Günümüzde çiftler, aralarındaki anlaşmazlıkları çözmek için giderek artan oranda yapay zeka uygulamalarına başvuruyor. Bu eğilimin ilişkilerde yeni bir savunma alanı yarattığına dikkat çeken Çift Terapisti Dr. Psk. Sevilay Abudaram, partneriyle konuşmak yerine sorunu bir algoritmaya danışmanın sistemik teoride “üçgenleşme” olarak adlandırılan savunma mekanizmasının dijital bir yansıması olduğunu vurguluyor.

İlişkilerde yaşanan sorunlar ve belirsizlikler karşısında çiftler, giderek daha sık yapay zekaya yöneliyor. Partnerler, eşiyle yüzleşmenin getireceği kaygı, hüzün, korku gibi zor duygulardan kaçmak için yapay zekayı bir tampon olarak kullanıyor. Bir başka deyişle, ilişkilerine bir üçüncüyü dahil ediyor. Yapay zekaya başvuran kişi yapay zekayla ittifak kurmaya çalışarak, partnerine karşı elini güçlendirmeyi amaçlıyor ve böylelikle partnere karşı bir savunma alanı yaratıyor. Bu tablo, ilişkide adeta bir mücadele alanı oluşmasına ve eşlerin birbirlerine kimin haklı olduğunu ispat etmeye çalışmasına neden olan sağlıksız bir durumu ortaya çıkarıyor.

İlişkilerde sorunlar yaşandığında ya da belirsizliklerle karşı karşıya kalındığında, bireylerin en sık hissettiği duyguların başında çaresizlik, kaygı ve üzüntü geliyor. Bu duygularla birlikte, sorunun hızlıca çözülmesi ve belirsizliklerin ortadan kalkması yönünde güçlü bir beklenti oluşuyor. Çift Terapisti Dr. Psk. Sevilay Abudaram, partnerle konuşup sorunu masaya yatırmak ve çözüm üretmek yerine, daha kolay ve zahmetsiz olduğu düşünülen ChatGPT gibi yapay zeka uygulamalarına yönelme eğilimi öne çıktığını belirtiyor.

Yapay Zeka, İlişkilerde Belirsizlikten Kaçışın Dijital Yolu

Eşlerin bu yollara başvurmasındaki en önemli sebebin belirsizliklerden kurtulmak olduğunu söyleyen Çift Terapisti Dr. Psk. Sevilay Abudaram, “Sorun yaşandığında, eşiyle yaşadığı problemlerin çözülemeyeceğine dair yoğun kaygı ve korku hisseden bireyler, partnerleriyle konuşmayı ya da tartışmayı tercih etmeyip bu duygularla yüzleşmek yerine, çözümü yapay zeka asistanlarına danışmakta arıyor. Bu tutum sorun yokmuş gibi davranma, odağı başka bir noktaya kaydırma ya da eşin ne düşündüğünü varsayma gibi hatalı baş etme biçimlerinin teknolojik bir yansımasıdır. Eşiyle tartışan bireylerin, haklı olup olmadıklarını ya da partnerlerinin ne hissettiğini ChatGPT’ye sorması ise oldukça endişe verici bir tabloyu ortaya koyuyor. Teknoloji hayatı kolaylaştırsa da bir ilişkiyi bir algoritmaya emanet etmek, o ilişkiyi farkında olmadan sona doğru sürükleyebiliyor.

Oysa asıl mesele, bir sorun ya da tartışma yaşandığında kişinin eşinin gözündeki ve gönlündeki yerinden emin olamaması ne kadar değerli, ne kadar sevilebilir ve ne kadar vazgeçilmez olduğunu sorgulamasıdır. Bu güven duygusu zedelendiğinde, birey yanıtını bilmediği soruları ChatGPT’ye yöneltme eğilimi gösteriyor. İlişkiyi iyileştirmek ve daha sağlıklı hale getirmek amacıyla kurulan bu yapay zeka ittifakları ise çoğu zaman ilişkinin daha da karmaşıklaşmasına neden oluyor. Bireyin kendisini daha güvensiz, daha kaygılı ve daha korkulu hissetmesine yol açıyor.” açıklamalarında bulundu.