1. HABERLER

  2. SPOR

  3. YILMAZ GÖKDEL İLE NOSTALJİ
YILMAZ GÖKDEL İLE NOSTALJİ

YILMAZ GÖKDEL İLE NOSTALJİ

Spor muhabirimiz Muharrem Türkoğlu ile Kıbrıs?ta bir araya gelen Yılmaz Gökdel, Galatasaray?da birlikte forma giydiği takım arkadaşı Talat Özkarslı ve Şehitkamil Belediyespor alt yapı genel koordinatörü Necmi Karaoğlu ile birlikte başarının öyküsünü

A+A-

Yılmaz Gökdel, 1978-79 sezonunda Gaziantepspor'u çalıştırdı. Sezon sonu 2. Lig ikincisi olarak takımı 1. Lig'e çıkardı. Ayrıca sezon sonu "Gençlik ve Spor Bakanlığı Kupası"nı kazandırdı. Sonraki sezon takımı küme düşmekten son anda kurtardı. 1980-81 sezonu başlamadan takımdan istifa etti. 1991-92 sezonunun son maçlarında 4 maç için Gaziantepspor'a geçti. Bu 4 maçın biri Türk liginin en gollü maçı olan 8-4 Fenerbahçe'ye yenildikleri maç oldu. 92-93'ün de ilk yarısının sonuna dek görevini sürdürdü. Devamnıda ise takımda koordinatörlük görevine getirildi.

GENÇ KADROYLA SEZONA BAŞLADIK

Gaziantepspor’un 1978 – 1979 sezonunda kulüp başkanı Saip Konukoğlu’nun kendisine teknik direktörlük teklifinde bulunduğunu söyleyen efsanevi futbol adamı Yılmaz Gökdel, “Takım, bir sene evvelinden büyük paralar harcayarak şampiyonluğa oynamıştı ama hedeflerine ulaşamıyanca moralleri çok bozuktu. Genç bir kadroyla sezona başladık, ben de ara transferde Murat Kandil’i aldım. Erdal Evyapan ile birlikte o sezon gol krallığında söz sahibi olmaları ve onların bizleri sevmeleri. Kaleci Yaşar Duran’ın tekrar geri takıma getirmiş olmam takım içerisinde etkili rol oynadı. Aynı sezon Murat Kandil’in 18, Erdal Evyapan’ın 17 gol atarak ligin en çok gol atan oyuncuları olduklarını kaydeden Gökdel, “Bir sezon öncesinden kaleci Yaşar Duran’a git denilmişti. Bende kulüp yönetimine ‘böyle bir kaleciniz varsa dışarıdan transfer yapmanızın ne anlamı var’ demiştim ve kalmasını istemiştim. Tekrar takıma getirdiler, nitekim kendisi beni çok sevdi bende hala şu gün olmuş severim Yaşar’ı, çok güzel bir sezon geçirdik ve ilk defa Gaziantepspor’u 1978 – 1979 sezonunda birinci lige çıkmasına vesile olduk. Gaziantepspor ilk defa birinci lige çıktı ama benim de entrenörlük hayatımda ki ilk şampiyonluğumdur” dedi.

GAZİANTEPSPOR HAK ETTİ VE ALDI

Gaziantepspor’un 1. Lige çıktığı sezon aynı hedefi kovalayan çok sayıda takımın olduğunu belirten Gökdel, “Bu takımlar içerisinde en zorlu rakiplerimiz arasında Mersin İdmanyurdu ve Kayserispor vardı, bunlar büyük paralar harcamışlardı. Bizim o sezon transfere harcadığımız maliyet bir milyon yüz binlira Kayserispor buna karşı 12 milyon lira harcamış. Tabi birde Sarıyer, Kocaelispor, Düzcespor gibi 6 – 7 tane şampiyornluğa oynayan takımlar vardı. Bunların arasından sıyrılmış olmakta futbolcularımın ve yönetimin büyük rolü vardır. Saip Konukoğlu’na ve Ata Atsu’ya çok şeyler borçluyuz, zaten bir takımı teknik direktör şampiyon yaptı dememek gerekiyor. Futbolcularınıza verdiğiniz taktikler harfiyen uygulanıyorsa, yönetim az ama mutlaka veriyorsa bunlar ciddi olaylardır. Biz bunları düzene koyduk o bakımdan çok rahat ettik. Futbolculara paraları az verdik ama mutlaka verdik, bizim şampiyonluğu yakalamakta yalnız teknik adam değil, iyi bir yönetimle anlaşabilmek ve size sahip çıkmaları bütün bunlar bir araya geldi. Gaziantepspor şampiyonluğu hak etti ve aldı. Altı tane çok büyük paralar harcayarak mücadele eden takımların önünde en yakın rakibi Kayserispor’un önünde 5 puan farkla şampiyon oldu” dedi.

SPORCULAR HER KULVARDA YARIŞMALI

Şampiyonluk mücadelesinde kritik maçlardan birini Mersin İdmanyurdu ile oynadıklarını açıklayan Gökdel, “Mersin bir hafta öncesinden Kayserispor’a 4 gol atmıştı, garanti şampiyon gözüyle bakıyorlardı ama biz Mersin’i deplasmanda 1 – 0 mağlup ettik. Bu bizim için dönüm maçıydı, birde Kayserispor ile içeride kritek bir maç yaptık onları hem kupada hem de ligde mağlup ettik. O da bizim için dönüm maçlarından bir tanesidir. Sözü çok bahsedilen Kırıkkale maçı kupa karşılaşmasıydı, antrenörler hem ligde hem de kupada yarışmalıdırlar. Sporcuda, antrenörde her kulvarda yarışmak için vardır, yani ‘Ben şampiyonluğa oynuyorum, kupayı istemiyorum’ diyemezsiniz. ‘Benim düşme tehlikem var, kupa umrumda değil’ dememeli. Futbolcularda, antrenörlerde kulübün ekonomisini düşünmeli artı bu kulvarlarda yarışmalıdırlar. Ben futbolcularıma bunları aktardım. Kırıkkale maçı o bakımdan kritik bir maçtı, o dönemde Kırıkkalespor ile ilişkiler bozuktu, o maçın üstesinden gelmek bizleri mutlu etti. Bizim açımızdan önemli bir karşılaşmaydı ama ligde şampiyonlukta ki Mersin ve Kayseri maçları çok kritik maçlardı ikisini de başarılı bir şekilde atlattık. Birini de deplasmanda yenmiştik, Mersin’i orada mağlup edeceğimizi hiç kimse Gaziantepspor’dan beklemiyordu” dedi.

DOĞRU TRANSFERLER YAPTIK

Birinci ligde kaldığı sezonda da çok doğru transferler yaptığına değinen Gökdel, “Fantom Ahmet, Hayri Kol’u transfer etmiştim. Hayri hayatında libero oynamamasına rağmen o sene libero oynattım ve Türkiye’nin en iyi liberosu seçildi. Hüseyin Civelek, Allah rahmet eylesin çok iyi futbolcuydu. Ben öyle çok geniş kadrolar kurmuyordum, yani 30 – 35 kişilik kadrolar bana göre değil, bir takımın 22 kişilik kadrosu olmalı, ihtiyaç varsa aşağıdan gelen çocukları oraya sokmalı böyle bir planlamamız vardı. Nitekim 22 kişilik kadro bize şampiyonluğu getirdi. 35 kişilik kadro kurmanın bana göre lüzumu yoktu. Böyle kalabalık kadroları doğru dürüst çalıştıramazsınızda. Bu gün için olurmu olmaz mı bilmiyorum ama o zamanlar kaleciyi siz çalıştırıyorsunuz, kondisyoner ayrı çalışıyor, şimdiki gibi 3 – 5 tane yardımcılarınız yoktu. Bu nedenle çok önemli olaylardı, doğru dürüst teşhisler koyarsanız iş güzel bir sonuca gider” dedi.

GAZİANTEP’İ ÖZLEDİM

Gaziantep’te ki dostlukarının hala devam ettiğini ifade eden Gökdel, “Ata Aksu ile İstanbul’da görüştüğümüz dönemler oluyor, zaman geliyor eski belediye başkanımız Celal Doğan ile görüşüyoruz. Birileri yanıma geldiği zaman telefonda hemen beni istiyor, böyle görüştuklerim oluyor. Orada çok iyi günlerimiz oldu zaman zaman özlüyorum Gaziantep’i, Talat Öskarslı’yı da çok özlüyorum gidip görmek istiyorum ama kısmet olmuyor. Kıbrıs’ta onunla karşılaşmak nasip oldu. Kendisi İstanbul’a geldiği zaman beni arar, ben de onu arıyorum, güzel günlerim geçti. Futbolcularıma çok şeyler borçluyum, futbolcularımla çok iyi anlaşıyordum ve koyduğum prensiplerin dışına da hiç çıkmadılar. Futbolcuların gece kulüplerine gitmediğini söyleyen Gökdel, “Futbolcularıma söylüyordum, her pazartesi izinleri vardı o günlerde Mersin’e de, Adana’ya da gidebilirlerdi ama halkın gözünde kazandığın zaman aslansın kaybettiğin zaman yuhalanıyorsun. Ben böyle bir Gaziantepspor’lu futbolcu istemiyordum, onlar da bunu çok iyi biliyorlardı, yani yönetim kurulumuz, taraftarlarımız ve futbolcularımızla beraber hak ettik. Bunu ben yalnız başarmadım, söylediğim dört unsur beraber yaptık” dedi.

SÖZ VERDİYSENİZ DİKKAT EDECEKSİNİZ

Gaziantep şehrinde çok tatlı anılarının geçtiğini anlatan Gökdel, “Beni çok seven ve inanan iki kişi vardı, bunlardan birisi Asef Ercan bir tanesi de Ata Aksu’ydu. Futbolcularımıza söz verdiğimiz vakit, bunu çok önemsiyorum asla söz vermeyeceksiniz, söz verdiyseniz dikkat edeceksiniz. Az vereceksiniz ama mutlaka vereceksiniz, bana bunu temin edenlerden iki tanesi Ata Aksu ve Asef Ercan’dı. Bir kupa maçında Kayserispor’u yenmiştik, ben yokken daha önce verilen primin altında prim verilmişti, futbolcularımızda ‘Hocamız gelmeden almayız’ demişler. Bu çok güzel bir duyguydu, yönetimle burada ters düşmüştük ama yönetimin içinde ki akıllı adamlar hadisenin doğru olduğunu söylediler. O da bir kırılma noktasıdır, Saip beyde bunu kabul etti, söylediğimizi yerine getirdi onun dışında büyük hadiselerimiz olmadı, hep anlayışla devam ettik” dedi.

ŞANSSIZLIKLAR YAŞADIM

İkinci senesinde büyük şanssızlıklar yaşadıklarını söyleyen Gökdel, “Biz ilk devreyi ikinci bitirdik, içeride Trabzonspor’a yenilmeseydik lider tamamlıyorduk. İkinci devre İzmir’de son maçta Göztepe’yi yendikten sonra orada havaalanında birşeyin farkına vardım. Futbolcularım ‘Artık bizde futbolcuyuz, bizde Cemil gibi, Alpaslan gibi oyuncularız’ havasına girdiler. Bu çok tehlikeli bir durumdu, havaalanında onlarla çok konuştum ama bu tehlikenin önüne geçemedim. O sene birde Türk Havayollarının grevi oldu, biz bütün deplasmanlara çok kötü kış şartlarında uzak deplasmanlara otobüsle gittik. Hele hiç unutmam Rizespor maçı vardı oradan döndük İstanbul’da Galatasaray maçı vardı döndük 18 – 19 saatlik bir yolculuktan sonra tekrar Galatasaray ile bir kupa maçı ve arkasından yine otobüsle İzmir’de Altay deplasmanına gittik. 15 – 20 günlük süreçte ki yoğun maç deplasmanlarında ki trafiğin ve grevin bizi etkilediğini düşünüyorum. Yoksa ligi çok iyi bir yerde bitirmek mümkündü” dedi.

GAZİANTEPSPOR’DA ŞAMPİYON OLMALI

İstanbul’dan Gaziantepspor’un içini takip etmenin çok zor bir olay olduğuna değinen Gökdel, “Benden sonra Gaziantepspor ikinci lige düştü ve tekrar bir çıkış yaşadı. Tehlikeli ve olağanüstü dönemlerde geçirdi, bunların dışında çok etkili kadrolarda kurdu. Bana göre artık Gaziantepspor şampiyonluğu zorlamalıdır. Bu takımın nesi eksik şehir olarak mükemmel olmuş, ekonomisini her zaman düzgün tutabilir, akılcı işlerle çok güzel yerlere gelebilir Gaziantepspor. Bana göre Türkiye’de bir Bursaspor olayını yaratmalıdır. Gaziantep bunu hem yapabilir hemde hak ediyor diye düşünüyorum” dedi.

2014 YILI MİLAT OLACAK

Kendi döneminde ki Türk futbolu ile şu anki arasında büyük farklılıkların olduğunu açıklayan Gökdel, “Bu farklılıkları televizyon yarattı, olağan üstü imkanlar tanındı ama kontrolsüz ve boyutları aşan transferlerle büyük kulüplerin bile büyük borçları olduğunu görüyoruz. Tabi şampiyonlar ligi ve uefa ligi oynayan takımlara çok büyük paralar veriliyor, dolayısıyla kendi kurallarını istiyor. Bana göre 2014 yılı milattır, 2014 yılında UEFA kuralları tam manasıyla profesyonel kulüplerin içine girecektir. Böyle olduğu vakit artık kulüpleri kişilere borçlandırmayacaksın, harcadığınız paranın hesabını vermek mecburiyetinde kalacaksınız, eğer burada yanlış yapılıyorsa o zaman sizi ikinci ve üçüncü kümeye kadar atabilirler. Böyle kriterler geldiği vakit önce alt yapıdan gelen futbolcu yetiştirme olayı doğacaktır. Madem kişilere borçlanamayacaksınız, rakamlar olağanüstü büyümüş o zaman aşağıdan futbolcu yetiştirmiş olmak çok önemli olacak. Bunu bu günden iyi ortamın içine sokan kulüpler kazanacaktır. Bana göre 2014 yılı milattır, bu yıldan sonra Türkiye’de futbol ilk 10 yılda büyük patlamalar yapacaktır. Buna inanıyorum, yani Türk insanının çok yetenekli olduğunu biliyorum. Artık futbola büyük ilgi var anneler ve babalar çocuklarının futbolcu olmasını istiyorlar. Bu avantajı Türkiye iyi kullanacaktır, bir problem var benim zamanımdan daha iyi sahalar var, benim dönemimden daha iyi soyunma odaları ve antrenman yerleri var ama alt yapı için semt sahaları yok, halbuki semt sahaları çok önemli faktör orada çocukların futbolcu olması için değil spor yapmaları için bunları yapacaksınız. Londra’da 1.100 tane semt sahası var. Ben Arsenal takımına gittiğimde Donev bana ‘Biz bunları çocuklar profesyonel olsun diye yapmadık, okuldan çıktıktan sonra çantalarını koysunlar spor yapsınlar, iyi gözlemciler takımlarına alıp yetiştirsinler.” Burada çocuklar nerede bir saha görürse top oynamalı, şu anda Türkiye’de ki en büyük eksik budur. Tesisler, antrenman sahaları mükemmel, yardımcı antrenörler var, her türlü imkan var. Çocuklarımıza semt sahalır yapmak gerekir ki o çocuklar spor yaparken daha çok gözlem altında kalsınlar” dedi.

FORMASINI YERE ATAN FUTBOLCUYA TAHAMMÜL EDEMEM

Gaziantepspor’un 1. Lige çıktığı sezon taraftarlarla hiç bir sorun yaşamadığına değinen Gökdel, “İkinci sezon kulüpte görev yaptığım zaman Brezilya’dan gelen futbolcular vardı o futbolcu bir maçta ‘sakatım oynamak istemiyor’ dedi bende ‘bir fedekarlık yap dayana bildiğin kadar dayan, gerekirse seni alırım’ dedim. Ben 60. Dakikada onu dışarı çıkarttığım vakit tuttu formasını yere fırlattı. Ben bu olayı soyunma odasında ona ağıra mal ettim ama bir grup taraftar belki de üç yıl içinde yıprandığımı düşünerek o Brezilya’lıya sahip çıkmaya kalktılar. Bu da benim oradan kopmama neden oldu. Her şeye evet diyebilirim, affedebilirim, bana bir yanlışı yapsa affederim ama ekmek yediği kulübün formasını çıkarıp yere atana da tahammül edemem. Aradan geçen yıllara rağmen bunu yine yapsalar yine aynı şekilde davranırım” dedi.

TEKRAR GÖRMEK İSTİYORUM

Şampiyonluk yaşadığı sezon ve bir sonraki sezonda taraftarların kendisine en küçük bir yanlışının olmadığını anlatan Gökdel, “Hem spor alemini hem de Gaziantep’i çok özledim, görmek isterim gelmek için çaba sarf ediyorum ama bir türlü denk getiremiyorum, nedendir bilemiyorum zaman zaman İstanbul’a Talat Özkarslı geliyor, Ata Aksu geliyor görüşüyoruz ama Allah nasip ederse tekrar gelip görmek isterim. Dostlarıma, tüm Gaziantep taraftarlarına benden selam söyleyin hepsini çok seviyorum” dedi.

İKİ KİŞİYİ UNUTAMAM

Gökdel sözlerinin sonunda rahmetle andığı iki kişiyi hiç bir zaman unutamayacağını belirterek, “Rahmetli Ali İhsan Göğüş bizim bütün deplasman maçlarımıza kendi arabasıyla gelir destek olurdu. Her zaman sıkıntılarımızı ve ihtiyaçlarımızı sorar elinden geldiği kadar yardımcı olurdu. Bir de rahmetli Sani Konukoğlu’nun bana ve futbolcularıma büyük vefası vardı. Ben oradan ayrılırken bile onuruma yemek vererek beni uğurlaması unutamayacağım anılarım arasında yer alır. İkisinin de mekanı cennet olsun” diye konuştu.

HABER RÖPORTAJ MUHARREM TÜRKOĞLU

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.