Dikkat ediyor musunuz son zamanlarda Gaziantep’te ilginç gelişmeler yaşanıyor. Yıllardır ihmal edilmiş veya seyredilmiş fırın ve pastanelere aniden baskınlar yapılıyor. Benzer durumda çarşı veya pasajlara operasyonlar gerçekleştiriliyor. Doğrusu kafamız karışıyor. Yıllarca serbest bırakılan iş yerlerine ani baskınlar durup dururken nerden çıktı diyoruz. Elbette kontroller yapılacak, elbette denetime tabii tutulacak… Ama o yerler illegal faaliyetlerini sürdürürken, kaçak mal satarken, ruhsatsız iş yeri çalıştırırken, sağlıksız gıda üretip haksız kazanç elde ederken ses çıkarmayıp seyredenler, niye şimdi yapmaya başladı doğrusu merak ediyorum. Bu bir...

EN KALİTESİZ EKMEK GAZİANTEP'TE

İkincisi Fırınların çoğu zaten berbat… Kalite yok gibi. Hatta çok iddialı konuşuyorum aradan birkaç fırını çıkartıp, Türkiye’nin en kalitesiz ekmeğinin Gaziantep’te üretildiğini iddia ediyorum. Temizliği filan bir kenara bıraktım zaten. Çünkü bu şehirde hijyen diye bir şeyi zor bulursunuz. Yemek yediğiniz, ekmek aldığınız yerlerin üretim yapılan bölümlerine geçtiğinizde bir daha oraya adım atmazsınız… Ama onlar aslanlar gibi faaliyetlerini sürdürüyor. Bazen birilerinin keyfine sembolik denetimler yapılıyor, cezalar kesiliyor, hatta 1-2 gün göstermelik kapatmalar sonrası herkes bildiğini yapmaya devam ediyor.

BÖYLE VİCDANSIZLIK OLUR MU? DEMEYİN

Sadece fırınlar, kebapçılar veya lokantalar için değil bu söylediklerim… Marketlerdeki ürünlerin kullanma tarihini geçmesine rağmen raflarda kalması tam bir komedi. Dahası var, hani şu geçenlerde zabıtaya hakaret edip saldıran bir işyeri sahibi vardı ya, sonra tutuklanıp hapse atılan… Yakın çevresindeki kişilerden öğrendim, adam marketlerle iş birliği yapıyormuş. Kullanma tarihine 1-2 gün kala ürünleri ucuza alıp dükkanında satıyormuş. Ne kadar kullanma mühleti geçen ürünler varsa garibanlara birkaç lira eksiğine veriyor haksız kazanç elde ediyormuş. Peki bu adam hiç mi görülmedi duyulmadı yıllar boyu? Zabıtalar hiç mi bu işyerini gezip kontrol etmedi? Tabii bunda o marketçinin iş birliği yaptığı marketler var… Şimdi bu işyeri sahibi yıllardır böyle vicdansızlığı yapıyor ama ses çıkarılmıyor, sonra bir bakıyorsunuz denetime gidiliyor ve kıyamet kopuyor.

VATANDAŞIN SAĞLIĞINI DÜŞÜNEN YOK

Bu söyleyeceklerime sakın kimse kızıp sitem etmesin… Gaziantep’te Zabıtaların büyük bölümü asla görevlerini layıkiyle yapmıyor. Denetim sembolik ve göstermelik yapılıyor. Hatta işyerlerine kafası bozulup kişisel hareket edildiği oluyor. Tüm il ve ilçe belediyelerinin zabıtaları, tarım ve orman müdürlüğünün ekipleri, birkaç göstermelik denetim veya operasyonla geçiştiriyor. Siz hiç defalarca yakalanan halkın sağlığı ile oynayanlara gereken ceza verildiğini gördünüz mü? Göstermelik birkaç yerel ve üç harfli marketlere ceza, hatta 2-3 gün kapama dışında oraların tekrar denetlendiğine şahit oldunuz mu? Adamlar bildiğini yapmayı sürdürüyor. Tabii olan bizlere oluyor. Daha bu kalite ve hijyen meselesiyle her gün değiştirilen etiket olayı kapsamında. Zamanınız varsa özellikle kenar semtlerde bazı yerel marketleri bir gezinin… Apayrı bir dünyaya şahit olursunuz. Pörsümüş meyve sebzeler kasalarda duruyor. Bedava verseniz alan olmaz ama adamlar onları çöpe bile atmıyor öylece duruyor.

YİNE FISTIK YİNE OYUN

Son günlerde fıstıktaki zamları mutlaka duyuyor takip ediyorsunuz. Zaten lüks yiyecekler arasında sayılan ve adı Antep olan ama Anteplilerin yüzde 80’inin yiyemediği, bunda çocukların başı çektiği fıstık vakası yaşanıyor. Tabii ki fıstık ikiye ayrılıyor, bir baklavalar için kullanılan boz fıstık. İki çerez olarak yediklerimiz… Bu ikisi içinde boz fıstığın peş peşe zamlarla fiyatı 2.300 liraya çıktı. Çerez olarak yediklerimiz de 1.200 liraya. Bazı baba çerezcilerde daha yüksek fiyatla satılıyor. Dünyada adı Antep fıstığının merkezi olan bir şehirde yaşıyoruz… Ama bu kentte fıstık her hasat sonrası komisyoncuların insafına terkediliyor, vatandaş kendi şehrinde fıstık yiyemiyor. Tabii bu arada bu işte farklı vurgun yapanlar asla bitirilemedi. Asıl bomba Şanlıurfa ve Birecik yöresinde. Çünkü orada kayıt konusu yok gibi. Üretici her hasat sonrası çaresiz komisyoncuların insafına terkediliyor. Maalesef binlerce ton fıstık depolara konuluyor, orada saklanıyor, zamana göre piyasaya yüksek fiyatlarda satılıyor.

ŞEYTANIN AKLINA GELMEYEN VURGUN

Tabii bu işin bilinmeyen püf noktaları da varmış. Örneğin A şahıs fıstığını lisanslı depoya teslim ediyor, oradan 10 milyon fıstık koydu belgesini alıyor. Aldığı belgeyle doğruca ziraat bankasına gidiyor ve 9 ay 0 faizle kredi alıyor. O parayla çocuğu veya yakınının adına fıstık alıp tekrar lisanslı depodan fıstık koydu belgesi alıyor. O belgeyle yine bankaya gidiyor ve faiz alıyor. Yani devlet eliyle vurgun yapıyor resmen. Bunu anlatan bir fıstıkçı arkadaşım, “ben dünyanın vergisini veriyorum, o vurguncu ve komisyoncular ise çeşitli hilelerle milyonlarca lira haksız kazanç elde ediyor. En trajikomik yanı ise, onlar yerine ben denetleniyorum. Buna çare bulunmaz ise bu şehir iyice batacak” dedi.

SON BİLGİLER BİR UZMANDAN

Bu bilgiler doğrultusunda zamanın tarım konusunda yetkili olan bir dostumu arayarak, neler oluyor dedim. Yaşananları üzüntüyle seyrettiğini söyleyen arkadaşıma bir iki satır yazda hem ben bilgileneyim hemde okuyucuyu bilgilendirelim diye konuştum. Sağ olsun kırmadı ve aşağıdaki detayları paylaştı.

"Sevgili Özekşi, sorunu kendimiz yaratıyoruz ama zaten öyle de olmasını istiyoruz. Madem bana sordun o zaman bu konudaki düşüncem kısaca şöyle:

1. Tarım il müdürlükleri denetimleri hep kayıtlı işletmelere yapar. Oysa problem kayıtsız alım satımlardır. (aynen yukarıda söylediklerim gibi)

2. Bu işin stokçuluğunu yapanlar fıstıkçılar sitesinde yer alıp çalışmazlar. Depoları hep dışarıda farklı yerlerdedir.

3. Kayıtsız iş yapanlar sadece telefon ile çalışırlar. Ortada işyeri yok ki bunlara denetim olsun.

4. Bu durum herkesin işine gelir. Çünkü gelir vergisi yok, KDV yok, stopaj yok .

5. İyilerini ve düzgün olanları ayrı tutuyorum, birçok baklava üreticisi bu sakızı çiğnemeyi çok sever. 1 kg. Baklavaya 150 gram fıstık kullanılır. Ünlü markalar boz fıstık kullanır. Çoğu üretici üstüne boz fıstık içine boz fıstığın biraz daha olgunlaşmış sarımsı yeşil maverdi fıstık kullanır. Bu fıstık daha ucuzdur . Boz fıstık 1000 TL olsa 1 kg baklavaya maliyet 150 TL. 2000 lira olursa maliyet 300 lira olur . Peki baklava kaç TL?

ÇÖZÜM NEDIR .?

Bunlar benim fikrim.

1. Biz pamuk desteklemelerini yaparken fırıldağı önlemek için çırçır fabrikalarının enerji tüketimlerini inceler buna göre işleyebileceği miktarı bulurduk. Aynı şey burada da geçerli olabilir. Baklava üreten ve satanların ciroları incelenir, buradan ne kadar fıstık tükettikleri az çok öğrenilir. Akabinde bu fıstığı nerden aldın sorusu sorulur.

2. Örneğin tarım kredi kooperatifi, belediye vb. Sezonunda bir miktar alım yaparlar. Tıpkı TMO'nun buğday alımı gibi yıl içinde satış yaparlar. Piyasayı regüle ederler.

3. Stokçular emniyet ve maliye denetimiyle bulunur ve cezalandırılsa piyasa rahatlar"

HEPİNİZE İYİ HAFTALAR