Pahalılığın başını alıp gittiği, gıdadan giyime, ayakkabıdan, mobilyaya, beyaz eşyadan elektroniğe kadar hiçbir şeye el sürülemeyecek hale geldiği günümüz Türkiye’si…
Ticaret Bakanlığı her ay sonunda ‘şu kadar işyeri denetledik, şu kadar ceza kesildi, şu kadar uyarı yapıldı’ açıklamaları ile il’leri baz alan çalışma raporu yayınlıyor.
Son olarak yapılan denetimlerde Gaziantep’teki marketlerin çekilen fotoğrafı dikkat çekti. Yayınlanan listede kent özelinde fahiş fiyattan ceza almayan market yok gibi.
Herkes biliyor ki, mesele marketlerin ceza alıp almaması değil. Her denetimde kesilen ceza aslında zam olarak karşımıza çıkıyor. Denetim yapılıp, ceza kesildikten sonra iş bitti sanan ekipler rotayı başka yerlere çeviriyor.
Aslına bakacak olursanız gözler sürekli marketlerde. Ama burada unutulan ya da göz ardı edilen manavlar… Gaziantep’te herkesin bildiği pahalılıkta nam salan ve inanmayacaksınız ama ciddi müşteri potansiyeli olan manavlar var.
Markette 15 TL olan patatesi bu nam salan manavlardan 25 TL’ye, yine markette 80 TL olan domatesi 150 TL’ye alanların sayısı oldukça fazla.
Bir gün dönemin zabıta müdürünü arayıp, "manavlara denetim yapılıyor mu? Market ile arasında inanılmaz uçurum var” demiştim. Bana “arz talep meselesi. İnsanlar temiz ürün, sağlam mal diye alıyor. Yapacak bir şey yok” demişti.
Aslında haklıydı. Çünkü insanlar seçilmiş ve renk cümbüşü ile adeta beni alan diyen manavlardan rahat rahat alışveriş yapıyor.. Ne fiyat artışı gözüne batıyor ne de market ile arasındaki uçurum..
Arz talep meselesi karşısında manavcıların iştahı kabarıyor ve “nasılsa alıyorlar” diye elinden geleni ardına koymuyor..
Ne güzel bir işletme mantığı değil mi?
Şimdi büyük marketlerin hedefe alındığı güzelim Gaziantep’imde yapılan denetimler bence sadece göz boyama.
Aslına bakacak olursanız bu fahiş fiyatlar hep vardı. Ama sanırım denetim yapanlar evlerine bir şey almadığı için aradaki makası göremiyor. Sadece emir komuta üzerine denetim yapıyor, en kolay olanı ise para cezası keserek yola kaldığı yerden devam ediyor..
Bir kaç domates, biber, soğan, patates, maydanoz ve salatalığa verilen para en az 750 TL’ye buluyor. Bunda ne et, ne tavuk, ne yumurta ne de peynir var..
İşte bizim kaçırdığımız şey bu… Bizler zamlara öyle alıştık ki, aradaki makası görüp, görmemeyi tercih ediyoruz.
SADECE MARKETLER Mİ SUÇLU?
Marketler, pastaneler, manavlar, tekstil, elektronik, mobilya.. İğneden ipliğe her ürüne yapılan zamlar malum.. Ticaret il müdürlüğü ve zabıtaların hedef noktası da marketler… Ama unutulan ya da atlanılan bir konu var ki son zamanlarda sayısı oldukça artan peynirci ve mezeciler…
Peynircilikten, mezeciliğe, mezecilikten dondurulmuş gıdaya, buradan da pat diye manavcılığa evrilen işletmeler var. Tabi bu evrilme hepsi bir arada olan evrilme. İşyerinin bir bölümü peynir, bir bölümü meze diğer bölümü de manav olarak hizmette sınır tanımayan yerler biliyorum.
Yarım yarım alınan üç peynir ile 2 çeşit meze bin TL’nin üzerinde… Maliyeti nedir, kaçtan alıp kaça satıyor bilemem. Ama aylık bazda yaşanan bu fiyat artışlarının araştırılması gerekiyor.
Market fahiş fiyat diye cezayı yiyor, manavlara el sürülmüyor, peynirciler normal karşılanıyor..
Kimse sormuyor neler oluyor diye..
Benim gözümde bu ‘denetim’ mekanizması sadece fiyat artışlarını tetikliyor… Çünkü maalesef bizler her türlü fiyat artışına alıştırıldık.. İndirimli fiyatları görünce ‘ne oluyor bir sorun mu var’ haline getirildik.
Alanın memnun satanın da az memnun olduğu güzel ülkemde hepimiz birer fiyat kurbanı alıcılarız…
Bu böyle gelmiş, böyle de gider…