Toplantıda finansmana erişim, yatırım ve ihracatın finansmanı ile firmaların bankacılık sektöründen beklentileri ele alındı.
Gaziantep Ticaret Odası (GTO) organizasyonuyla; Ziraat Bankası Genel Müdürü ve Türkiye Bankalar Birliği Başkanı Alpaslan Çakar, VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, Halkbank Genel Müdürü Recep Süleyman Özdil ve Türk Eximbank Genel Müdürü Ali Güney’in katılımıyla “İş Dünyası ve Finans Sektörü Gaziantep Buluşması” düzenlendi.
İş Dünyasının Talepleri Doğrudan Aktarıldı
Reel sektör ile finans dünyasının üst düzey temsilcilerini bir araya getiren buluşmada; iş dünyasının finansmana erişimi, güncel bankacılık uygulamaları, yatırım ve ihracatın finansmanı ile firmaların finans sektöründen beklentileri değerlendirildi.
Program kapsamında gerçekleştirilen istişare toplantısının ardından katılımcı firmalar, kamu bankalarının genel müdürleri ve üst düzey yöneticileriyle birebir görüşmeler yaptı. Firmalar, ihtiyaçlarını, taleplerini ve finansman konularındaki değerlendirmelerini doğrudan paylaşma fırsatı buldu.
Yıldırım’dan Özel Bankalara Dikkat Çeken Sözler
GTO Başkanı Tuncay Yıldırım, konuşmasının açılışında özel bankalara seslenerek, bankaların bölge müdürlerine yönelik dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Yıldırım, “Buradan özellikle özel bankaların kredi tahsis bölge müdürlerine sesleniyorum. Biz aradığımızda lütfen telefonlarımıza bakın. Dar günümüzde biz sizlere ulaşamazsak, varlık gününde de bunun bir kıymeti kalmıyor artık. Ben Ticaret Odası Başkanı olarak sizleri özel numaranızdan aradığımda ‘Başkan beni şubeden arasın’ diyorsanız bunun bir kıymeti yok. Ben para istediğimde vermeyin ama üyem istediğinde o telefona bakacaksınız. 45 bin üyeli bir odanın başkanı size ulaşamıyorsa, siz de mutsuz olursunuz, altını çizerek söylüyorum” dedi.
Finans Sektörüyle İş Dünyası Aynı Masada
Finansmanın ekonominin en güçlü itici güçlerinden biri olduğunu belirten Yıldırım, finansman imkânlarının yatırım, üretim, ticaret ve ihracat açısından büyük önem taşıdığını söyledi.
Yıldırım, “Finansman varsa yatırım olur, üretim olur, ticaret olur, ihracat olur. Bankalar sermayeyi büyütür, iş dünyası katma değeri büyütür. Türkiye ise bu iki gücün ürettiği değerle büyür. Biri olmadan diğeri olmaz. İşte bugün de bu birlikteliği konuşmak için bir aradayız” ifadelerini kullandı.
Gaziantep’in Türkiye ekonomisinin önemli göstergelerinden biri olduğunu belirten Yıldırım, toplantının en önemli yönünün sorunların doğrudan sahadan konuşulması olduğunu kaydetti. Pandemi, deprem ve ekonominin zor dönemlerinde kamu bankalarının iş dünyasının yanında olduğunu ifade eden Yıldırım, bu dayanışmayı unutmadıklarını söyledi.
“Zor Günlerde Yanımızda Olanı Unutmayız”
Yerelde görev yapan banka yöneticileri ve çalışanlarına teşekkür eden Yıldırım, işletmeler açısından zamanında kurulan güven ilişkisinin yalnızca kredi desteği kadar önemli olduğuna dikkat çekti.
Kamu bankalarıyla kurulan güçlü diyaloğun özel bankalarla da geliştirilmesini istediklerini belirten Yıldırım, “Kapısını çaldığımızda bizi dinleyen, işimizi anlayan ve çözüm üreten bir yaklaşımı hep birlikte güçlendirelim. Çünkü iyi günde kurulan bankacılık ilişkileri değerlidir. Ama gerçek iş ortaklığı zor günlerde belli olur” diye konuştu.
Gaziantep’in Üretim Gücüne Vurgu
Gaziantep’in ekonomik gücüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yıldırım, kentin yaklaşık 10 milyar dolarlık ihracatıyla Türkiye ihracatının yüzde 4’ünü gerçekleştirdiğini söyledi.
Gaziantep’in tek başına 55 ilin toplamından daha fazla ihracat yaptığını ve 92 bağımsız ülkeden daha büyük bir ihracat hacmine sahip olduğunu ifade eden Yıldırım, kentin dış ticaret fazlası veren ender şehirlerden biri olduğunu kaydetti.
Yıldırım, “Gaziantep’i sadece rakamlarla anlatamayız. Gaziantep ticareti bilir, üretmeyi sever ve ihracatla büyür. Bu şehirde insanlar fırsat beklemez, fırsat oluşturur. Riskten kaçmaz, risk alır. Bu şehirde kullanılan kredi beklemez; üretime, ticarete, ihracata, istihdama ve katma değere dönüşür. İşte bu yüzden Gaziantep’e sağlanan finansman yalnızca bir işletmeye verilen kredi değildir. Türkiye’nin rekabet gücüne yapılan yatırımdır” dedi.
Kredi Maliyetleri İş Dünyasının Gündeminde
İş dünyasının uzun süredir en önemli gündeminin finansmana erişim olduğunu belirten Yıldırım, asıl sorunun krediye ulaşmak değil, krediye katlanılabilir maliyetlerle ulaşabilmek olduğunu söyledi.
Komisyonlar, masraflar ve ilave yüklerin finansman maliyetlerini açıklanan faiz oranlarının üzerine çıkardığını ifade eden Yıldırım, enflasyondaki düşüş eğiliminin ticari kredi faizlerine daha güçlü şekilde yansımasını beklediklerini dile getirdi.
Politika faizi ile ticari kredi faizleri arasında yaklaşık 20 puanlık fark bulunduğunu belirten Yıldırım, “Artık enflasyonun iki katına yaklaşan maliyetlerle finansmana ulaşmak istemiyoruz. Hiçbir işletme enflasyonun iki katı finansman maliyetiyle rekabet edemez” ifadelerini kullandı.
Kredi yapılandırmalarında standart çözümler yerine işletmelerin ihtiyaçlarına göre şekillenen daha esnek modellerin önemine dikkat çeken Yıldırım, her işletmenin farklı bir hikâyesi olduğunu ve aynı çözümün her işletmeye uymayacağını söyledi.
Yıldırım, doğru zamanda yapılan doğru yapılandırmanın işletmeleri ayakta tutacağını, üretimi ve istihdamı koruyacağını, aynı zamanda bankaların alacaklarını da güvence altına alacağını ifade etti.
Gaziantep İçin Yeni Finansman Modeli Önerisi
Standart yapılandırma anlayışı yerine “yaşatan yapılandırma” yaklaşımının ele alınması gerektiğini belirten Yıldırım, reel sektör ile finans sektörünün birlikte geliştireceği yeni bir model önerdi.
Erken müdahaleyi esas alan ve işletmeleri ayakta tutmayı hedefleyen bir pilot uygulamanın Gaziantep’te başlatılmasını isteyen Yıldırım, bu uygulamanın “Gaziantep Modeli” olarak adlandırılabileceğini söyledi.
Gaziantep’in yalnızca ekonomik başarısıyla değil, çözüm üretme kültürüyle de Türkiye’ye örnek olduğunu ifade eden Yıldırım, kentte başarıyla uygulanacak bir modelin gelecekte Türkiye’nin diğer şehirlerine de örnek olabileceğini belirtti.
Ticari Kredilerde Esnek Uygulama Talebi
Ticari kredi büyüme sınırlarının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirten Yıldırım, üretim yapan, ticaretle uğraşan, ihracat gerçekleştiren ve istihdam sağlayan işletmeler için daha farklı bir yaklaşımın benimsenmesini istedi.
KOBİ kredilerinde daha esnek uygulamalar beklediklerini ifade eden Yıldırım, “Ekonominin dolaşım sistemi ticarettir. Ticaretin dolaşım sistemi ise nakittir. Dolaşım yavaşlarsa ekonomi de yavaşlar” dedi.
Yüksek POS komisyonlarının işletmelerin maliyetlerini artırdığını ve fiyatlara yansıdığını belirten Yıldırım, bu konunun yalnızca esnaf ve tüccarların değil, aynı zamanda enflasyonla mücadelenin de önemli başlıklarından biri olduğunu kaydetti.
İhracatçı İçin Eximbank Desteği İstedi
Gaziantep’in temmuz ayında ihracatını yüzde 17 artırdığını belirten Yıldırım, bu gelişmenin sevindirici olduğunu ancak ihracatın yalnızca rakamlarla değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
İhracatta miktarın yanı sıra katma değer, kârlılık ve sürdürülebilirliğin de önemli olduğuna dikkat çeken Yıldırım, yüksek finansman maliyetleri, krediye erişimde yaşanan zorluklar ve artan işletme sermayesi ihtiyacının ihracatçıların rekabet gücünü doğrudan etkilediğini ifade etti.
Türk Eximbank’ın Gaziantep gibi ihracat şehirleri açısından stratejik bir role sahip olduğunu belirten Yıldırım, “Biz Eximbank’ı yalnızca kredi veren bir kurum olarak görmüyoruz. İhracatçımızın dünyaya açılan finans kapısı olarak görüyoruz” dedi.
KOBİ’lerin Finansmana Erişimi Kolaylaşmalı
Gaziantep ihracatının gücünün yalnızca büyük firmalardan oluşmadığını belirten Yıldırım, binlerce KOBİ’nin emeği, cesareti ve ihracat azminin kent ekonomisine önemli katkı sunduğunu söyledi.
Reeskont kredi imkânlarının artırılmasını, KOBİ ihracatçılarının Eximbank kaynaklarına daha kolay ulaşmasını, teminat süreçlerinde daha esnek uygulamalar geliştirilmesini ve işlem süreçlerinin hızlandırılmasını isteyen Yıldırım, güvenilir ve düzenli ihracat geçmişi bulunan firmalar için teminat yükünü azaltacak veya teminatsız finansman modellerinin oluşturulmasının önemine dikkat çekti.
Yıldırım, “Biz Eximbank’tan yalnızca finansman sağlamasını değil, ihracatçımızın dünyadaki rakipleriyle aynı şartlarda rekabet edebilmesini sağlayacak çözümler üretmesini bekliyoruz” diye konuştu.
“Gaziantep’e Güven, Türkiye’ye Yatırımdır”
Konuşmasının sonunda bankacılık sektörü temsilcilerini Gaziantep’in potansiyeline ortak olmaya davet eden Yıldırım, Gaziantep’e duyulan güvenin Türkiye’nin üretimine duyulan güven anlamına geldiğini söyledi.
Yıldırım, “Gaziantep’e sağlanan finansman, Türkiye’nin ihracatına yapılan yatırımdır. Gaziantep’e verilen destek, Türkiye’nin büyümesine yapılan destektir. İnanıyorum ki bugün bu salondan yalnızca taleplerle değil, daha güçlü bir iş birliği iradesiyle ayrılacağız. Çünkü hepimiz aynı gemideyiz ve biliyoruz ki Gaziantep büyürse, Türkiye büyür” ifadelerini kullandı.





