Bu soruyu niye sordum? Çünkü artık galiba bizim gibiler için sefertası dönemini başlatmamız gerekiyor… Çünkü ortalık kaynıyor, lokantalara, dürümcülere güç yeteceği kalmadı. Her şey ateş pahası.  Eskiden nohut dürümü derdik, ciğer dürümü canımız isterdi hatta kebap dürümü veya kavurma dürümüne sarılırdık. Fiyatı da uygun olduğundan kesemize fazla dokunmazdı. Hatta arkadaşlarla giderdik 3-4 kişinin yediği 100 lirayı bile bulmazdı. Bu çok geçmiş zamanda değil haa… Şunun şurasında 6-7 sene önce bütçemize dokunmadan yerdik her şeyi… Şimdi öyle mi? Fiyatlar uçtu gidiyor. Hele 3-4 arkadaş bir ciğer dürümü yiyelim, yanına da ayran veya kola dediğiniz vakit en az 1.500 liradan aşağı çıkamıyorsunuz.  Nohut ve kavuruma dürümleri de öyle artık…

AVUÇ İÇİ KADAR 2 MÜCVER 70 LİRA OLUR MU?

O gün bir arkadaşım aradı ve fotoğraf attı. Bir lokantaya gitmiş ve iki tane mücver (Antepliler olarak ökçe de deriz) yemiş fiyat 70 lira denilmiş. Yav 2 tane mücver dediğin ne ki? İkisine bir yumurta bile gitmez, içine biraz maydanoz azıcık kabak vs. 70 lira. Avuç içi kadar bile değil… Baktım isyan ediyor yanına bir de ayran almış 15 lira da o tutmuş etti sana 85 lira… Elbette hali vakti yerinde olan için bu rakamlar çok gülünç ama emekli veya asgari ücretli birisiyseniz bu rakam büyük gelir mutlaka. Neyse laf lafı aştı ve sonunda “artık sefertas zamanı geldi, işe giderken evde yapılan ne varsa sefertasına koyup iş yerine götürmek gerekir”dedim.

NEYSE Kİ BİZİM EVDE VARMIŞ

Tabii biz biliyoruz da bilmeyenler de vardır diye düşünüyorum. Ki mutlaka vardır. Şimdi ekonomik durumu iyi olan ailelerin çocuklarının yani yeni kuşakların sefertasını bileceğini sanmıyorum… Ama biz bilenlerdeniz. Rahmetli Annem, sabah evden çıkarken babam ve abim ile birlikte işe giderken evde ne varsa koyar öğle yemeğimizi yerdik. Sadece ekmek alırdık o kadar. Hatta sefer tasındaki yemek soğuyunca küçük tüpün üstünde ısıtır öyle yerdik. Bu yazıyı yazmaya karar verince önce kendimden başlayalım dedim ve eşime “bizde sefertası var mı? diye sordum.  Tabii merak etti niye soruyorsun diye. Sonra “var ama 2’li” dedi. Aslında annemden kalan 4’lü sefertasımız vardı evde olacak diye düşünüyordum ama yokmuş. Eşim bir baktım hazırmış gibi buldu getirdi sefertasını. Tabii merakı artınca ısrarla “ne yapacaksın? diye bastırdı. Bende “artık mutfakta hazır tutalım bazen gazeteye giderken evde hazır ne varsa sefertasına koyup götürelim”dedim. Ayrıca bunu Haftaya Bakış’ta yazacağımı, artık sefertası zamanının geldiğini söyleyeceğim dedim. Gerçekten de bu dönemde sakın elinize sefertaşıyla gitmeye ayıp filan demeyin. Sefertası taşımayı kendinize konduramıyorsanız bir poşetin içine yerleştirin öyle gidin işinize…

SAĞLIKTA DEĞİŞİM ŞART

Gaziantep’te sağlıkta özellikle yönetim kademelerinin bir kısmını ve bu kısımdan nemalananların canını sıkmaya devam ediyoruz. Valla kimse kusura bakmasın, bize de sitem etmesin. Çok net konuşuyorum; bu kentin sağlığı Allah’a emanet demeyeceğim ama “ellere emanet”diyeceğim. Çünkü bu şehrin sağlığı ellere emanet edilmiş. O el dediklerimiz de Gaziantep’i hiç mi hiç umursamıyor. Geçen hafta yazdım okumuşsunuzdur. Özellikle de Sağlık bakanını yazdım ve bu kente bilmeden kötülük yaptığını söyledim. Sonunda bizim Milletvekillerimiz aralarında Sermet Atay dahil, il başkan vekili Murat Şerbetçi olmak üzere Sağlık Bakanı Fahrettin Koca makamında ziyaret etmiş. Bu sefer önceki ziyaretlerin aksine bıçak kemiğe dayanmış ki, sert çıkışmışlar. Özellikle Murat Şerbetçi son derece mükemmel bir rapor sunarken şehrimizin sağlık konusundaki fotoğrafını sunmuş. Yani kısacası “iyi değiliz”demiş. “Mevcut kadrolar sağlığı sağlıklı yönetemiyor”demiş. Milletvekili Mesut Bozatlı da bizim değindiğimiz konuları hatırlatmış. Abdülhamit Gül’de daha önceki hoşgörülü ve sağduyulu yaklaşımını bırakıp ötesine gitmiş. Sermet Atay yine eskisi gibi dobra dobra konuşmuş ve mevcut sağlık müdürü ile şehir hastanesi başhekiminin Gaziantep’i tanımadığını, yandaşlık yaptığını şehre değil kendilerine ve çevrelerine odaklandığını dile getirmiş. Bu sefer Bakan Koca “Gaziantepli birisini atayacak olsam ondan dolayı da eleştiri alıyorum” deyince ekibimiz hep birden öyle şey yok, siz gereğini yapın diye çıkışmış. Bunun üzerine Bakan “peki madem durum düşündüğümüz ve bana iletilen gibi değil o zaman Gaziantep’e bir heyet gönderip iyice bilgi sahibi olayım”demiş Bunu haber yapmıştık zaten. Umarım gelen heyet ahbap çavuş ilişkisine dayarak bilgilenme değil, şehrin sağlığı konusundaki gerçek sorunları öğrenecek ve raporunu öyle verecektir.

BEYKENT’E ŞEHİR HASTANESİ ÇOK ÖNEMLİ 

Bu arada uzun süredir bir kenara itilen ve Beykent bölgesinin çok büyük ihtiyacı olan hastane için güzel haber geldi. AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, AK Parti’nin başarılı Şehitkamil ilçe başkanı Mehmet Yılmaz’a toplu halde ziyarete gittiklerinde Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile bir araya geldiklerini hatırlattı ve Şehitkamil ilçesinde 800 yataklı bir Şehir hastanesi için Bakan Fahrettin Koca’dan söz alındığını belirterek, bu hastaneyi bölgenin sağlık üssü yapmakta kararlı olduklarını dile getirdi. Bu hastane için Rıdvan Fadıloğlu’nun da çok çaba gösterdiğini biliyorum. Hatta arazi yok denildiğinde siz yapmaya karar verirseniz ben bulurum demiş ve hastane için büyük bir alan tespit etmişti. Burada bir ayrıntıyı dikkatlerinize sunuyorum. Beykent bölgesi Şehitkamil ilçesinde. Şimdi Şehitkâmil ilçesi hangi partide? Elbette CHP’de… Ama AK Parti’nin Gaziantep kurmaylarının yani milletvekilleri belediye başkanları ve yöneticilerinin bu işte parti ayrımı yapmayarak bu ilçeye yatırım yapması takdire şayandır. Kaldı ki Rıdvan Fadıloğlu CHP’li başkana belediyeyi teslim ederken kasada 750 milyon lira bırakmıştır. Bu demektir ki, AK Parti Gaziantep için yatırımlarını parti ayrımı yapmadan sürdürecektir. Belirtmekte fayda görüyorum…

MEHMET YILMAZ VE AK PARTİNİN GENÇ KADROLARI

Yeri gelmişken burada bir parantez açacağım. AK Parti Şehitkamil ilçesi Başkanı Mehmet Yılmaz gerçekten de ciddi işler yapıyor. Çok ön plana çıkmıyor ki, ben de ilk kez buradan dile getiriyorum. Şu bir gerçek ki, AK Parti’de aslında zaten olmayı düşünmeyen Rıdvan Fadıloğlu yerine Mehmet Yılmaz başkan adayı gösterilseydi bu ilçe belki de kaybedilmezdi. Elbette katılmayan olabilir bu düşünceme… Ama ben AK Parti’nin artık genç siyasetçilere daha etkin görevler vermesi gerektiğini söylüyorum. Bu partide eski alışkanlıklar bir kenara bırakılmadığı sürece idealist gençler küstürülüyor. Ve Genel merkezde bu hantal düşünce devam ederse AK Parti’deki düşüşün devam etmesi kaçınılmaz gözüküyor. Zaten bu Mehmet Yılmaz’ın bazı projeleri ve yaptığı bazı çalışmaları öğrendiğimde tam da bizim ele aldığımız konuların can damarına indiğini görmüştüm. Elbette bazıları hoşlanmayabilir ama bunlar hep kişisel bakış açılarından kaynaklanıyor. Ben siyasi partilerde genç siyasetçilerden yanayım. Elbette fırıldak ve üçkağıtçı olanlardan değil. Maalesef uzun süreden beri idealist ve partisi için büyük özveride bulunan Gaziantep AK Parti gençliğinin, özellikle bildiğim ve tanıdığım isimlerinin kıymetinin bilinmediğini de şaşkınlıkla izlediğimi söylemeliyim.

HEPİNİZE İYİ HAFTALAR