İlk istifası ve sonra geri dönüşü esnasında bir yazı kaleme almıştım “BU DİKİŞ TUTMAZ” diye…
Meğer dikiş baştan sökükmüş!
Kocaelispor maçı sonrası atıldıktan sonra hakeme saldırısını ben hakemlerin bundan sonra cephe alıp bize kıyacakları şeklinde yorumlamıştım ki doğru çıktı ama fazlası da varmış.
Kişisel bir husumet koca bir şehri itibarsızlaştırtırdı.
Sahipsiz şehir Gaziantep!
Burak Yılmaz röportajında kalından tüm Türkiye’ye mesajı verdi.
Kaç haftadır doğranıyoruz bu bir gerçek. Bu şehrin hiç mi bir sahibi son sözü söyleyeni ya da ağırlığı olanı yok.
Şamar oğlanı gibi…
Bir hakem düdüğünü ağzına götürdüğünde 40 defa düşünmeliydi.
İkinci yarıdan bu yana o kadar çok şey yaşanıyor perde arkasında.
Canımız yanıyor
Nizami gollerimiz iptal oluyor.
Penaltımız verilmiyor.
Ofsayt’tan gol yiyoruz.
Hakemler diğer kararlarda ince ince traş yapıyor ve biz seyrediyoruz öyle mi?
Zaten biz Türk futboluna ancak seyirciyiz!
Kapalı kapılar arkasında Washington diye bir dizi vardı. TRT de yayımlanmıştı 1977 li yıllarda.
Türk futbolu kapalı kapılar arkasında kirli ilişkiler Yumağı içinde katlediliyor.
Alınan hiçbir kararın istikrarı yok. Haftayı bir sonraki hafta alınan bir karar tekzip ediyor.
Burak Yılmaz Kiziroğlu Mustafa Bey gibi bir hışımla geldi geçti gitti.
Bence yürekli bir söylemdi.
Kral çıplak diyen bir adam ama yalnızları oynayan bir adam.
Kral daha önce de çıplaktı.
Şimdi bu rezilliği üstü örtülecek
Birileri şampiyon olacak birileri düşecek ve bu orta oyununda bizler seyirci olarak duracağız.
Değişen bir şey olmayacak.
1950 li yıllarda bir Alman mühendis Kızılırmak kenarına gelir “Bu sular akar sizler bakar” diyerek o meşhur tespiti yapmıştı.
Son söz
Türkiye’de futbol batar
Bizler bakar!