Savaştan önce Suriye'ye gitme şansım olmuştu. Halep'i ve Şam'ı görmüş, şehir yapısını ve insanları inceleme imkanı bulmuştum. Halep'i görünce kendimi sanki Gaziantep'te gibi hissetmiştim.
Çarşısından, mimarisinden, izledikleri dizlerden, kıyafetlerinden ve konuşmalarından çok rahat anlaşılacağı üzere sadece sınır komşumuz olmasının ötesinde ikiz kardeş derecesinde Gaziantep'le benzerlik gösteriyordu... Gaziantep'in özellikle kenar semtlerine bakınca çoğu zaman kendimi Suriye'nin bir şehrinde gibi hissettiğim ve bunu aleni bir şekilde söylediğim çok oldu.
Hatta birçok kişiden de bunun böyle olduğunu da duydum. Adına çarpık kentleşme mi dersiniz, devlet arazilerine yapılan gecekondu mu dersiniz, ihmal mi dersiniz, peşkeş mi dersiniz ne derseniz deyin Gaziantep'in mimarisinin, altyapısının inanılmaz derecede can acıtıcı olduğunu görebilmek pekala mümkün...
Yirmi yıl öncesine kadar şehirde şimdiki yerleşim yerlerinin birçoğu olmamasına rağmen bu şekilde çarpık bir kentleşme nasıl yapıldı, insanın aklı almıyor...
Çok dar sokaklar, sıvasız evler, antenler, kerpiçten damlar, alt yapısı hala bitirilememiş mahalleler ve bir yandan da düzenlenen eski Antep evleri ve sokakları...
Bu iki durum bana bir hayli ilginç geliyor açıkçası...
Bey Mahallesi ve Kalenin etrafında yapılan ve hala büyük bir hızla devam eden eski evlerin düzenlenmesi çalışmalarını desteklemeyen sanırım taş olur ancak "ya diğer taraflar" diye söylenmeden geçemiyor insan... TOKİ'nin devreye girmesiyle Gaziantep yavaş yavaş nefes almaya başladı. Yani şehrin silueti değişme emareleri göstermeye yollar az da olsa genişlemeye yüz tuttu, ancak çok yeterli değil. İbrahimli Bölgesindeki düzenli yapılaşma diğer yerlerde çok fazla kendini göstermemekte hatta yeni yerleşim yerleri bile hem yol hem de bina estetiği açısından arzu edilen seviyeye ulaş(a)mamaktadır.
Sanayinin ve ticaretin dev adımlarla ilerlediği bir şehrin silueti böyle olmamalıydı. Kültür yollarının yapılması, eski eserlerin gün yüzüne çıkarılması, yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekecek eserlerin restorasyonları, büyük AVM'ler, piknik alanları, parklar, müzeler vb. bütün bunlara kocaman bir alkış ancak diğer yönlerden yapıl(a)mayanlar için lütfen ama lütfen geniş bir muhasebe...
Karşıyaka - Çıksorut – Perilikaya – Ünaldı – Cengitopel – Güneş –Yukarıbayır – Beyazlar – Ocaklar - Düztepe - Vatan Mahallesi ve buna yakın bölgeleri vb. yeni baştan imar etsek yeri değil midir? Şehrin hemen hemen yarısı bu şekildeki düzensiz yerlerden oluşmuyor mu?
Evet, Gaziantep'in Sanayi ve Ticarette gösterdiği yüksek performans sebebiyle diğer sorunlar maalesef çok fazla gündeme gelmiyor ya da sümen altı ediliyor...
Yeni yapılan yerleşim yerlerinde bari modern şehir imzası taşıyacak çalışmaların yapılmasını sabırla beklediğimi ifade etmek istiyorum... Çarpık kentleşmenin en müşahhas örneklerinden Gaziantep'imizin "lahmacun ve kebap" şehri olmaktan çıkarak her yönüyle hem ülkemize hem de dünyaya olumlu örnekler sunabileceğine olan inancımla Allah'a emanet olunuz...