Yazı dizimizin 2.sine hoşgeldiniz. Bu hafta Alt Yapıda Veli-Antrenör-Kulüp üçgeninin 'Veli Tarafını' ele alacağız. Velilerimiz için çokça düşündürücü, belki biraz sinirlendirici ama faydalı olacağına inandığım birkaç konuyu açacağım. Öncelikle, her insanın evlatlarının iyi yerlere gelmesi ve başarılı olmasını istemesi kadar doğal bir şey yok, bunu kabul ediyorum. Ancak fazla sahiplenici davranıyor olmak, çocuklarımıza nasıl bir fayda sağlıyor, orası büyük bir soru işareti.

Yaklaşık 6 yıl önce yine Gaziantep27'de yazdığım 'Futbolcu Velisi Olmak' isimli köşe yazısından bu yana değişen bir çok şey oldu. İnsanlar daha bilinçli (burada sadece velileri kastetmiyorum, toplumun geneli için geçerli) olacakları yerde malesef daha da geriye gitti. O günkü yazıda da belirttiğim gibi veliler temelde 3'e ayrılıyor.

1). Oyuncunun teknik, taktik, kadro, performans gibi her haline müdahale eden ‘hırslı veli’.

2). Oyuncuyu hocaya emanet edip, arkasını dönüp hiç ilgilenmeyen antrenman ve maç günlerini bile bilmeyen ‘rahat veli’.

3). Oyuncuyu doğru yönlendiren, gerektiğinde yanında olan, antrenörün işine karışmayan, çocuğunun sporcu yaşantısına sahip olabilmesi için gerekli imkanları sağlamaya çalışan ‘bilinçli veli’.

Hırslı Veliler, kulis yapmaktan, araya adam sokmaya, torpil arayışlarından, çocuklarına baskı yapmaya, taktik vermekten, rakiple kavga etmeye, hakeme küfür etmekten antrenör eleştirmeye kadar bir çok hatalar silsilesinde başrol oynuyor. İftiralar, bağırışmalar, gerginlikler ve kaos ortamı... Neticesinde doğru yetiştirilemeyen, en güzel yılları heba edilen ve hedefe ulaşamayan genç sporcular. Daha da kötüsü; bu Hırslı Veliler kendi kişisel hırsları neticesinde de, çocuklarının üzerinden hamle yapmaktan, onları belki de kendi hırslarına alet etmekten de geri durmuyorlar. Bu tarzın kimseye bir faydası olmayacağı, genç bir sporcunun hayallerine taş koyacağı gerçeği dağ gibi duruyor önümüzde. Kaş yapayım derken göz çıkarmanın örneğini izliyorum bu güruhta yıllardır. Oğlu sahadayken tribünden 'rakibe yakın oyna' diye bağıran bir velinin, 'bas, döndürme' diye uyaran bir velinin sporcunun üzerinde uyguladığı baskı , inanın, performansını olumlu yönde etkilemiyor. Dahası bu baskı oyuncuyu daha stresli bir hale getiriyor.

'Rahat Veli' için söylenebilecek çok da bir şey yok açıkçası. İlgisiz bir veliye , "çocuğunla ilgilenmelisin, beslenmesine ve dinlenmesine dikkat etmelisin, doğru yönlendirmelisin, ihtiyaç duyduğunda yanında olduğunu hissettirmelisin" demenin pek bir faydası olur mu, emin değilim.

Peki 'bilinçli veli' ne yapmalı, nasıl davranmalı? Sporcu Velisi Olmak' çok zordur. Çünkü çok küçük yaşlarda başlar öğrenme süreci. Çocuğunuzun büyüme evresinde bir yandan kendi nedeniyle mücadelesini sürdürürken öte yandan da fiziksel/zihinsel değişimlere adapte olma çabası içinde olduğuna şahit olursunuz. Performans dalgalanmaları, odak kayıpları, dönem dönem isteksizlikler, hayal kırıklıkları, öz güven kayıpları bu süreçte yaşananlardan sadece birkaçı. Bilinçli bir veli, bu durumları sakin ve soğukkanlı karşılamalı, çocuğuna destek vermeli gerekirse profesyonel destek almalı ve kulüple iletişim içinde olmalı. Burada şu noktaya dikkat çekmek istiyorum, kulüple iletişim ne senede 1 kez olmalı ne de her hafta! Belirli periyotlarla ne yapılması gerektiği ve çocuğun gelişimi ile ilgili bilgi alışverişinde bulunulan görüşmeler yapılmalı. Siz çocuğunuzu düşünmez onunla ilgilenmezseniz kusura bakmayın bunu sizin yerinize bir başkası yapmaz.

Yazı dizisinin bundan sonraki bölümlerinde konuyu antrenör ve kulüp ekseninde değerlendireceğiz. Bir sonraki yazıda buluşmak üzere, şimdilik hoşçakalın