Hani burnumda deniz kokusu Buram buram simiti, martısı, kumrusu .
Biraz uzağında Çeşmesi. Yanı başında Alaçatı'sı.
Limonata bardakta, deniz ayağının altında ve karşında Yunanistan.
Şöyle parmak ucuna bir uzansan çakıl taşlarına el değdirirsin.
Bileklerine kadar suya girsen, iki adımda sahilinde efil efil salınırsın.
Güneşi Santorini de söndürürsün. Doruklarında, avuçlarında taşların bembeyazlığı.
Yakıcı sıcak teninde, ayışığını izlersin aheste aheste.
Bambaşka insanların aşkı gözünü alır. Şampanyalar patlar , aşka doyamayan aşıklar sarhoş eder ruhunu.
Sevginin dibinde kaybolursun.
Sözler duyarsın. Manasını bilmediğin sayısızca yeminler içersin.
Soluksuzca aşkı dinlersin, aşkı dilersin Santorinide.
Sonra Kıyıdan bir kayığa atlarsın.
Yatların köpüğünü kanter içinde yutarak uzaklaşırsın.
Arkana dön bir bak. Seve seve sarılan insan kalabalığı, kocaman bir ada, güneşi küstüren bir ay .
Eee geldik gidiyoruz de çek git hadi.
Ellerin birinin kalbinde, at kendini Rodosa.
Ta tam Şövalyeler adası.
Kendinden emin, dediği dedik bir yer burası. Sokakları tunçtan , bulutu yok, günü güneşi çok. Atla bir motora, rüzgar da çarpsın soldan soldan... Engebeleri atla, suları geç kelebek vadisi yanı başında.
Devasal bir yeşillik. Film tadında. Sahici olamaz bu kadar kelebek.
Orana burana konuyor. Ağaçların dalları sarsın belini, huylanırsın belki.
Parmak uçlarında kelebekler. Pembesi, mavisi, binbir rengi.
Adamın hayal gücü yetmez. Zorlama canikom canlanmazda.
Hadi birde Kos yapalım kısacık hemen.
İn motordan , bin bisiklete.
Çiçekli, sepetli aynı barbie'nin bisikleti.
Uzun uzadıya yollar.
Sağa sola serpiştirilmiş sokak ressamları. Eğlenceli bir trenle şehir turu ardından, sahilde küçük bir restaurant.
Siesta sona ermiş, akşam olmuş vur patlasın çal oynasın.
Caddeler de çocuklar. Her günleri bayram tadında.
Bir suya dalıyorlar bin gülüyorlar.
Palmiyelerin gölgesinde gölgelenerek seyre dalarsın karşı komşuyu.
Bayrağı dalga dalga. Kan kırmızısı..
Tam karşımda Bodrum. Eğlence tavan yapmış durumda.
Patır patır gelen insanlar çarpar gözüne. Bodrum'dan gelmişler.
Tuhaf ama Kos sanki babalarının adası. O kadar rahatlar.
Domates reçelim bir elimde ,
Sakızlı rulo katım, sütlü kahvem için diğer elimde.
Atlıyorum bir takaya patır patır kendi topraklarımda.
Son durak Bodrum. Kusura bakmayın oraya gidemediğim için yazamıyorum :)
Savrulduk, biraz kaynaştık.
En iyisimi kapıyı arala, arkana bakma .
At üç, beş eşya çantaya tam gaz adalar.
Yaşanası, yakalanası onca dünya varken araya hayat telaşını sokmayın.
Geç olmadan tatmak için herşeyi ,
Herşeyi bir kenara bırakın...