Zafer Partisi kurucular kurulu üyesi ve aynı zamanda zeytin üreticisi Mehmet Pamuk, geçen yıl 18 litrelik zeytinyağının tenekesinin 6 Bin 500-7 Bin TL seviyelerine kadar alıcı bulurken, bu yıl ise 5 Bin 500 TL civarında fiyatlardan söz edildiğini belirterek, “Girdi maliyetleri artarken üreticinin satış fiyatı geriliyor. Geçen yılın fiyatını bu yıl bulamayan çiftçi, emeğini yok pahasına elinden çıkarmak zorunda kalıyor. Devlet artık seyirci kalmamalı” dedi.
MALİYETLER ARTIYOR
Geçen yıla göre işçilik maliyetlerinde çok ciddi artışlar yaşandığını, bazı bölgelerde hasat işçiliğinin neredeyse iki katına yaklaştığını belirten Pamuk, “Zeytinin fabrikada sıkım ücretleri de işletmeye göre yüzde 20, yüzde 30, hatta yüzde 40 oranında artmış durumda. Bunun yanında budama, arazi sürümü, gübre, ilaç, mazot, nakliye, çuval, kasa ve teneke maliyetleri de üreticinin sırtına yükleniyor. Geçen yıl 18 litrelik zeytinyağı tenekesinin 6.500-7.000 TL seviyelerine kadar alıcı bulduğu dönemler yaşandı. Bu yıl ise aynı ölçüdeki ürün için 5.500 TL civarında fiyatlardan söz ediliyor” diye konuştu.
BU İDDİALAR ARAŞTIRILMALI
Pamuk, özellikle zeytin alımı ve zeytinyağı sıkımı yapan işletmeler arasında fiyatların oluşumuna ilişkin ciddi soru işaretleri bulunduğunu öne sürdü. Pamuk şunları söyledi:“Gaziantep’te üreticilerden gelen şikâyetler, bazı alıcıların birbirine çok yakın ve düşük fiyatlar verdiği yönündedir. Geçen yıl daha yüksek fiyatlardan alım yapan işletmelerin bu yıl üreticinin artan maliyetlerine rağmen daha düşük fiyatlar teklif etmesi ciddi biçimde sorgulanmalıdır. Burada kimseyi peşinen suçlamıyorum. Ancak piyasada fiyatların birlikte aşağı çekildiği, üreticinin pazarlık gücünün ortadan kaldırıldığı yönündeki iddialar mutlaka araştırılmalıdır.”
GARANTİSİ MEKANİZMASI KURULMALI
Pamuk, devletin üreticiyi koruyacak bir fiyat ve alım politikası oluşturması gerektiğini belirterek şu önerilerde bulundu:“Fındıkta olduğu gibi zeytinde de devletin piyasaya müdahale edebileceği, üreticiyi koruyacak bir alım mekanizması oluşturulmalıdır. Zeytin ve zeytinyağı için bölgesel maliyetler dikkate alınarak üreticinin zarar etmeyeceği referans fiyatlar belirlenmelidir. Devlet, gerekli gördüğü bölgelerde TMO veya görevlendireceği yetkili kuruluşlar aracılığıyla alım yapabilmelidir. Üretici, ürününü maliyetinin altında satmak zorunda bırakılmamalıdır.
ADİL BİR DÜZEN KURULMALI
Sofralık zeytin ile yağlık zeytin ayrı değerlendirilmelidir. Zeytinin çeşidi, kalibresi, randımanı, yağ oranı, kalite sınıfı ve işlenme maliyeti dikkate alınmalıdır. Ayrıca üreticinin ürününü hasat döneminde hemen elinden çıkarmak zorunda kalmaması için lisanslı depoculuk, kooperatif depolama ve üretici birliklerinin pazarlama gücü artırılmalıdır. Devletin görevi piyasayı birkaç alıcının insafına bırakmak değil, üreticinin emeğinin karşılığını alabileceği adil bir düzen kurmaktır.
FABRİKA VE SIKIM ÜCRETLERİ DENETLENMELİ
Bir fabrikada başka, diğerinde başka fiyat uygulanıyorsa bunun gerekçesi belli olmalıdır. Üretici, zeytininin kaç kilogram geldiğini, ne kadar yağ çıktığını, randımanın ne olduğunu ve hangi hizmet için ne kadar ücret ödediğini açıkça görebilmelidir. Üreticinin malı işlenirken tartım, randıman, fire ve ücret hesapları şeffaf biçimde kayıt altına alınmalıdır. Haksız kesintiler ve belirsiz ücret uygulamalarının önüne geçilmelidir.
ÜRETİCİYE DESTEK VERİLMELİ
Gaziantep ve çevresindeki zeytin üretim bölgelerinde gerçek üretim maliyetleri bağımsız olarak hesaplanmalı, sofralık ve yağlık zeytin için ayrı referans fiyatlar açıklanmalıdır. Üreticiyi koruyacak kamu alım mekanizması kurulmalı; ihtiyaç hâlinde devlet destekli alım yapılmalıdır. Hasat işçiliği, mazot, gübre, ilaç, sulama, budama ve nakliye giderleri için üreticiye doğrudan destek verilmelidir. Üreticinin hasat dönemindeki nakit ihtiyacını karşılayacak düşük faizli ve zamanında ödenen tarımsal finansman imkânları sağlanmalıdır. Tarım arazilerinin imar planlarında korunması sağlanırken üretim yapan çiftçinin mülkiyet ve ekonomik hakları gözetilmelidir.” Meral KINACILAR ERBEKTE




