1. YAZARLAR

  2. Kaya Öztaş

  3. DURGUN AKARDI ALLEBEN -25-
Kaya Öztaş

Kaya Öztaş

Yazarın Tüm Yazıları >

DURGUN AKARDI ALLEBEN -25-

A+A-

 İlköğretim öğrencilerine

(Antep Savunması Öyküleri)

VE KÜÇÜK KAHRAMANLARIMIZ

KÜÇÜK AYŞE

Düşmana  karşı savunma  tek cephede yapılmıyordu..Kentin çeşitli  sokaklarında,caddelerinde,köşe başlarında,geçit yerlerinde,mahalle girişlerinde çeteler elde silâh  nöbet tutuyorlar. Düşman kahraman  Türklerle karşı karşıya gelmeye yürek tutturamadığından olacak,uzaktan kolej Tepe’nin oralardan kasabayı bombalamakla yetiniyor. Bir de giriş çıkış yollarını,dar boğazları,ulaşım yollarını tutmakla…

 

Sokaklar,mahalleler çoktandır Türk Ermeni diye ikiye ayrılmıştı zaten. Ermeni mahallelerinde Fransız askerleri de fink* atıyor.Bu arada şunu da söylemeliyiz ki Ermeni evleri daha sağlam, keymıh* taşlarla yapılmış ,daha yüksek,iki,üç katlı olanları çoğunlukta.Ermeni tarafında kiliseler olduğu gibi camiiler de var.Hele bir güzelim minareli Eyüboğlu camii var ki Ermeni tarafında ,minaresi kutsal bir kalem gibi gökyüzüne yükseliyor ve de bu minare ve şerefesi*neredeyse Türk tarafının büyük bir kesimine egemen.

O caminin şerefesine keskin bir nişancı bir Ermeni yerleşmiş,elinde filintası Türk tarafında kimi görse bir kurşunla düşürüyor.

Türkler ne ediyor ne tutuyorlarsa keskin nişancıya engel olamıyorlar.Çünkü camiinin şerefesi korunaklı, kurşun ulaşmıyor,ulaşsa bile adamı vuramıyor.Türklerin ellerinde büyük top yok,küçükler de göstermelikten başka bir işe yaramıyor.Ayrıca topu yerleştirecekleri bir uygun konum da yok. Nişancı Ermeni’nin görüş alanına çıkmak demek, keskin nişancı Ermeni’nin kurşunlarına hedef olmak demek ki bu da ölümün ta kendisi!.

Nişancı Ermeni’yi de , evini de,adını,sanını,anasını,babasını,sülâlesini,mesleğini de tanıyorlar.Kenikyan adında biri. Bizimkiler Nişancıyan diyorlar. Diyorlar ama tanımak işe yaramıyor ki,çünkü Ermenilerin evlerine ulaşılabilecekleri tüm sokak başları hem Fransız hem Ermeni askerleriyle sıkı sıkıya tutulmuş kuş uçurtmuyorlar.

Ermeni mahallesine girecek yedi kapı yani giriş yeri var bu kapıların yedisi de çok iyi korunuyor,

Bir baş belâsı durum ki sormayın.Türk askerleri ne yapabileceklerini kara kara düşünüyorlar ve bir çare bulamıyorlar.Belki camiye,minareye,bu kutsal yapıya,

*Keymıh :Bir cins sert inşaat taşı.

Caminin şerefesine* zarar vermekten de çekiniyorlar olabilir ya...Belki de  henüz bilmiyorlar kutsal mekânlar bile kullanıldıkları amaçlarına göre kutsal ya da değildirler.Ermeniler kendi kiliselerinde silâh,cephane,top tüfek ,hatta korunmalı mekân olduğu için bir sürü ihtiyar,çoluk çocuk bulunduruyorlar.Bir kurşun gelince de bağırışıyorlar:

”Kutsal  tapınağımıza saldırıyorlar!”

Türk cepheleri otuza yakın ve çeşitli yerlerde. Her cephede duruma göre sokak başlarında,duvarların ardında ellerinde tüfek genç,yaşlı çeteler düşmanın kasabaya girmemesi için nöbet tutuyorlar,gerektiğinde ateş açıyorlar Ermeni mahallelerine.

Şimdi Ermeni mahallesinde kalan caminin bulunduğu sokağa en yakın sokaktayız.

Çeteler duvar diplerinde siperde başlarını çıkarmaktan bile sakınarak bir saldırı olursa düşmanı karşılamak üzere  tetikte yatmış bu arada kendi aralarında konuşuyorlar

-Şu Nişancıyan’ı haklayamadık gitti yav  Hüseyin !

-He yav Hüsnü!.Kurşun  bile sıkamıyoruz,başımızı çıkarsak vızzadak bir kurşun geliyor., N’işlemeli bilmiyorum ki

-Geçenlerde bizim İbrahim Çavuş hıssadanak* gece Nişancıyan’ın evine baskın yapmak istemiş,ama daha sokak başına gelmeden iki kurşun yemiş döşüne; hakkın rahmetine kavuşup şehit olmuş..

-Hee ben de duydum.

-Bizim burada  Tenekeci Mustafa’yı da vurdu ya bu gâvur..Bir buçuk ay kadar oluyor…

-He!On iki,on üç yaşında kızı yetim kaldı..yavrucak!

-He! Avradı da,kızı da çetelere ekmek su taşırlar her gün,her görüşte yüreğim cız eder..

 

*Şerefe:Minarenin gövdesini çepeçevre dolanan,korkuluklu ezan okumak için çıkılan yer.

 

Ayşe ;Tenekeci Mustafa’nın yetim kızı,on üç yaşına ya bastı ya basacak,zayıf,çelimsiz bir kız. Babası iki ay kadar önce şehit oldu az önce anlatıldığı gibi.O Yüksek ,sağlam minaredeki düşmanın kurşunuyla. Öldü,meleklerin dünyasına karıştı. Ayşe’nin yüreği yanıyor. Anasına sarılıp sarılıp günlerce,gecelerce ağladı.

Savaş devam ediyor.Anası da çetelere yardım ediyor;su getiriyor,bazen hamur yoğuruyor ,ekmek yapıyor.Ayşe de suskun.,sessiz,boynu bükük su ekmek taşır babası gibi çetelere…

O gün de Ayşe getirmişti suyu.  Dökmemeye çalışarak neredeyse kendisinden ağır bir kova suyu bağrı yanık ,yarı aç çetelere ulaştırmıştı.Kendisi de bir şey yiyemiyordu pek. Kasabada açlık hüküm sürüyordu.Yollar tutulmuştu,kuşatma berkitilmişti. Kente giriş çıkışlar olanaksızdı ,zaten burada da,özellikle de bu cephede çetelerin kımıldaması çok zordu, Eyüboğlu camiinin minaresinden ,Ermeni, Kenikyan Nişancıyan kımıldayan yaprak olsa vurup düşürüyordu.Cepheyi daha uygun bir yere taşımak  da olanaksızdı ,zaten bu cepheyi terk etmek düşmana;Buyurun gelin bizim sokaklara,mahallelere,evlere insanlarımıza egemen olun demekti.

 Ayşe her geliş gidişte çetelerin kendi aralarında konuştuklarını duyuyor,babasını da öldüren Ermeni’nin yukarılarda ,daha önce kaç kez önünden geçtiği ,livas’ından su içtiği caminin minaresinde otağ kurduğunu, gördüğü her türkü avladığını biliyordu.

.”Bu adamı halletmemiz gerek!” diyorlardı.

 Evet halletmek gerekti ama nasıl ?

Ayşe gecelerce bunu düşünmüş ama kimselere,annesine bile,bir şey söylememişti.Çünkü düşündüklerini söylerse kendisine engel olunacağını biliyordu.

Her seferinde kimselerin kuşkusunu uyandırmadan çocukça bilgiler alıyormuş gibi el bombalarının nasıl çalıştığını bir güzel öğrenmişti.

Her çetenin yanında cebinde,koynunda heybesinde el bombası yoktu. Ama…Ali amca dediği ,babası yaşında,bir çete,kendi mahallelerinden olduğu için Ayşe’yi tanıdığından ona daha çok ilgi gösteriyor ve her sorduğu soruyu sevecen bir acıma duygusuyla yanıtlıyordu.

Bir gün sormuştu” Bu nedir ki Ali amca ?”

-Buna el bombası denir kızım. Aha bak şurada bir pimi var,atmazdan önce bu pimi çeker parmağını basarsın , pimi bırakınca bomba bir,iki üç,demeye kalmadan patlar,bunun için atacağın yeri iyi ayarlamak ,iyi zamanlamak gerek ..yoksa elinde de patlar,yakınında da onun için herkesler kullanamaz bunu..

Ali amca bu yetim kızı kırmamak için çantasında bulunan üç el bombasından birini  göstermişti.

-Bak pim dediğim aha şurası…Bunu çekip parmağını basarsın,atacağın zaman pimi bırakıp hemencecik fırlatmalı ve yere yatmalı insan, yoksa atana  da arkadaşlarına da zararı dokunabilir…Hatta iyi ayarlayamazsan düşman bombayı yakalayıp tekrar sana atabilir..

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.