Nurdağı ve Nizip yolları insanlar için kabus oldu. Hele Nurdağı... Yıllardır bu yolda yaşanan kazaları artık sayamaz, ölen ve yaralanları hatırlayamaz olduk. Oysa bu iktidar ve Gaziantep’i yönetenler gerçekten Nurdağı için deprem sonrası büyük fedakarlıklar yaptı. O çöken yolları onardı, yeni yollar açtı. Ama nedense belirli kavşak ve bölümlerde meydana gelen kazaları önleme konusunda başarılı olamadı. Oysa bazı Milletvekillerimiz sürekli açıklama yaptı, hatta aynı durum Nizip için de geçerli. Ama bir türlü sonuçlanmıyor. Bu işin farklı yönü, birde asıl mesele var ki araç sürücülerin sorumsuzlukları ve çoğunun dikkatsizlikleri. İşte orası daha felaket. Kamyoncular bir alem, minibüs ve otobüsler ayrı alem, özel araçlar ise sanki yarış pistindeymiş gibi basıyorlar gaza... Ne kural ne hız sınırı vallahi umursadıkları yok. Sonra meydana gelen kazalar, hayatını kaybedenler, sakat kalanlar, harap olan araçlar... Yani hiç kimse ders almıyor nedense...
BU ŞEHİRDE SÜRÜCÜLERİN BÜYÜK KISMI KURAL BİLMİYOR
Madem trafikten ve kazalardan başladık o zaman biraz da şehir içine girelim. Hepimiz araç kullanıyoruz ama inanın Gaziantep’te araç kullananların yüzde 70’den fazlası kuralları bilmiyor. Kavşak kültürü yok, ışıklarda hiç yok. Bazı araç kullananlar o kadar saygısız ki, önündeki araçları kornalarla, dahası gündüz gece demeden farları yakarak taciz ediyor. Adam sağa dönecek ışıklarda en sola geçiyor veya tam tersi. Bunun yanı sıra en yoğun kavşaklarda mutlaka birkaç araç ışıkların yanına park edince yolun bir şeridini işlemez hale getiriyor. Geçmiş yıllarda hep yazmıştım, şehrin belirli kavşaklarında özellikle yoğun olduğu saatlerde buralara ya polis veya trafik zabıta konularak trafiğin akışını hızlandırmasını sağlanabilir demiştim. Maalesef hiç yol alınmalı.
DİREKSİYON BAŞINDA TELEFON HASTALIĞI
Hele şu telefon hastalığı tam ibretlik. Bırakın ışıklarda telefonla uğraşmayı, araç hareket halinde iken bile telefona bakıyor veya hararetli şekilde konuşuyor. Haliyle dikkatleri dağılıyor ve kazalar kaçınılmaz oluyor. Adam kırmızı ışık yanar yanmaz hemen telefona sarılıyor ve sosyal medyaya dalıyor. Tabii süreç geçiyor yeşil ışık yanıyor görmüyor, ancak arkadan kornalar çalınınca hareket ediyor. Bazıları kendilerini uyaranlara el kol hareketiyle tepki gösteriyor. Birde hız sınırı var tabii... Son zamanlarda bazı bölgelerde hız ölçümü yapan araçlar konuluyor. Bunun da bilinmesi için o trafik aracının yaklaşık 500 metre uzağına radar işareti konuluyor. Bir kere bunu sevdim, çünkü gerçekten yararı oluyor. Ama o mesafeyi sınırlı hızla geçenler, sonra basıyorlar gaza. Sanki trafik aracına varana kadar hız sınırı 70 veya 80, sonrası 100-120 veya daha fazlası. Oysa yol aynı yol ve hızın da aynı olması gerekiyor. Ama onlar öyle düşünmüyor. Üstelik önündeki araçların kenara çekilmesi için kornayla taciz ediyorlar.
AMBULANSA YOL VERMEYENLERİN YAŞADIĞI BİR ŞEHİR GAZİANTEP
Yazacak o kadar olumsuzluklar var ki akıl almaz biçimde. Tam ışıklarda bekliyorsunuz, arkadan ambulans geliyor haliyle önündeki araçların kenara çekilmesi veya hemen hızlanması lazım... Ama ne yazık ki kimse oralı olmuyor, birde kavşakta araç kuyrukları kalabalık olunca yol açılamıyor. Bu arada en öndeki araçlar da kımıldamıyor, çünkü onlarda da ceza yeme korkusu var. Hatta bazılarını sormuştum niye ambulansa yol vermiyorsun diye, onlar da bana ben yol verirsem kırmızı ışıkta geçtim diye ceza yazılıyor diye cevaplamıştı. Oysa ambulansın güzergahında kırmızı ışıkta bekleyen araçlara ceza yazılmıyormuş. Yalnız bir nüans var, ambulans hangi şeritten geliyorsa o şeritteki araçlara ceza yazılmıyor. Bazıları fırsatçılık yapıp başka şeritte olsa dahi kırmızıda geçince o zaman işler değişiyor elbette...
Son sözüm; Değişir miyiz? Düzelir miyiz? MAALESEF ÇOK ZOR
HEPİNİZE İYİ HAFTALAR