TÜTÜN ENDÜSTRİSİ YILDA YAKLAŞIK 80 MİLYON TON KARBON EMİSYONUNA NEDEN OLUYOR

Raporda yer verilen Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, tütün üretimi ve tüketimi her yıl yaklaşık 80 milyon ton karbondioksit emisyonuna yol açıyor. Bu miktarın, yaklaşık 17 milyon benzinli aracın yıllık emisyonuna eşdeğer olduğu belirtiliyor. Dünya genelinde yaklaşık 3,2 milyon hektar tarım arazisi tütün yetiştiriciliği için kullanılırken tütün üretiminde yılda 22 milyar ton su tüketiliyor. Küresel ormansızlaşmanın yüzde 5'i de tütün üretimiyle ilişkilendiriliyor. Türkiye'de yılda 150,4 milyar adet sigara tüketilmesi, sigara izmaritlerinden kaynaklanan çevre kirliliğinin boyutlarına da işaret ediyor.

BAZI PSİKOAKTİF MADDELER ARITMA SONRASINDA DA SULARDA KALABİLİYOR

Raporun dikkat çeken bölümlerinden birini, Türkiye Yeşilay Cemiyeti öncülüğünde gerçekleştirilen “Atık Sulardaki Psikoaktif Maddelerin Çevreye Etkisi Araştırması” oluşturdu. Araştırma kapsamında İstanbul, İzmir, Antalya, Adana, Hatay, Samsun ve Trabzon'da bulunan yedi farklı atık su arıtma tesisinden toplam 98 numune analiz edildi.

Çalışmada dokuz farklı psikoaktif maddenin insan vücudunda işlenmesiyle oluşan kalıntıları incelendi ve yapılan analizlerle arıtma süreçlerinin etkinliği değerlendirildi. Araştırma sonuçları, biyolojik arıtmanın psikoaktif maddelerin atık sulardan uzaklaştırılmasında önemli bir rol oynadığını gösterdi. Biyolojik arıtma uygulanan tesislerde incelenen maddelerin yüzde 82 ila yüzde 100'ü sudan uzaklaştırılırken biyolojik arıtma bulunmayan tesiste bu oranların belirgin şekilde daha düşük olduğu belirlendi.

Araştırmada, MDMA maddesinin arıtılması en güç maddelerden biri olduğu ortaya kondu. Biyolojik arıtma uygulanmasına rağmen bazı tesislerde MDMA'nın sudaki miktarının yalnızca yüzde 9 azaldığı tespit edildi. Metamfetamin ve MDMA'nın arıtma sonrasında da sularda bulunması, bu maddelerin suda yaşayan canlılar açısından çeşitli riskler oluşturabileceğini gösterdi.

DİJİTAL BAĞIMLILIKLARIN DA ÇEVRESEL BİR MALİYETİ VAR

Raporda dijital teknolojilerin yoğun ve kontrolsüz kullanımının çevresel etkilerine de yer verildi. Çevrim içi kumarın da içinde bulunduğu dijital sektörlere hizmet veren veri merkezlerinin küresel elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 1 ila 2'sini oluşturduğu, bu tüketimin 2030 yılına kadar iki katına çıkmasının öngörüldüğü belirtildi. Ayrıca yapay zekâ sunucularının büyümesine bağlı olarak enerji tüketiminin, su ayak izinin ve karbon emisyonlarının artabileceğine dikkat çekildi.

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAĞIMLILIK RİSKLERİNİ DE ETKİLEYEBİLİYOR

Raporda, çevresel sorunların insan sağlığı üzerindeki etkileri de değerlendirildi. Dünya genelinde hava, su ve kurşun kirliliği ile mesleki zararlı madde maruziyetlerinin yılda yaklaşık 9 milyon erken ölümle ilişkili olduğu belirtildi. On ülkeden 10 bin gencin katıldığı bir araştırmaya göre, 16-25 yaş grubundaki gençlerin yüzde 45'inden fazlası iklim değişikliğine ilişkin duygularının günlük yaşamlarını olumsuz etkilediğini ifade ediyor.

İklim değişikliğinin yol açtığı stres, belirsizlik ve yaşam koşullarındaki değişimlerin bağımlılık riskleriyle ilişkisine dikkat çekilen raporda, çevre sağlığı ile bağımlılıkların önlenmesine yönelik çalışmaların birlikte ele alınmasının önemi vurgulandı.