZETE OLARAK KENT ADINA YAPTIKLARIMIZ DÜNYALARA BEDEL
Sevgili okurlarımız inanın bu noktaya gelene kadar ne bedeller ödedim hepimizin bilmesi gerek… Şehrin hafızası yerine geçebilecek siyasi ve bürokrasi yaşanmışlıkları anlatmam lazım. Kent kültürü, sosyal yönlü yaşanmışlıklar var... Bir Zeugma olayı var ki, akıl havsala almayacak tezgahlar ve gizli ilişkileri nasıl ortaya çıkarttığımızın hikayesi var… Gaziantep Kalesini kurtarma adına gazete olarak oluşturduğumuz ve kurulmasını sağladığımız “Kale İzleme Komitesi” konusunda büyük çabamızın hikayesi var. Hele havaalanı yolu ve ILS cihazı için neler yaptıklarımız ve yaşadıklarımız var… Daha Digitürk’teki yorumculuğum öncesi, sırası ve sonrasında yaşadıklarım var ki, gerçekten nefesiniz kesilecek. Ulusal nitelikte yer almış olmamın en zirve noktası olan Digitürk’te 7 yıl süren futbol yorumculuğumu engellemek isteyen sevgili hemşerilerim ve meslektaşlarım var. Kısa adı TSYD olan Türkiye Spor Yazarları Derneği Gaziantep Temsilcisi iken başıma neler getirildiğini hatta bunun için meslektaş saldırılarına uğradığımı öğrendiğinizde gerçekten şok olacaksınız…
GAZİANTEP’E İLK HAMBURGERİ GETİREN, İLK BUTİĞİ AÇAN KİMDİR DERSİNİZ?
Yani anlayacağınız gördüğünüz ve bildiğiniz kadarıyla Tabakhane semtinde doğan, fakir bir Berberin çocuğu olan Ökkeş Özekşi’nin öyle bir hayat hikayesi var ki, gerçekten inanamayacaksınız. Aktif gazeteciliğe başlamadan önce ticari hayatımda Gaziantep’e İlk Hamburgeri getiren, ilk Butiği açan bir müteşebbis olduğumu öğrenince “yok artık” diyeceksiniz… Hamburger ekmeğini yaptıramadığımız Gaziantep’te aylar boyu bu ekmeği Adana’dan getirmek zorunda kalışımızı öğreneceksiniz bu kitapta.
Yani eğer yazmaya başladığımda ki, 2026’da ne olursa olsun yapacağım bunu, çıkacak kitapta Ökkeş Özekşi’yi daha iyi görecek daha iyi anlayacaksınız… Çünkü yoksulluk içinde büyüyen, yamalı pantolonlu, naylon ayakkabılı, babasının eski kıyafetlerini dikerek bizlere giydiren, kulakları duymayan terzi annenin dünyaya getirdiği Ökkeş Özekşi’yi daha iyi tanıma fırsatı bulacaksınız. Üstelik yüksel okullara gönderilemeyen, kendi okulunu kendisi yaratan, kendi eğitimini kendisi gören, darbelere, ihanetlere, kötülüklere, iftiralara karşın dimdik ayakta duran, şehri için mücadele veren, Gazi torunu olup, alnında şerefle taşıdığı Gaziantep Kimliğine sahip bir Ökkeş Özekşi’nin bu yaşanmışlığını kitaba çevirme yılı Allah kısmet ederse 2026 olacak…
YİNE DE HER NE OLURSA OLSUN, HEPİNİZE İYİ BİR SENE GEÇİRMENİZİ DİLİYORUM…