Doğduğumuz, yaşadığımız ve sonunda ölüp mezarlığında toprağa verileceğimiz şehrimizde, imkanımız olsa da yaşanan olumsuz olayları değil, olumlu gelişmeleri söyleyip yazabilsek...Buna Gaziantep’e yerleşen ve kendisini Gaziantepli gibi görüp yaşayanları da eklemeliyim elbette... Bu şehir adına hep güzel şeyler anlatabilsek, tüm insanları Gaziantep’i huzurlu ve güvenli şehir diyerek davet edip çağrıda bulunabilsek... Gastronomisinden bahsetsek, Envai türlü kebabıyla, yemekleriyle, lahmacunuyla, ciğer kebabıyla, tatlıları, baklavası ve çeşit çeşit künefe ve kadayıflarını anlatabilsek. Panorama ve Zeugma müzesini, Rum kalesini, şehrin tarihi hanlarını söylesek, Antep evlerini, birbirinden güzel kafeleri, restoranlarını, alışveriş merkezlerini konuşsak... Hatta özellikle yeme içme sektöründeki pahalılık yerine gayet uygun fiyatlardan bahsetsek...En önemlisi Gaziantep’in sadece gezip yeme içilme şehri olarak değil, konaklama yapılan kent olduğunu yazabilsek...
İYİ ŞEYLER KÖTÜLERDEN FAZLA OLMALI
Aslında tüm bu saydıklarım ve sayamadıklarım kısmen de olsa gerçekleşiyor. Çünkü Celal Doğan gibi bu şehirde alt yapı mucizesini gerçekleştiren efsane başkanı, Asım Güzelbey’in farklı belediyeciliği ve hepimizin gözümüzün önünde duran ama onların nasıl bir değer olduğunu kavrayamadığı Antep evlerini ortaya çıkarma gerçeğinin ardından, Fatma Şahin’in gerek ülkemizde gerekse Dünyanın her ülkesinde ve şehrinde Gaziantep’i tanıtma adına verdiği mücadele az bir şey mi? Gastronomi gerçeğini şehre mal eden, Unesco mucizesini gerçekleştiren, şehrin kültürel değerlerini ortaya çıkarıp tanıtması ve daha dünyanın projeleriyle Gaziantep’in tanıtımında oynadığı büyük rolü nasıl görmezden gelebiliriz ki?
BUNLARI DA YAZMALIYIZ Kİ GERÇEKLER SAKLANMASIN
Ne var ki, tüm bu daha sayamadığımız yüzlerce güzelliği gölgede bırakan olayları da görmezden gelemeyiz...Yani acı gerçeğimizi üzülerek de olsa dile getirmeliyiz. Kendimizi kandırmamalıyız...Var olan olumsuzlukları saklamamalıyız. Çünkü biliyoruz ki, yaşanan olumsuzlukların üstünü örtmeye çalıştıkça, yara kangrene dönüşür, çözümü ve tedavisi imkansızlaşır. İllegalite palazlanır. Ve sonunda şehrimizde kontrol mekanizmasının dişlileri etkisiz noktaya gelir. O nedenle diyorum ki, Gaziantep’i gerçek kimliğinden uzaklaştıracak tüm girişimlere, kent kültürünü yok edici gelişmelere mani olmak için herkes üzerine düşeni yerine getirmelidir. Aksi takdirde son dönemlerde bu şehirde yaşananların azaldığı değil çoğaldığını görmek zorunda kalırız.
Zaten geçen haftaki yazımda “O kurşunlar sizce kimi sıkılıyor” diyerek aslında bu tehlikeye dikkat çekmiştim. Yani bu şehirde olan her olumsuz şey, duyulduğunda Gaziantep adını ön plana çıkartır. Yer adres veya isimler geri planda kalır. Onun içindir ki, bizim gibilerin derdi Gaziantep’in huzuru ve güvenliğidir. Yaşanabilir olmasıdır... Ne yazık ki son dönemlerde görüyoruz ki, şehrin tadı tuzu yok. Her ne kadar asayiş yönlü açıklamalarda rahatlatıcı açıklamalar yapılsa da bizler eli silahlı kişilerin, özellikle gençlerin çok rahat hareket etmelerini, adam yaralayıp öldürmelerini, uyuşturucu konusunda duyduklarımızın hiç de açıklanan gibi olmadığını üzülerek seyrediyoruz. Düşünün bir kere, Gaziantep için önemli bir değere sahip Bayazhan’da yaşanan olay tam da demek istediğimin belgesi niteliğinde...
BU İNSANLAR NASIL BU KADAR RAHAT DAVRANABİLİYOR?
3-4 genç önce kapı önünde tartışma çıkartıyor, sonra zorlukla ikna edilerek gönderiliyor. Ardından o gençler yarım saat sonra ellerinde kaleşnikof silahla dönerek binaya ateş edebiliyorlar. Hemde işletmeci tarafından yardım istenen ve oraya gelen polis ekiplerinin olduğu sırada. Yani silahı ateşleyen kişiler mesafeyi biraz aşağıya indirse kapıda duran polislere isabet edecek belki de Allah göstermesin ölümlere yaralanmalara yol açılacak... İşte söylemek istediğimiz tam da bu... Bu gençler taaa Vatan mahallesine gidiyor, orada araç değiştiriyor, ellerinde silah ve Kalaşnikof ile şehrin merkezi olan Bayazhan’ın kapısına kadar geliyor ve tetiğe basıyor. Videoyu izlediğimde şok oldum inanın. Yani bu cesareti kimden alıyorlar, kendilerini nasıl bu kadar rahat hissedebiliyorlar... Dahası bu silahları nereden buluyorlar, oradan şehrin merkezine kadar nasıl rahat gelebiliyorlar? Hepsi kocaman soru işareti... Sorup öğrendiğimizde Bayazhan’da ilk kez böyle bir vukuat olmuş. Üstelik içerisi tıklım tıklım dolu. Tam tersi bu gençlerin vukuatlarına baktığımda hepsinin suç makinası olduğunu görüyoruz zaten. Kaldı ki, restoran görevlilerini tehdit ederken, Vatan mahallesinde yaşadıklarını ve Suruçlu olduklarını söyleyen bu gençler resmen bela aramaya gelmişler. Hemde kapının önünde sayısız polis olmasına aldırış etmeden... Elbette bunu söylerken yasalara saygılı ve düzgün çok sayıda Suruçlu insanımızın da aslında bunlardan çok tedirgin olduklarını biliyorum... Söyleyeceğim o ki, bence bu olay bu kadar basit olmamalı... Ve öylece kapatılmamalı... Bu gençlerin bu kadar cesareti kimden aldıkları ortaya çıkarılmalıdır...
KİMSE KİMSEYİ KANDIRMASIN
Bayazhan örneğini bunun için detaylı verdim. Yoksa şehrin her yanında olaylar olabiliyor. Çünkü Gaziantep artık yerlisi ve yabancısıyla 3 milyon nüfusa doğru giden bir şehir oldu. Elbette bu tür olaylar olacaktır. Ama özellikle uyuşturucuya alıştırılan gençlerin illgelatiye meyilli hale getirilmesi, tetikçilik yaptırılması, tehdit ve şantaja yönlendirilmesi, cezaevine atılsa bile en kısa sürede serbest kalma güvencesini kafasında yer etmesi, Gaziantep’i çok ciddi bir sıkıntının içine sürükleyebilir. Her ne kadar bunları önleyebilme adına Gaziantep emniyeti ve Jandarması ciddi biçimde çalışma yapıyor görünse de, bu saydığım olumsuzluklar, bunların yetersiz kaldığının göstergesi oluyor.
O KİŞİLERİN CEZASI SINIR DIŞI EDİLMEK Mİ?
Bakın kafamızı karıştıran bir olay daha yaşandı bu şehirde... Geçtiğimiz günlerde Şehitkamil ilçesi Şirinevler Mahallesi'nde yabancı uyruklu iki grup arasında bilinmeyen bir nedenle tartışma çıkıyor. Kısa sürede büyüyen tartışma, bıçaklı sopalı kavgaya dönüşüyor. 112 Acil Çağrı Merkezi'ne yapılan ihbar sonrası olay yerine çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk ediliyor. Ama polisin gelmesine rağmen kavga giderek büyüyor ve ortalık adeta savaş alanına dönüyor. Tam o sırada cadde ortasında kavga edenlerden bir taraf, bindiği aracı kalabalığın üzerine sürüyor ve çok sayıda insanı yaralıyor. Yani açıkça cana kastediyor… Olaydan hemen sonra kavgaya karışan 9 şüpheli gözaltına alınıyor ve emniyette işlemleri tamamlandıktan sonra 9 şüpheliden 6'sı sınır dışı edilmek üzere Göç İdaresi'ne teslim ediliyor, 1 şüpheli hakkında ev hapsi kararı veriliyor, 1 şüpheli ise serbest bırakılıyor. Yani tutuklanan yok…Üstelik ceza olarak sınır dışı ediliyor.
LÜTFEN BİRİSİ BİZİ AYDINLATSIN
Bu haberi aldığımda önce inanamadım… Çünkü hepsinde kesici ve yaralayıcı aletler var. Birbirlerinin canına kastetmişler açıkçası. Daha beteri birisi arabasına atlamış ve kalabalığın üzerine sürmüş…Yani resmen cinayete teşebbüs… Ama kimse tutuklanmıyor… Üstelik bunlardan 6’sı sınır dışı ediliyor…Benim ülkemde, benim şehrimde bu insanların suç işleme özgürlüğümü var ki, tutuklanmıyorlar? Yani tutuklanması için yasalar yetersiz mi kalıyor? Gerçekten bu konuda bilgisizliğimi hoşgörün lütfen… Bu insanlar ülkelerine gönderilerek cezalandırılıyor mu, yoksa ödüllendiriliyor mu? İnanın kafamda deli sorular var… Cevabını veren olursa sevineceğim…
HEPİNİZE İYİ HAFTALAR