Sumudica yönetiminde kendi sahasında tam 18 maçtır yenilmeyen Gaziantep FK, Kalyon stadında Ankaragücü'nü konuk etti. İç sahadaki yenilmezlik serisinin sona erdiği maçta, pozisyon üretmekte oldukça zorlanan Şahinler, rakibine 0-1 yenildi. Maç, deyim yerindeyse iki teknik adamın taktik savaşı çerçevesinde geçti .Kırmızı siyahlı takım beklendiği gibi maça 3-5-2 sistemiyle çıktı. Gaziantep'in savunma ağırlıklı oyunu karşısında beklenti Ankaragücü'nün önde, baskılı, atak ağırlıklı oynamasıydı ama Emre Belözoğlu, deyim yerindeyse "Sabrederim, pozisyon vermem, yenilmemeye oynarım" der gibiydi. Böylelikle iki takım da, savunma ağırlıklı oynadı, sıkıcı ama bir o kadar taktik disiplin içinde geçen bir maç izlendi.İlk yarının ilk ve net pozisyonunu 16.dk'da Ankaragücü yakaladı. Rita'nın uzaklaştıramadığı ve yerini kaybettiği pozisyonda Efkan topu ağlara gönderemedi. İki takımın da, futbolda en önemli savunma anlayışlarından biri olan 'ya arkadaşım topu kaptırırsa' pozisyonunu bir an bile bırakmaması ve öne hamle yapmaması, maçın hiç gol pozisyonu izlemediğimiz bir mücadeleye dönüşmesine neden oldu.3.bölgeye çıkışlarda, önde konumlanmayan ve rakibinin tehlike alanına koşu atmayan ofansif oyuncuların hiç bir şey üretemediğini gördük.45+3'te Alper Uludağ'ın uzaktan attığı şutla bulduğu gol, sessiz sedasız geçen ilk yarıyı Ankaragücü lehine çevirmiş oldu.İkinci yarıya 2 hamle ile başlayan Sumudica, Markovic-Gradel ve Jevtovic-Ogün değişiklikleri ile umduğunu bulamadı. 72.dk'da hala üretken olamadığını gören Sumudica stoper N'koulou'yu çıkarıp santrafor Riascoss'u sahaya sürdü ve formasyonu da değiştirmiş oldu. 3 stoperli sistemden 2'li sisteme geçiş yapan Şahinler, ofansta 1 kişi fazla konumlanmaya başladı. Bu da hiç bir şey değiştirmedi, Gaziantep pozisyon bulamadı.Bunun durumun nedenleri:-Maxim'in aşırı isteksiz ve vurdumduymaz oyunu,
-Gradel ve oyuna girdikten sonra Markovic'in hiç penetrasyon denememesi,
-Dragus'un 'topun kıymetini bilmek' teriminden bihaber oluşu (hemen her maçta böyle)
-Ankaragücü'nün topun arkasına geçip disiplinli savunma anlayışı ile kompakt kalması, taktik disiplinden hiç kopmamaları
sayılabilir.Sırası gelmişken, Maxim'in haftalar boyunca önce 'kötü'den 'daha kötü'ye, sonra da 'daha kötü'den 'rezalet'e dönüşen performansının iyi analiz edilmesi gerekiyor. 2-3 maçlık ya da kısa süreli performans düşüşleri futbolda normaldir, ancak sakatlık yoksa aylar süren performans düşüklüğü 'futbolun çirkin tarafı' ile ilgilidir. Bir futbolcuyu çok kolay böyle bir çirkinlik ile suçlamak da doğru değil ancak kulüp bu konuyu çözmelidir. Zira futbolu birazcık bilen herkes Maxim'in oyunda olmadığını net şekilde görüyordur. Daha da açık söyleyeyim: Maxim oynamıyor!Maçın analizine dönecek olursak, puanın elinden gittiğini gören Sumudica, Maxim'e daha fazla dayanamayarak onu çıkarıp İlker'i sahaya sürdü. Bekleri geride bırakıp stoperleri de santrafora gönderen Rumen teknik adam, bütün hamlelerini yapmasına rağmen golü bulamadı ve Emre Belözoğlu'na karşı taktik savaşını kaybederek rakibine yenilmiş oldu.