Şu 45 dakikadaki Gaziantep FK’nın sergilediği oyun haftalardır hasret kaldığımız bir oyundu. Ne yazık ki, tam devreye girerken kornerden gelen topta Kozlowski’nin yanındaki Saviç’e hamle yapmayıp onu seyretmesi sonucu kalemizde golü gördük…

Aslında maçın başından itibaren her yönü ile Trabzon’a karşı üstündük. 4-4-2 gibi dizilen ama hücumda çoğalan, savunmada rakibine geniş alan bırakmayan ve ikili mücadelelerde üstün çıkan, ön alan savunmasını iyi yapan, geçiş oyununu başarıyla uygulayan Gaziantep FK, rakibi Trabzon’dan daha fazla pozisyona girmesine rağmen bir türlü topu filelere yollayamadı.

Orta alanda Bacuna ve Gidado çok iyi mücadele verdi. Sağda Soresco çok net pozisyonlar buldu ama son vuruşları berbattı. Camara da öyle. Ben bu kadar yetenekli ama bu kadar gamsız bir oyuncu görmedim. Kozlowski’de eline geçen fırsatları değerlendiremedi ama belki de ilk yarıda takımın en vasat adamıydı. Solda Kerim Salah’a geçit vermedi. Sağda Perez de iyiydi. Ortada Syolla ile genç Efe ellerinden geleni yaptı. Stewart daha önceki maçlarına oranla mücadeleci ama yetersizdi.

Ne yazık ki ilk yarının bitimine doğru Gaziantep FK, sanki devreyi berabere bitirmek için geriye yaslanınca Trabzon rahat gelmeye başladı. Tüm bunlara karşın o son dakikada gelen şanssız gole rağmen Gaziantep FK aynı düzeni 2. Yarıda sürdürürse farklı yenilgi bekleyenleri hayal kırıklığına uğratabilir. İkinci yarının ortalarında Gassama, Halil ve Maxim’in oyuna alınması daha akıllı organizasyon ve son hamlelerin gelmesini sağlayabilir…

MAÇ SONU YORUMU

İlk kez yenilgiye eleştirel bakmayacağım. Eleştireceğim iki oyuncu var, biri Kozlowski, diğeri Soresco… Gaziantep iki gol yedi, ikisinde de bu iki oyuncunun rakibini rahatsız etmeyerek boş bırakması oldu. Buna karşılık ikisi de yakaladıkları pozisyonları hovardaca harcadı. Maçın en çalışkanı, en iyi mücadele edeni Bacuna idi. İlk kez bu kadar iyi oyununu izlememiştim. Aslında Efe ilk maçına göre o da başarılıydı. Hamleleri yerindeydi, yer tutuşları da iyiydi. Perez elinden geleni yaptı, Camara saç baş yoldursa da mücadele etti. Gidado ve sonradan oyuna giren Gassama elinden geleni yaptı. Kerim gösterişsiz ama akıllı oyunuyla Muhammet Salah’ı sahneye çıkarmayarak görevini yapan oyunculardan birisiydi. Stewart tüm maçlarına oranla ilk kez bir şeyler yapmaya çalıştı ama yetersizdi. Sanırım bu oyuncunun kapasitesi bu kadar. Kozlowski’yi ilk yarıda söylemiştim hocanın değişimi isabetliydi. Soresco’da takıma artık katkı sağlamıyordu. Ne yazık ki, sonradan oyuna alınan Maxim çok isteksizdi. Keşke kenarda kalsın dedim açıkça. Halil’de öyle.
Diyeceğim o ki, sonlara doğru oyuna alınan Mervan ile Sebahattin gibi gençlere artık şans tanınmalı. Bakın Efe kusursuz oyun oynadı. Kaleci Ataberk aslanlar gibi oynadı. Sakatlandı ve büyük özveride bulunarak hatta kendisini riske ederek oyuna devam etti.

Son sözüm ise şu; Bu takım her zaman dediğimiz gibi iyi oyunculardan kurulu. Ama bu gençleri görmediğimiz için bilemiyorduk. Meğerse Memik Yılmaz bu takımın geleceğini böyle yeteneklere emanet etmek için çok isabetli kararlar almış ve alt yapı oluşturmuş. Tabii şimdi görevi bırakması isteniyor, o da saygı gereği olağanüstü genel kurul kararı aldı. Doğru yanlış tartışılır, keşke bu şehir takımına sahip çıksaydı da bu durumlara getirilmeseydi. Yarın (2 kasım pazartesi) Ankara’da Memik Yılmaz için karar verilecek. Adam hesaplarını verdi, yeminli müşavirler hesaplarını inceledi. Şimdi takımı emanet edilmesi belirlenen Ahmet Uzer ile Ankara’da Milletvekilleri ve Fatma Şahin ile masaya oturulacak. Memik Yılmaz acil banka borçlarının çözülmesini, kendi alacağının da protokola alınarak ödeme planı yapılmasını istiyor. Bakalım gelişmeler ne olacak, bekleyip görelim…