Gaziantep’in ilk kadın milletvekilli, ilk bakanı ve ilk belediye başkanı olmasıyla her alanda önemli bir yere sahip olan Fatma Şahin gerçeği var…
Erkek egemen dünyada bir kadının en önemli makamda görev alması gurur veriyor.
Her platformda, her alanda…
Bakkalda, esnafın işyerinde, manavda, parkta, evlerde, sokak ve caddelerde nokta atışı yaparak herkesin ‘Fatma ablası’ olmayı başaran bir gerçekle karşı karşıya kalmak gerçekten de heyecan verici.
Bir kadın yöneticinin en önemli kararlarda söz sahibi olması, ekibiyle projeler geliştirmesi, gece gündüz çalışması ve yorulsa bile bunu belli etmeden kaldığı yerden devam etmesi beni her zaman gururlandırıyor.
Partisine bakmadan sevilen bir başkan olması, eleştirilere her alanda açık olup, destek vermesi de işin ayrı bir boyutunu gözler önüne seriyor.
Üstelik büyükşehir belediyesinin en önemli birimlerine kadın yönetici atayarak, onlara güvendiğini kanıtlıyor. GASKİ'nin başına Sevda Usalp başta olmak üzere İmar, Fen İşleri, Park Bahçeler ve sosyal politikalar… Bu birimlerde kadın müdürler şehrin bütününe yön veriyorlar…
Asıl meselede burada başlıyor aslına bakarsanız.
İlham verici bir kadın başkanın olduğu Gaziantep’imizde ne yazık ki kadın yönetici sayımız her geçen gün artacağına aksine azalıyor.
Bakın hemen azıcık geriye dönelim... Yakın zamanda genel kurullarını yaparak yeni yönetimlerini oluşturan ve kentin büyük Sivil toplum kuruluşları sıralamasında ilklerde yer alan Gaziantep Ticaret Odası’nın meclisinde kadın yönetici olmaması, Sanayi Odasında sadece Melike Yüksel ve Gözde Yılmaz’ın bulunması, Borsa’da ise zaten bulunmaması incitiyor.
Yani kadın illaki birisinin kızı veya eşi için mi bir yerlere gelmeli? Onlardaki yetenekler babasına abisine amcasına göre mi değerlendiriliyor bu şehirde?
Yıllar önce Hülya Akkaya’nın tek kadın olarak mecliste yer aldığı Gaziantep Ticaret Odası’nda yeni dönemde erkek egemen bir meclis oluşması dikkatimizden kaçmadı.
Oysa Gaziantep’imizde çok önemli konumlarda kadın yöneticiler var.
Organize Sanayi Bölgesi’nin gizli kahramanları var..
Organizasyon şirketlerinin başında çok özel kadınlar var… Bu kadınlar dokunduğu alanları bambaşka bir noktaya çevirip, devasa işler çıkaran kadınlar. Üstelik sadece Gaziantep’te de değil.. Türkiye’nin bir çok ilinde düğün, nişan, kına gecesi organizasyonu yaparak önemli başarılara imza atıyorlar.
Güzellik sektöründe yani makyaj evi olarak bilinen Makeup House ile kendine yer bulan ve gelinlerin en mutlu günlerine ortaklık eden başarılı kadın var..
Mobilyacılar Odası’nın seçimlerinde bileğinin hakkıyla kazanan ve Mobilya kent konusunda büyük mücadeleler veren Pınar Tümüklü örneği var…
Kadınlar için iş alanı açan ve kurslar vererek onları hayata kazandıran girişimcilik eğitmenlerini unutmamak lazım. Bu başarılar karşısında bir bakıyoruz ki, asıl söz sahibi olunması gereken noktalarda kadınlar neden yok?
BİR TEK GÜLCE ADAL MECLİSTE
Evet Gaziantep Ticaret Odası’nın komitelerinde kadınlar var. Örneğin Hacer Çiftçi. Süper bir mühendis, çok iyi karakter… Üstelik etkin bir inşaat mühendisi.. Odaya 31 nolu müteahhitler grubu listesinden giren tek kadın.. O da sadece komitede yer aldı.
Yine Gaziantep Ticaret Odası’nda Turizm - Otel - Güvenlik - Organizasyon Ve Danışmanlık Faaliyetleri Meslek Komitesinde sadece başarısıyla her zaman alkışlanan Gülce Gülcan Adal’ın 111 kişilik meclis üyesinin içinde Hülya Akkaya’dan sonra tek kadın olması da aslında fotoğrafı net şekilde gözler önüne seriyor.
KADINLAR ARTIK BEN DE VARIM DEMELİ
Tüm alanlarda çok güçlü bir imajı olan, sanayide devleşen, Ankara’da kadın belediye başkanıyla tuttuğunu koparan bir Gaziantep’te maalesef odalarda, derneklerde, partilerin il yönetiminde kadının adı kaybolup gidiyor..
Kadınlar artık saklanmamalı…
Bende varım demeli…
İllaki kurumların, dernekleri ya da odaların kendilerine yer açması için davet beklememeli.
Coco Cnahel’in dediği gibi "En cesur hareket, kendin için düşünmektir.”..
Hayatımızın her noktasında var olan, dünya yüzünde görülen her şeyde imzası bulunan kadınlar artık sahneye çıkmalı…
Evet kadınların önündeki engelleri yok saymak büyük bir haksızlık.
Ama artık onlar yani hepimiz sorumluluk alıp, ‘bende varım’ demenin zamanı gelmedi mi?