1. YAZARLAR

  2. Ökkeş Özekşi - Haftaya Bakış

  3. Ökkeş Özekşi ile Haftaya Bakış
Ökkeş Özekşi - Haftaya Bakış

Ökkeş Özekşi - Haftaya Bakış

Yazarın Tüm Yazıları >

Ökkeş Özekşi ile Haftaya Bakış

A+A-
OLAN MEHMETÇİKLERE VE AİLELERİNE OLUYOR

Şehit cenazesi görmekten, bunları yazmaktan nefret ediyorum artık. Yeter artık diyoruz, ama asıl demesi gerekenlerin kıllarını bile kıpırdatmayışları karşısında kahroluyoruz.. Daha kaç gün oldu ki 13 şehidin toprağa verilişi..Ve ondan öncekilerin..Hepsi unutuldu gitti. Tek unutmayanlar aileleri, anaları, babaları, eşleri, çocukları ve kardeşleri..
Peki unutanlar kim ? Elbette bu işi çözmesi gerekenler..Ama sanki onların umurunda bile değil..Sanki her toprağa verdiğimiz şehidin peşinden yeni şehitler bekliyorlar..Çözüme yönelik adım atmaktan öte, iki taraf da sadece kendi kendilerine konuşuyorlar.. Onlar konuşurken, tabii olan mehmetçiğimize oluyor.. Oğlunu askere gönderen ailelere oluyor..Dedim ya, inanın nefret edecek hale geldik sevgili okurlarımız.. Bu iş nasıl çözülecekse çözülsün artık..Çünkü sabrımız taşıyor..

BU KAFA İLE EĞİTİMDE YERİMİZDE SAYAR DURURUZ

TS (Türkçe-Sosyal) de 80'nci, TM (Türkçe-Matematik)te 77'nci sıradayız..Geçen yıl TM'de 80'nci, TS de ise 79'ncu sırada yer almıştık..Hatırlarsanız geçen yıl açıklanan sonuçlardan sonra herkes ayağa kalkmış ve tepki göstermişti.. Buna sevgili milletvekili kardeşlerimiz dahil.. Hatta peşpeşe toplantılar yapılmış ve artık 45-50'yi bile kabul etmeyizdenilerek çözüm bulduklarını söylemişlerdi..
O zamanlarda dayanamayarak yazmış ve çözüm bulacak denilen kişiler, asıl yıllardır eğitimi bu duruma getirenlerdir demiştim.. Gerçekten de öyle.. Şimdi en kolay bahane göç..Oysa onu da yazmış ve Kimse başarısızlıkta Göç'ü bahane etmesindemiş, örnek olarak göç alan Mersin başta olmak üzere birçok ili göstermiştim..
Bakınız yanıbaşımızda Kilis..Azıcık uzağımızda Bitlis..Geçen sene bu iki ilin almış olduğu başarıyla alay ettiler, tesadüf dediler..Ama adamlar olaya bizimkiler gibi bakmıyorlar.. Farklı yöntemlere girişiyorlar, farklı motivasyonlar yapıyorlar..Öğrenciyi de, velisini de ciddiye alıyorlar. Gaziantep'e bakın, eğitim ile ilgili alınan tüm kararlarda ne öğrencinin ne de velilerin görüşleri var. .Hepsi masa başında alınıyor. Realiteden uzak yani.. Basit bir yaklaşımla şöyle anlatayım..Dolmuşa, otobüse binmeyenler, kaldırımda yürümeyenler, kalabalıkta gezinmeyenler, stadyuma maçlara bilet alarak girmeyenler, kuyruklarda sıkışmayanlar, o insanların yaşadıkları sorunları asla bilemezler.. Bu sorunları ancak yaşayanlar çözer. Çözme işi onları anlayabilen, onlar gibi yaşabilenlerin işidir.. Maalesef Gaziantep milli eğitiminde bu anlayış hakim değildir.. İdarecilerin kafasında sadece kendilerinin konumları vardır.. Öğrenciyi düşünme, eğitimin çıtasını yükseltme gibi farklı çözümler üretme konusunda yetersizlik hakimdir.. Zaten umurlarında da değildir.. Bunun gibi onlarca mesele vardır.. Şimdi arkadaş gidin şu Kilis'e, bakın şu Bitlis'e onlar ne yapıyorlar, biz de uygulayalımdesek, hepsi de söz birliği etmişçesine sen bize küfür mü ediyorsunderler..İşte kafa bu kafadır..Ne söylesek, ne yazsak boşunadır..

MUSTAFA ÇAVUŞ BU İŞİ ÜSTLENMELİ

..Ve peşini bırakmamalı..Takipçisi olmalı..Emniyet Müdürlüğünün şu anda kamuoyuna verebileceği en güzel mesaj, gürültü kirliliği ve havai fişek olayında cesur ve kararlı tutumu olacaktır.. Sadece şunu söylersem asayişten sorumlu emniyet müdür yardımcısı Mustafa Çavuş durumun ciddiyetini biraz daha iyi anlayacaktır. O gün yapılan basın toplantısında Çavuş'un söylediklerini manşet yaptıktan sonra gelen telefonlar, mailler ve fakslar, büyüğündün küçüğüne kadar herkesin umutlanmasına yol açmıştır..Bu heyecan, söylenenlerin gerçekleşmesi halinde yaşanır..Eğer gece yarıları havai fişekler ve silahlar atılmaya devam eder, gürültü ile mücadele konusunda top başka kurumlara atılırsa, o zaman saygı ve güven zaafiyete uğrar..Görülüyor ki, polisin bu hamlesi Gaziantep'te huzur isteyenleri umutlandırmıştır..İnşallah kararlı olunur ve takip etmekten vazgeçilmez.. Tabii konunun sadece emniyetin işi olmadığını biliyorum..Çevreciler ve müdürlüğü uykudan uyanırsa, belediyeler başkalarını suçlamadan vazgeçip gereğini yerine getirirlerse, polisin de kararlılığı devam ederse, bu şehirde yaşayanlar kaderine terkedilmediklerini daha iyi ahlayacaklardır.. Uygulamaları görecek ve peşini bırakmayıp onları da yazacağız..

HAKİM VE SAVCILAR HASSAS OLMALI

Bunu niye yazıyorum, çünkü Aziz Yıldırım'ın avukatı hakim ve savcılara sataşarak bedava bilet istediklerini adeta suçlar gibi söyledi. Çıkıp televizyonlarda konuştu, gazetelerde yazdırdı..Bana sorarsanız çok ayıp etti..Hatta bunun adına çirkeflik te diyebilirim.. Çünkü işi bu noktaya getirmekle, bel altı vurmaya çalışıyor da ondan..Türkiye'de her şehirde görev yapan hakim ve savcılar dahil birçok kamu yöneticisi, maçlara davetiye isterler veya onlara gönderilir.. Bunlar arasında bazıları işi abartır ve sadece kendisi yetmezmiş gibi, çevresindekile de bilet isteyerek yetkilileri zor durumda bırakır, ama bunlar çok istisna kalır..
Ancak bazıları vardır ki, kendisi istemezse bile kulüpler tarafından maçlara davet edilir, davetiyeler gönderilir.. İşte bundan sonra bu tür ilişkiler suistimale açıktır..Çünkü o basit davetiye, hakim ve savcılarımızın kişiliğine dokunacak noktaya getirilmek için rahatlıkla kullanılabilir.. Örnek çok yeni.. Bundan şunu çıkarmamız gerekiyor.. Herkesten bilet istenmez, her kulüp başkanı ile maç bileti için diyaloga girilmez.. Basit bir olay olmasına rağmen, Aziz Yıldırım'ın avukatının bunları medyaya taşıması ve belden aşagı vurmaya kalkışması, Türkiye'deki ve şehrimizdeki tüm hakim ve savcılarımızı, daha dikkatli ve titiz olması gereken noktaya taşımıştır..Bunu sadece spor kulüpleri için söylemiyorum, ifade etmeye çalıştıklarım diğer sosyal ilişkiler için de geçerlidir..Hele Türkiye'nin getirildiği böyle bir ortamda çok daha dikkatli olunması gerekiyor..Tabii bizlerin de..

AZİZ YILDIRIM-ERMAN TOROGLU VE BİZİM GERÇEĞİMİZ
(Türk futbol camiasında kimse temiz değildir)

Madem Aziz Yıldırım'dan girdik o zaman yine hafta arasında gazetelerde çıkan Erman'ı sallatacağımhaberi için birkaç satır yazmak istiyorum.. Şimdi vurun abalıyamisali, herkes Aziz Yıldırım'a yükleniyor.. Evet, Digitürk'ten Erman Toroglu'nu attırdı, LİG TV'de yorum yaptırtmadı, bu doğru.. Ama bu tür tehdit içeren sözleri bazı yazarlar, yorumcular ve gazeteciler için söyleyen sadece Aziz Yıldırım değil ki.. Türkiye'de birçok kulüp başkanı aynı düşünce içinde.. İşlerine gelmeyen yazı ve yorum olduğu zaman ilk başvurdukları yöntem onları şikayet etmek, görevlerinden aldırmak için harekete geçmek.. Bu konuda Erman Toroğlu biraz ön plana çıkarıldı.Oysa Aziz Yıldırım sadece Erman Toroğlu'na yapmadı ki bunları. Yıllardır işine gelmeyen kim varsa hemen kellesini koparmak istedi, işten attırma tehditlerinde bulundu.. Buna TSYD yönetimi de sessiz kaldı. Ben bunların hepsini yaşayanlardan birisiyim..Hatta mevcut TSYD başkanının bizzat yüzüme karşı biz kulüplerle iyi geçinmek zorundayızdediğini biliyorum.. Arkamdan çevrilen oyunların içinde olacak kadar ileri gittiğini biliyorum.. Tabii sonuç buralara kadar geldi.. Siz bu konuda sadece Aziz Yıldırım'a bakmayın..Türkiye'de çok sayıda kulüp başkanı aynı şeyleri yapıyor. Buna Gaziantepspor başkanı dahil..Şahsen ben üç kanatta da, yani LİG TV'de, TSYD ve Gaziantepspor'da çok şeyler yaşadım. Kendi meslektaşlarım tarafından iftiralara uğradım, aleyhimde yapılmadık ahlaksızlık bırakılmadı.. Bunları kitap haline dönüştüreceğim zaten.. Okuyunca bu kadar da olmazdiyeceğinizden adım gibi eminim.. Demem o ki, Türk futbol camiasında kimse temiz değildir..

HEPİNİZ E İYİ HAFTALAR
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.