Eğitim Sen Gaziantep Şube Başkanı Ömer Parlakçı, “Maaşların yaşam maliyeti karşısında erimesi, ek ders ücretlerinin temel geçim aracına dönüşmesi ve barınmadan ulaşıma kadar temel giderlerdeki artış öğretmenleri giderek daha fazla yoksullaştırmaktadır. Öğretmenlerin iş yükü artarken, gelirleri düşmekte ve mesleki geleceği belirsizleşmektedir” dedi.
ÖĞRETMENLİK SADECE BİLGİ AKTARMAK DEĞİLİR
5 Ekim Dünya Öğretmenler Gününü buruk kutladıklarını belirten Parlakçı, öğretmenliğin giderek yalnızca kendisine verilen programı uygulayan, merkezi kararları yerine getiren ve performansı ölçülen bir meslek haline getirildiğini öne sürdü. Parlakçı, “Oysa öğretmenlik yalnızca bilgi aktarmak değildir. Öğretmen; öğrencisini tanıyan, pedagojik kararlar alan, gerektiğinde yöntemi değiştiren, eğitim sürecini değerlendiren, eleştiren, sorgulayan ve toplumsal sorumluluk taşıyan bir eğitim emekçisidir” diye konuştu.
ÖĞRETMENLER YOKSULLAŞTIRILIYOR
Türkiye’de öğretmenlerin uzun süredir ciddi bir ekonomik kayıp yaşadığını belirten Parlakçı şunları dile getirdi:” Maaşların yaşam maliyeti karşısında erimesi, ek ders ücretlerinin temel geçim aracına dönüşmesi ve barınmadan ulaşıma kadar temel giderlerdeki artış öğretmenleri giderek daha fazla yoksullaştırmaktadır. Bunun yanında öğretmenlik mesleği kadrolu, sözleşmeli ve ücretli öğretmenlik gibi farklı istihdam biçimleri üzerinden parçalanmaktadır. Aynı işi yapan öğretmenlerin farklı statülerde, farklı ücretlerle ve farklı güvencelerle çalıştırılması kabul edilemez. Son günlerde kamuoyuna yansıyan ‘Türkiye’de öğretmen açığı olmadığı’ yönündeki açıklamaların eğitim alanındaki gerçeklikle örtüşmüyor.
TÜM ÖĞRETMENLER KADROLU İSTİHDAM EDİLMELİ
Atama bekleyen yüz binlerce öğretmenin varlığı ile okullardaki öğretmen ihtiyacı birlikte ele alınmalıdır. Tüm öğretmenler kadrolu ve güvenceli istihdam edilmeli, eşit işe eşit ücret ilkesi hayata geçirilmeli ve eğitim emekçilerine yoksulluk sınırının üzerinde, emekliliğe yansıyan insanca bir temel ücret sağlanmalıdır. Öğretmenlik Meslek Kanunu ile de öğretmenlik mesleğinin sorunları çözülmek yerine öğretmenler farklı unvanlara ve ücretlere ayrılmıştır. Başöğretmenlik, uzman öğretmenlik ve öğretmenlik üzerinden oluşturulan hiyerarşik yapı, öğretmenler arasındaki dayanışmayı güçlendirmek yerine rekabeti ve ücret farklılıklarını artırmaktadır. Öğretmenlik unvan yarışı üzerinden değil; ortak mesleki bilgi, deneyim, dayanışma ve pedagojik sorumluluk üzerinden tanımlanmalıdır.”
ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNDEKİ KRİZ VERİLERLE GÖRÜLÜYOR
Türkiye’nin farklı bölgelerinde görev yapan 1.091 öğretmenin katıldığı araştırmada öğretmenlerin görev algısı, mesleki benlik algısı, öz yeterliği ve mesleki adanmışlığı yüksek çıkarken, iş tatmininin 5 üzerinden yalnızca 2,37 düzeyinde kaldığını söyleyen Parlakçı, “Aynı araştırmada öğretmenlerin yüzde 74’ü mesleğe ilişkin duygu durumlarının zaman içinde olumsuza doğru değiştiğini belirtmiştir. Bıkkınlık, tükenmişlik, yorgunluk, hayal kırıklığı, mesleki yabancılaşma ve gelecek kaygısı öğretmen anlatılarında öne çıkmaktadır. Buna karşılık öğretmenlerin en büyük olumlu duygu kaynağı öğrencileridir. Bu tablo bize çok açık bir gerçeği göstermektedir: Sorun öğretmende değil, öğretmeni tüketen eğitim sistemindedir” dedi.
İŞTE TALEPLERİMİZ
Eğitim Sen olarak taleplerini sıralayan Parlakçı şöyle devam etti:”Eğitim emekçilerinin ücretlerinin yoksulluk sınırının üzerinde ve emekliliğe yansıyan insanca bir yaşam ücreti düzeyine çıkarılmasını, Ücretli ve sözleşmeli öğretmenliğe son verilerek kadrolu ve güvenceli istihdamın esas alınmasını, Öğretmenleri kariyer basamakları ve farklı unvanlarla ayrıştıran düzenlemelerden vazgeçilmesini, Öğretmen ihtiyacının il, ilçe, okul ve branş bazında gerçek veriler üzerinden şeffaf biçimde açıklanmasını, Öğretmenlerin mesleki ve pedagojik özerkliğinin güvence altına alınmasını; eğitim politikalarının oluşturulmasında öğretmenlerin ve sendikalarının söz ve karar sahibi olmasını istiyoruz.
TEK TİP ÖNLÜK UYGULAMASINDAN VAZGEÇİLMELİ
Tek tip önlük gibi dayatmacı ve şekilci uygulamalardan vazgeçilmesini, Eğitimde piyasalaştırma ve dinselleştirme politikalarına son verilmesini; eğitimin kamusal, bilimsel, laik, demokratik, cinsiyet eşitlikçi ve anadilinde bir hak olarak yapılandırılmasını, Millî Eğitim Akademilerinin kapatılması ve eğitim fakültelerinin bilimsel, akademik ve pedagojik açıdan güçlendirilmesini, Öğretmen adaylarının sınav, mülakat ve belirsiz eğitim süreçleriyle karşı karşıya bırakılmamasını; öğretmenliğe geçişin şeffaf, adil, liyakate dayalı ve güvenceli hale getirilmesini talep ediyoruz.
OKULLARIN FİZİKİ KOŞULLARI İYİLEŞTİRİLMELİ
Eğitim kurumlarında şiddete, mobbinge, keyfi soruşturmalara ve baskıya karşı etkili önlemler alınmasını, tüm eğitim ve bilim emekçilerinin erişebileceği ücretsiz, nitelikli ve yaygın kamusal kreş hizmetlerinin sağlanmasını, Okulların fiziki koşullarının iyileştirilmesini ve yeterli yardımcı personel, rehber öğretmen ve destek personeli istihdam edilmesini, Eğitim bütçesinin kamu okullarının gerçek ihtiyaçlarını karşılayacak düzeye çıkarılmasını, KHK’ler ile haksız ve hukuksuz biçimde ihraç edilen tüm eğitim ve bilim emekçileri derhal görevlerine iade edilmesini bekliyoruz.” Meral KINACILAR ERBEKTE




