Ben sahanın kenarında hop oturup hop kalkan takımıyla birlikte adeta yerinde duramayan o enerjiyi her davranışıyla gösteren teknik direktörlere bayılıyorum... Sergen YALÇIN'ın davranışlarına bakın ne demek istediğimi anlarsınız... Vermiş olduğu olumlu enerji inanılmaz derecede takıma yansımış durumda...
Bazıları için üç maçta üç galibiyet almak çok kolay gibi gözükebilir ancak kesinlikle öyle değil. Takımın kazanma azmini heyecanını ve enerjiyi sahada görmemek için kör olmak gerek.
Bu Bekir OZAN ve Cenk TOSUN bundan önceki maçlarda böyle mi oynuyorlardı? Ayağına topu alan oyuncu bir an evvel rakip sahaya geçmek için bu kadar hızlı mı hareket ediyordu? Top rakipteyken tekrar kazanmak için böyle mi saldırıyorlardı? Kocaman bir hayır. Futbolda mücadele etmezseniz kazanma şansınız elbette olmayacaktır. Ben bu Binya'yı çok beğeniyorum. Popescu'ya benzer acemi çıkışlarını biraz geliştirirse ve daha basit oynarsa bence büyük takımların bile dikkatini çekebilir. Tosun Paşa 2 gol attı bir o kadar da kaçırdı, pozisyon hazırladı, hep canlı ve diriydi. Sergen Yalçın'la yeni bir kimlik kazandığı aşikar. Bekir OZAN'ın çilingir misali golden önce topu oradan geçirmesi maç içindeki en güzel estetik hareketlerden biriydi. Defansif orta saha özelliklerinin yanına hücumda etkin oyuncu imajını da ekleyince tadından yenmez bir hale geldi. Ancak maçın sonundaki haklı tepkisini abartarak uzatması da bir o kadar yanlıştı.
Sergen YALÇIN başarılı olacak demiştim bu köşemden. Gaziantep basınından bazı dostlarımın Gaziantep'te fazla kalmayacak sözlerine inatla devam etmiştim iddialarıma. Fatma ŞAHİN'in soyunma odalarına girdi-girmedi tartışmalarında da Gaziantep basınını çok aceleci gördüm açıkçası. Ben hala o resmin gerçek olduğuna inanmıyor, Sergen YALÇIN'ın sözlerini doğru kabul ediyorum.
Olağanüstü Kongre kararı ise yerinde bir karar oldu. Uzun zamandır bu yönde baskılar zaten yapılıyordu. Kongre neticesinde ya güvenoyu alınır ya da yeni bir yönetim gelir. Ne olursa olsun çok iyi olacağı kanaatindeyim.
Çizgi hakemi az daha Gaziantepspor'un emeklerini çalacaktı ki hızlı bir 3. gol geldi. Eğer bu gol erken gelmese kırılganlık başlayabilirdi. Trabzonspor lehine çalınmayan bir de penaltı olduğunu söylemeden de geçemeyeceğim...
Güzel bir galibiyetin yanında en büyük kazanç özgüven oldu...
ALIŞKANLIK
Fenerbahçe kimilerine göre şansla kimilerine göre mücadele azmiyle şampi...yonluk yolunda kayıpsız emin adımlarla ilerliyor. Özellikle oyunun son bölümlerinde attıkları gollerle gelen galibiyetlerden sonra spor programlarının en güncel tartışma konularından birisini oluşturmaya da devam ediyor... Hani bir fıkra vardır bilir misiniz? Adamın birisi yedi kere aynı yerden düşmüş ölmemiş ve her türlü iyi temennileri saymışlar. Kimisi öldürmeyen Allah öldürmez demiş, kimisi tesadüf, kimisi yedi canlı... Artık 7. kereden sonra da ölmeyince "alışkanlık" demişler... Fenerbahçe'nin Çaykur Rize maçı da bu alışkanlığın zirvelerinden birisi oldu. Yine oyunun son bölümlerinde kazanmasını bildi bu sezon daha önceki birçok maçta olduğu gibi... Diğer maçlarda olduğu gibi bu maçta da Fenerbahçe'nin bir penaltısı verilmedi ve yine çok tartışılmadı. Ancak Caner'in topu elle kesmesine kırmızı kart verilmedi diye konuşuldu durdu... Söz konusu Fenerbahçe olunca bunlar çok normal nasılsa... Çünkü Fenerbahçe'nin kendi lehine hakkını arayacak medyası yok... "Fenerbahçeli Medya" sözü ise uydurulmuş kocaman bir YALAN...