Önce müsaadenizle bir girizgah yapayım… Bir yandan Ortadoğu kaynıyor, bir tarafta Türkiye’nin durumu tartışılıyor ama yine en büyük sorun olarak geçim sıkıntısı, yükselen fiyatlar, dünyanın en büyük gıda enflasyonuna sahip ülkelerin başında olmanın üzüntüsü ve çaresizliğini yaşarken, Gaziantep’te ise her şeyi bir kenara attık baklavayı tartışıyoruz… Şaka gibi değil mi? Dikkat ederseniz gazete olarak hiç bu konuya girmedik, sadece GTO Başkanı Tuncay Yıldırım’ın sert uyarısını haber yaptık. Çünkü bu iş “iki ucu boklu değnek” gibi…Tepkilere de övgülere de açık. Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz’ın aklına kim sokmuşsa, bu konuda olumlu olumsuz gündem olmayı başarmış… Hani bazen denilir ya, “Reklamın iyisi kötüsü olmaz” diye, işte bu baklava işi tam da o noktada… Ben bile bu konuyu Haftaya Bakışa alıyorsam, gerisini siz düşünün artık…
BİZ ANCAK BAKLAVA KIRIĞI YİYEBİLİRDİK
Şimdi de biraz nostalji, biraz değerler ve gelenekten bahsedeyim. Bizler çocukken annelerimizin, teyzelerimizin, ninelerimizin özellikle Ramazan Bayramında yaptığı tatlılara bakalım. Tabii şimdiki çocuklar ve gençler hatırlamaz çünkü bu bir kuşak meselesi, işte biz de o kuşağın içindeyiz… Hele aile fakir olunca öyle baklava filan hak getire. Biz sadece tepsinin dibinde kalan baklavanın dibinin kazındığı ve baklavacıların da adına “Baklava kırığı” dediği o kırıkların oluşmasını bekleyen, sonra da sıcak ekmeğin içine koyup dürüm edip yiyen kuşaktayız… Birde adına şeker bayramı denilen ama aslında ramazan bayramı olarak bilinen bayramlarda tatlı yeme ihtiyacımızı giderdiğimiz evlerde yapılan o tatlılara bakalım. Hür evde tatlı türleri çeşitlidir, ben rahmetli annemin yaptıklarını söyleyeyim önce. Çok iyi sütlü ve zerde yapardı. Babam da ayda bir, evde hazırladığı cevizli ve pekmezli künefeyi ekmekçinin fırınında pişirtip geldiğinde dünyalar bizim olurdu. Dört gözle beklerdik yer sofrasına konulup yemesini… Rahmetli Teyzemin içinde ceviz olan şekerli böreğini yemek için tüm kuzenler doluşurduk. Bayram harçlığımız bu börek olurdu. Aynı şekilde 2. Bayram günü ise annemin zerdesi ve sütlüsü için bizim evde toplanılırdı. Yani bizim gibiler için baklava ve şimdi onlarca çeşitli tatlılar hayaldi. Tabii hali vakti yerinde olanlar için sorun yoktu. Çünkü o zamanlar az sayıdaki baklavacıdan aldıkları baklavalar ev ahalisinin tatlısı olurdu. Onun içindir ki, Gaziantep’te köklü baklavacı aileler hep kaliteleriyle kaldı ve bu şehrin adeta simgesi haline oldu.
UMUT YILMAZ NİYE AYRIMCILIK YAPARAK MARKA FİRMALARI HEDEFE KOYAR Kİ?
Her ne kadar şimdi Umut Yılmaz’ın çok büyük yanlış yaparak 5 büyüklere inat ayrıştırmasını yapsa da bu şehrin, o baklavacılar sayesinde dünyada en fazla adından bahsedilen, bilinen ve tercih edilen baklava şehri olduğu unutulmamalıdır. Bilinmelidir ki, şehirler tarihleri kadar yaşanmışlıkları, sanatı, kültürü, tarihi ve yiyecek içecekleriyle anılır. Şu gerçeği görmezden gelemem; Gaziantep uzun yıllara dayalı tutarlı, kaliteden asla ödün vermeyen, üstelik sadece tatlı olarak değil, yemekleri, kebapları ve lahmacunuyla, hatta nohut dürümünü efsaneleştiren Gastronomi kenti unvanına sahip bir şehirdir. Yani ne yapılırsa yapılsın, her ne kadar aynı isimlerde piyasaya sürülen kaliteleri tartışılır, hatta içerisine boz fıstık yerine bezelye, kabak çekirdeği başta olmak üzere çeşitli gıda maddeleri katılıp, sahte sade yağlarıyla pişirilen o baklavalar ne olursa olsun, gerçek Gaziantep baklavasının imajını değiştiremez… Onun için de Umut Yılmaz 5 dese bile, sanki biraz fazla olduğunu düşündüğüm bu şehirde adam gibi imalat yapan, hile hurda işine girmeyen, en kaliteli ürünleri kullanan, üstelik işletmelerinde bırakın 10 ları, yüzleri, binden fazla çalışanlarıyla Marka haline gelmiş baklavacılar var… Gaziantep’in bu yönde tanıtımı kadar sembolü olmuş, artık yerelde ulusalda ve dünyada müthiş bir pazarları var. Yani o firmalar kendi kalitelerini ve düzenlerini kurmuş durumdalar. Onları hedef göstermek son derece yanlış bir fikir…
BELEDİYELERİN İNCE ELEYİP SIK DOKUMASI LAZIM
Hadi dönelim baklavaya… Belediyelerin asli görevlerinden çıkıp böyle baklava veya esnafın işine sekte vuracak girişimlere kalkışmasını hiç doğru bulmuyorum. Tabii ki, o esnafın da akıl almaz fiyatlara yönelmesi, kaliteyi düşürmesi, Gastronomi kentine darbe niteliğinde davranışlar içine girmelerini asla tasvip etmiyorum. Fakat bazıları var ki alım gücü düşük vatandaşın işine yarıyor. Şu anda Büyükşehir’in Haydi büfeleri ve ekmek fabrikasını kalite ve ucuzluk bakımından değerli buluyorum. Ama MSM konusunda lokantacı esnafının eleştirilerini sürekli duyduğumu da belirtmeliyim. Ancak şahsi fikrim, merkezdeki MSM’nin etkinliklerde, misafirleri ağırlamada, kurum ve kuruluşlar için yapılan toplantılarda çok işe yaradığını mutlaka söylemeliyim. Bu arada Başpınarda Erikçe’deki harika MSM’de dışardan gelenlerin alkol olmayışı nedeniyle şikayetlerin olduğunu da söylemeliyim… Şahinbey’in de Umut Yılmaz’a benzer girişimlerinde süreklilik sağlanamadığını söylemek zorundayım.
Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz seçimi kazandıktan sonra gerçekten çok sıkıntılı dönem yaşadı sonra partisinden istifa ederek AK Partiye geçti. Ama geçmezden önce emeklilere ikramiye sözü vardı, göstermelik küçük bir emekli takımına verdi unutulup gitti. Kent lokantası işi vardı o da kapatıldı. Aslında buna benzer çok sayıda vaadi yerine getirilmedi. Yalnız son yaptığı Gölbucks okunuşu Gölbaks olan cafe işi tuttu. Bunu olumlu bulduğumu belirtmeliyim. Ama bu baklava işinin sonradan başını ağrıtacağını söylemeliyim. Çünkü bu işin ne imalathanesi var, nede çalışan personeli…
KALİTEMİ DÜŞÜRÜLÜYOR, YOKSA ŞEHİTKAMİL ARADAKİ FİYATI KENDİSİ Mİ ÖDÜYOR?
Gelelim final sorusuna… Sordum soruşturdum, iddiaya göre, 660 liraya sattığı baklavayı HAMİDO isimli bir firmaya yaptırıyormuş. Sosyal medyada sitesine girdim Hamido kendi işyerinde baklavayı 1800 TL’ye satıyor. İnanın kafam karıştı. Umut Yılmaz’ın HAMİDO’dan temin edip 660 liraya sattığı baklava aynı firmada 1800 liraya satılıyorsa bu işte bir çelişki görmüyor musunuz? O zaman insanın aklına Hamido’nun kendi işyerinde üretip 1800 liraya sattığı baklavanın maliyet kalitesiyle 660 liradan baklavanın maliyeti arasında fark nasıl izah edilebilir? Benim aklıma 2 şey geldi;
1-Ya, bu 660 liraya satılan baklava firmanın kendi sattığı 1800 liradan daha kalitesiz.
2- Veya aynı kalite ise, aradaki farkı Şehitkamil belediyesi gizliden ödeme yaparak mı temin ediyor. Gerçekten kafam karıştı. Umarım birileri beni aydınlatır… Birde her köşeye bir baklava karavanı konulacaksa, yarınlarda yanlarına başka karavandan satış yapanların çıkabileceğini de hatırlatmalıyım…
Yine de diyeceğim o ki, bu baklava işi aslında alım gücü zayıf olan kesimler için gerçekten çok iyi oldu. Kaliteli olsun olmasın evlerine pakette baklava götürme keyfi her şeye değer. Umarım bu heves kısa sürmez, aynı fiyata devam eder.
NOT: Sayın Umut Yılmaz bu baklavayı Hamido firmasından almıyorsa hepimiz kimden alındığını elbette öğrenmek isteriz...

TUNCAY YILDIRIM’IN BU SÖZLERİNE DİKKAT
Bakışın son bölümünü Tuncay Yıldırım’ın çok dikkate aldığım o açıklamasından bir kısmını paylaşarak kapatıyorum…
*Baklava sektörünün binlerce kişiye istihdam sağlanıyor. Adı geçen işletmelerin yanında binden fazla çalışan var. Bu sektör bir bütün… Bu yapının 5 büyükler gibi yanlış bir ifadeyle hedef gösterilmesi doğru değildir. Herkes bilsin ki bu şehir elbette 5’ten de makamlardan da büyüktür. Bu şehirde üretim yapan, binlerce kişiye istihdam sağlayan, 100 yıllık 150 yıllık tırnağıyla kazıya kazıya marka değeri oluşturan hiçbir üyemizin, hiçbir firmamızın hedefe konulmasını asla tasvip etmiyoruz. Aksine onlara şehre kattıkları değerler için teşekkür ediyoruz.
*Biz basiretli ve vicdanlı ticaretin tarafındayız. Kim fırsatçılık yapıyorsa, bayram öncesi fiyatları keyfi şekilde artırıyorsa onun da karşısındayız. Gerekli denetimler yapılmalı, kim yanlış yapıyorsa bedelini ödemelidir.
*Ticaret yapılacaksa kâr da zarar da o işi yapanın olmalı. Kamu kaynaklarıyla özel sektörle rekabet edilmesini doğru bulmuyoruz. Şehrin hukukunu korumak hepimizin sorumluluğudur. Kamu kaynaklarını kullanmadan kendi şahısları adına açacakları ticari işletmelerde ilk müşterileri ben olacağım. Hatta Odamıza üyelik işlemlerinin de tüm masraflarını ben karşılayacağım.
HEPİNİZE İYİ HAFTALAR