Geçen yıl 40 bin 818 olan bu sayı, bu yıl 67 bin 87’ye yükselmiş. YKS sonuçları eğitim sistemindeki çöküşü bir kez daha ortaya koydu” dedi.

GENEL BAŞARIDA GERİLEME

Milyonlarca gencin geleceğini tek bir sınav sonucuna bağlayan anlayışın yarattığı sorunların, bu yıl da YKS sonuçlarına yansıdığını belirten Parlakçı, “Genel başarı düzeyindeki gerilemenin sorumlusu öğrenciler ya da eğitim emekçileri değildir. Karşımızdaki tablo, eğitimi bütünüyle sınava, sıralamaya ve rekabete endeksleyen politikaların yarattığı yapısal sorunların sonucudur. Açıklanan sınırlı veriler bile tablonun ağırlığını gizlemeye yetmemektedir. TYT’nin 40 soruluk Temel Matematik testinde doğru cevap ortalaması yalnızca 6,4, 20 soruluk Fen Bilimleri testinde ise 3,9 düzeyindedir. Alan sınavlarında da benzer bir görünüm hâkimdir. Matematikte doğru cevap ortalaması 7,1’de kalırken fizikte 2,6’ya, kimyada 2,1’e, felsefe grubunda ise 1,8’e kadar gerilemiştir. Yanlış cevapların doğru cevapları götürdüğü dikkate alındığında, adayların net ortalamalarının açıklanan doğru cevap ortalamalarından çok daha düşük olduğu açıktır” diye konuştu.

SIFIR ÇEKENLERİN SAYISINDA İNANLMAZ ARTIŞ

GASMEK’te gelenek bozulmadı
GASMEK’te gelenek bozulmadı
İçeriği Görüntüle

Sonuçların en kaygı verici göstergelerinden birinin de sınav puanının hesaplanabilmesi için gereken düzeyde doğru cevap veremeyen, kamuoyunda “sıfır çeken” olarak ifade edilen adayların sayısındaki artış olduğuna dikkat çeken Parlakçı şunları söyledi:” Geçen yıl 40 bin 818 olan bu sayı, bu yıl 67 bin 87’ye yükselmiş; yalnızca bir yılda 26 bin 269 kişilik kaygı verici bir artış yaşanmıştır. Sınava başvurduğu hâlde katılmayanların sayısı da gençlerin geleceğe ilişkin umutsuzluğunun bir başka göstergesidir. TYT’de 170 bin 551, AYT’de 154 bin 857, Yabancı Dil Testi’nde ise 60 bin 370 aday, başvuru yaptığı hâlde sınava girmemiştir. Eğitim Sen olarak bir kez daha vurguluyoruz: Gençleri sınav cenderesine sıkıştıran rekabetçi ve piyasacı eğitim anlayışı derhal terk edilmelidir. Bunun yerine öğrenciyi merkeze alan, gelişimi rekabetin önüne koyan, pedagojik ve bilimsel ölçütlere dayalı nitelikli bir eğitim anlayışı benimsenmelidir. Eğitim, tüm kademelerde yeterli kamusal kaynak ayrılarak parasız, bilimsel ve demokratik bir hak olarak sunulmalı.”