1. YAZARLAR

  2. Tamer Abuşoğlu

  3. KIZGIN SACDA TERÖRLE DANS
Tamer Abuşoğlu

Tamer Abuşoğlu

Yazarın Tüm Yazıları >

KIZGIN SACDA TERÖRLE DANS

A+A-

Taksim’de patlatılan bombanın ardından kahinlik gösterisinde bulunanların televizyon kanallarında meseleyi farklı noktalara çekme gayretkeşliği açık beyan ortada.

Siyaset sosyolojisi elbette patlatılan bombadan da, terörden de bağımsız değil. Bu kalleş saldırının önü ve arkası muhakkak ki değerlendirilmelidir.

Ancak aslolan gerçek şu; Türkiye uzun yıllardan beri bir terör kıskacının tehditi altında.

Bu durum tespitini meseleyi kriminal manada analize koyulan güvenlikçi stratejistlerden, siyaset bilimcilere, oradan sade yurttaşa varıncaya kadar herkes yapabilir.

Önemli olan bu meselenin devleti ve onun yurttaşı olan kitleyi sürüklemekte olduğu nokta. Terörü ve akan kanı durdurmaya yönelik inisiyatif kullanmak şöyle dursun, “ama” ile “fakat”la başlayan cümlelerle şiddete meşruiyet kazandırmaya çalışanların varlığı da bir realite.

Zira Kan’dan, kinden, kutuplaştırmaktan, ayrıştırmaktan, düşmanlaştırmaktan beslenen önemli ve güçlü bir lobi var.
Bu lobi içinde faaliyetini sürdürenlerin meseleyi sürekli taze tutmak, toplumun sinir uçlarını duyarlı hale getirmek ve sosyolojik fay hatlarını germek gibi yadsınmaz görevleri aşikar.

Bu görev tanımı onlara kimi başkentlerden sufle şeklinde yada açıktan adrese teslim bir halde kırsala, kırsaldan ise legal zemindeki figüranlara ulaştırılıyor.

Kendilerini vazgeçilmez siyasal aktörler gibi topluma pompalayan ve bu yolla oluşan kirli empozeyi cilalamaya çalışanların varklıkarı atalarından kaynaklı genetik ihanetin kodlarında zaten var.

Bu manada artık bu siyasal tespiti tedaviye çevirmek gibi bir mecburiyetimiz söz konusu. Çünkü bu yaşadıklarımız istikbalde yaşayacaklarımız için bir fragman mahayetinde. Herkes kendini en kötüye karşı hazırlamalıdır. Zira sürekli ertelenen ya da tesadüfen ertelenme bir süreç var. Ancak kaçınılmaz olan bir süreç.

Oraya doğru evriliyor, oraya doğru sürükleniyoruz. Havada kekremsi bir kan kokusunu, toplumda akıbetine kilitlenmiş ölüm uykusu halini gözlemlemek mümkün.

Bu minvalde yeni bir Atatürk beklemeyelim. Öyle bir şansımız da yok. Her birimiz onun tarihsel rolünden bir parçayı hayata geçirebilirsek, bu doğruların toplamından bir çıkış kapısı bulabiliriz.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.