"Katlanmasını bilen için hiçbir acı önemli değildir."

Kökler en iyi, en sadık dost toprağa; dallar tüm yataylara inat dimdik duran ağaca; yaprak, narin ve nazik yaşamını kutsayan bir sofist gibi eğilen dallara; meyve, ruhunun güzelliklerini hayatıyla feda eden çiçeğe emanet...

Çiçek kıymetini yitirmeyen bir mekana; gövde kırmayan ve incitmeyen nezih bir ele; gül, gökkuşağının rengiyle belenmiş gözyaşına ve tere, hercai güzellikler, göç etmeyen bir iltifata emanet...

Eller, kanayan bir yaranın heyecanıyla titrek parmaklara; diller sadece hayır söyleyip üzmeyen, ümitlendiren titrek ama kendinden emin dudaklara; yürekler, zemherinin soğuğundan etkilenmemiş, kıpır kıpır mutluluk pompalayan engin bir ruha; hayat, gerçekleri özünde saklayan, hakikati barındıran, kevseri hatırlatan, düşününce ağlatan nutfeye emanet...

Yüzler, hakikatin ziyasına belenmiş ve onla beslenmiş nura; sözler, gerektiğinde bir çığlık, gerektiğinde bir isyan, gerektiğinde, bir yakarış aramış bir muhataba; hisler, yanıcı ve yanıltıcı olmayan bir turnusol kağıdı gibi dosdoğru tene; gizler, ser verip sır vermeyen, yok olmayı varlıkla eşdeğer kılan bir izana emanet...

Kuşlar, özgürlüğün ilk habercisi güçlü kanatlara; kışlar, hijyenin ve baharın atmosferine seyyah dengeye; düşler, tamamen hapsedilememiş, derin bir alamet taşıyan bilinçaltına; yaşlar, ruhun ve kalbin tüm kirlerini anında arındıran bir sebebe emanet...

Yaşam, varlık ve yokluk ötesi, sırat evveli ince bir çizgiye; zaman, inadına ve sürekli olarak akan ebede; anlar, yaşamın her anını yansıtan, her türlü rengi aynı potada eritmiş mutlu karelere; aylar, topyekün bir isyana hazırlana bedevi hazana emanet...

Dostluk, diriliş ve ölüş anının en kesif olduğu, yıkmak ve yıkılmak atmosferinin canhıraş çığlıklarının duyulduğu, ilk ve en son akla gelinmezin ötesinde, hayatın her karesini kuşatan mutluluk bestesi bir cana; sevgili, iltifatın ve ikramın en son raddesini hak eden, hayatın kaynağı, kalbin usaresi, beynin ve kalbin pozitif enerji pompalamasına neden olan bir canana; canlar, küllerin ve güllerin serseri rüzgarlarla terki vatan eylemediği, insanın en mukaddes yaratık kabul edildiği, "birbirinin kurdu" değil, birbirlerinin derdiyle hemhal olan bir vatana emanet...