İMO Başkanı Burkay Güçyetmez, “Bir kez daha 6 Şubat depremlerinin yıkımının sorumluluğunu meslektaşlarımızın üzerine yıkıp gerçek sorumluların gizlenmesi çabalarına en yüksek sesle itiraz ediyor, gerçek ve adil bir yargılama ile meslektaşlarımızın gerekmesi halinde başkaca adli kontrol tedbirleri uygulanarak tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edilmelerini talep ediyoruz” dedi. 

Dolu dolu kutlama Dolu dolu kutlama

İŞTE O AÇIKLAMA

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Nusret Suna tarafından, İMO Yönetim Kurulu Üyeleri ve bağlı 26 Şube başkanıyla birlikte yapılan açıklama “ 6 Şubat Depremlerinin yaratmış olduğu yıkımda sorumluluğu bulunan herkesin yargı önüne çıkarılması ve bu kişilerden hukuk nezdinde hesap sorulması gerekmektedir. 6 Şubat Depremlerinin kendine özgü, olağandışı ve öngörülemez niteliklerine yönelik devam eden bilimsel çalışmalar; yapı, deprem ve yapıldığı dönemde geçerli olan mevzuat ilişkisi ile Odamız başta olmak üzere ilgili tüm tarafların konuya dair bilimsel ve hukuki çalışmaları soruşturma ve kovuşturma aşamalarında dikkate alınmamaktadır. Hukuki ve teknik gerekliliklere uygun olmayan bilirkişi raporları doğrultusunda meslektaşlarımızın hukuksuz şekilde tutuklu yargılanmaları ile adalet sağlanamayacağı gibi kamuoyunda oluşan tepkiler meslektaşlarımıza yönlendirilerek gerçek sorumluların cezalandırılması engellenmekte; bu durum mesleğimizin ve meslektaşlarımızın topyekûn cezalandırılması haline dönüşmektedir”

KARAR ALICILAR AKLANIYOR

“Ülkemizdeki riskli yapı stokunun varlığının hemen herkes tarafından bilinmesi, biz dahil ilgili tüm kuruluşların önlem alınması gerektiğini dillendirmesi ve bu önlemlerin neler olduğunu söylemesine rağmen 20 yıldır hiçbir eylemde bulunmayan, imar aflarıyla risk üzerine risk yaratan, yapıların nihai denetimini yapan yöneticiler ve karar alıcılar aklanıyor. Deprem nedeniyle yıkılan binada can kaybı oluşmuşsa ne zaman, hangi koşullarda, hangi mevzuata göre proje hazırladığı, kontrol ettiği, uyguladığı önemli olmaksızın mühendisler tutuklu yargılanıyor. Sadece yapıda sonradan projeye aykırı şekilde kolon kesme, duvar yıkma gibi değişikliklerin yapıldığının ispatı halinde tahliye ediliyorlar”


YENİ ADALETSİZLİK

“Oysa ki proje müellifi mühendisin görevi proje tarihindeki mevzuata uygun proje hazırlamak, uygulamacı ve denetçi mühendislerin görevi ise projeye uygun imalat ve denetim yapmaktır. Mühendislerin imar planlarını değiştirme, deprem haritalarını güncelleme, yapılara kullanma izni verme yetkileri bulunmamaktadır. Ayrıca belirtmek gerekir ki deprem yargılamalarında binanın inşa edildiği tarihte mühendisin yaptığı proje kusurlu bulunsa dahi kusurlu olduğu hususların yıkımda ne şekilde ve ne derecede etken olduğunun ortaya çıkarılması, adil yargılanma hakkının gereğidir. Yıkılan binaların hangi sebepten yıkıldığı net olarak ortaya konulmadan, yıkım sebepleri ve sorumluluk zinciri tespit edilmeden, bazı eksiklikler nedeni ile bilirkişi raporlarında   yıkımda kusurlu olarak gösterilen tasarım, yapım ve denetimden sorumlu meslektaşlarımız halen cezaevlerinde tutuklu bulunmaktadır. Görülen odur ki yıkılan ve hasar gören on binlerce yapının sorumlulukları meslektaşlarımızın omuzlarına yüklenmeye çalışılmaktadır. İmar afları, planlamalar, zemin seçimleri, denetimsizlik, vb.  sistemsel zafiyet ve sorunlar göz ardı edilip, siyasi ve idari kararlar yok sayılıp, sadece meslektaşlarımızın   kovuşturmaya tabi tutulmaları, adaleti sağlamaktan ziyade yeni adaletsizliklere yol açmaktadır.”