Güçyetmez TMMOB Gaziantep İl Koordinasyon Kurulu adına yaptığı açıklamada, aradan geçen 34 yıla rağmen iş cinayetlerinin önlenemediğini vurgulayarak, “Madenler, inşaatlar, tersaneler, fabrikalar ve şantiyeler hâlâ emekçilerin mezarı olmaya devam etmektedir. Bilimin ve mühendisliğin gelişimine rağmen işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemleri aynı ölçüde geliştirilmemektedir. Önlenebilir kazalar göz göre göre ölümlere dönüşmektedir” diye konuştu.
İŞ CİNAYETLERİ HER YIL 2 BİN CAN ALIYOR
Mevcut iktidar döneminde en az 32 bin emekçinin iş cinayetlerinde hayatını kaybettiğini belirten Güçyetmez, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarihten bu yana ise en az 20 bin emekçinin yaşamını yitirdiğini söyledi. Her gün ortalama 6, yılda yaklaşık 2 bin emekçinin iş cinayetleri sonucu hayatını kaybettiğini ifade eden Güçyetmez, bu tablonun kader değil siyasal tercihlerin sonucu olduğunu dile getirdi.
DENETİMLER YETERSİZ
Denetim yetersizliğine dikkat çeken Güçyetmez; Soma, Ermenek, Mecidiyeköy (Torunlar), Şirvan, Amasra, Gayrettepe, Oba Makarna, İzmir Kule Vinç, Kartalkaya, Dilovası… Bu isimler yalnızca birer yer adı değil; denetimsizliğin, kar hırsının ve kamusal sorumluluktan kaçışın simgesidir. Etkin denetim ve yaptırım uygulanmadığı sürece de benzer acılar yaşanmaya devam edecektir. Bütün bu uyarılarımıza rağmen ülkemizdeki tablo oldukça karanlıktır. Türkiye’de 2 milyon 290 bin 160 işyeri bulunmasına rağmen 2025 yılında bunların yalnızca 8 bin 161’inin, yani yüzde 0,35’inin iş sağlığı ve güvenliği yönünden denetlendiğini belirtti. Bu oranın kamusal denetim mekanizmasının fiilen işlemediğini gösterdiğini kaydetti.
KAZALARIN BÜYÜK ÇOĞUNLUĞU ÖNLENEBİLİR
Sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin iş cinayetlerinin yaygınlaşmasında önemli bir etken olduğunu belirten Güçyetmez, örgütsüz ve güvencesiz çalışma koşullarının emekçileri savunmasız bıraktığını kaydetti.
TMMOB olarak iş cinayetlerinin büyük çoğunluğunun önlenebilir olduğunu vurgulayan Güçyetmez, bilimsel ve teknik ölçütlere dayalı, kamusal ve bağımsız bir denetim sistemi kurulması çağrısında bulundu. Üniversitelerin, sendikaların ve meslek örgütlerinin katılımıyla idari ve mali açıdan bağımsız bir ulusal işçi sağlığı ve güvenliği kurumu oluşturulması gerektiğini belirtti.Açıklama, “İş cinayetleri sona erene, emekçilerin yaşam hakkı güvence altına alınana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz” ifadeleriyle sona erdi.




