Eskitilen her yılın bitişindeki toplumsal ortak temenni yeni yılda güzel şeylerin olmasıdır. İyi niyet ve umut dolu beklenti ile karşılanan her yeni yılda insanlarımızın büyük çoğunluğu, umduklarıyla değil bulduklarıyla yaşam sürdürürler...
Doğa kanunu gibi...
Kanaatkar ve şükürdar olan her insan, gördüklerinin arasında kendisi için güzel olanları seçer! Bu yüzdendir ki, 2011'in de benzer umutların yeşermesi beklenilenden yıllardan farklı bir yıl olacağını sanmıyorum!
Hoş gelsin 2011 demeden önce 2010 yılı içerisinde yaşanmış tüm olumsuzlukların tamamlanamamış uzantıları, önümüzdeki 2011'de de yaşanabilme ihtimali yüksektir.
İşsizlik, ötelenmiş umutlar, ödenememiş kredi ve kredi kartı borçları, bitmemiş davalar, yokluk ve yoksulluk eğitimdeki geri kalmışlık, eksen kayması, demokratik açılım, iki dil, iki bayrak, özerklik tartışması, mezhep talepleri.. gibi hayati önemi olan ne varsa, 2011 yılı içerisinde karşımızda olacak. Aynı yıl içerisinde yapılacak genel seçimler de dikkate alınacak olursa, 2011 yılı beklenilenden çok daha çetin geçebilir!

DAHA ÇOK DİPLOMASİ...

Dünya, görüntüsünü değiştirecek bir gidişatla karşı karşıya. Ülkelerin biribirine göbekten bağlı olduğu terör ve ekonomik sorunlar yumağından etkilenmemesi mümkün değildir. 2011 yılının önemini artıran böylesi ciddi sorunlar karşısında körü körüne bir saflıkla tehlikenin üzerine gitmenin sayılamayacak kadar sakıncaları vardır. Birlik-beraberlik içerisinde olunarak her türlü tehlikeye hazırlıklı ulusal güvenliğimiz gibi, ulusal onurumuz açısından uyanık olunmalıdır.
Umut ile yaşamak güzeldir. Herkes hayal ettiği kadar yaşar mantığından hareket etmek yerine çok daha itidalli olmanın ülke ve bölge güvenliği açısından gerekli olduğuna inanıyorum.
Her ülkenin toprak bütünlüğüne saygılı olmak, kendi toprak bütünlüğümüze saygı duyulması anlamına gelmektedir. Savaş baltalarının çekildiği yer yüzünde, mahalle kabadayısı gibi değil, diplomatik yollardan hareket edilmelidir. Ayrıca ve mutlaka kendi iç dinamiklerimizi sürekli zinde tutmak, Asya ve Avrupa'da söz sahibi olabilmek ve ulusal bütünlüğümüzün saygınlığımızın arttırılması için gereklidir.

OSMANLI İMAJI KÖTÜ MÜ?

Komşularımızla sürekli kavgalıymış gibi gösteriliyoruz. Osmanlı geçmişimize atfedilen hurafelere yaslandırılan beyanlarla köşeye sıkıştırılmak isteniyoruz! Bugün mezhepler ayrılığı ve toplumsal mutabakat arayışı içerisindeymiş gibi tanıtılmak istenen ulusumuzun güvenli bir yer olduğunu bizim bilmemiz yetmiyor. Ülkemizi ziyaret edecek yabancıların güvenle gelip gidilebilinecek bir ülke olduğumuz salt ikili ilişkilerle değil, diplomatik yollarla da tarif edilmelidir. Bacasız sanayi olarak da tarif bulan ülke turizmimizin ne kadar önemli olduğunu söylemeye gerek yoktur. Çeşitli turizm acentaları ile yapılan işbirliklerinin artırılarak sürdürülmesi, 2011 yılı hedefleri arasında ilk sıralarda yer bulmalıdır. İyi komşuluk ilişkilerine verdiğimiz önem bizim olduğu kadar başkaları için de önemlidir. En azından AB ülkelerinden farklı bir ülke olmadığımızı anlatabilmeliyiz.
Bölgemizin coğrafi değerleri, değişik kültürlere evsahipliği yaptığı önemli bir avantajdır. Medeniyet değerlerinin özenle restore edildiği ülkemizde yabancıların merakına konu olacak her ne varsa bunları görsel olarak herkesle paylaşabilmeliyiz.
Her ulusun bir geçmişi vardır. Hemen her fırsatta tehlikeymiş gibi gösterilmek istenen ve adına Osmanlı imajı denilen bizim öz geçmişimizdir...