Her sektörün maliyet ve kârlılık yapısının farklı olduğuna dikkat çeken Yıldırım, “İhracat hacmi yüksek olan bir işletmenin faaliyet kârlılığı aynı ölçüde yüksek olmayabiliyor” diyerek destek kriterlerinin sektörlerin ihtiyaçlarına göre belirlenmesi çağrısında bulundu.
Gaziantep iş dünyasının gündeminde, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) döviz dönüşüm desteğine ilişkin yeni düzenlemesi var. 1 Ekim 2026 itibarıyla uygulamaya alınan değişiklikle, ihracatçıların destekten yararlanma koşulları ve destek kapsamında satabilecekleri döviz tutarına ilişkin kriterler yeniden belirlendi. Düzenlemeyi değerlendiren GTO Başkanı Tuncay Yıldırım, özellikle düşük kâr marjıyla yüksek ihracat gerçekleştiren firmaların karşılaşabileceği sorunlara dikkat çekti.
Gaziantep'in üretim ve ihracat kapasitesi açısından döviz dönüşüm desteğinin önemli olduğunu belirten Yıldırım, uygulamanın firmaların ticari faaliyetlerini ve finansman ihtiyaçlarını gözetmesi gerektiğini söyledi.
“Her sektörün maliyeti ve döviz ihtiyacı aynı değil”
İhracatçıların uluslararası pazarlarda rekabet gücünü koruyabilmesi için finansman imkânlarının önem taşıdığını vurgulayan Yıldırım, döviz dönüşüm desteğinin bu açıdan önemli bir araç olduğunu ancak yeni kriterlerin firmaların gerçek ihtiyaçlarıyla uyumlu olması gerektiğini ifade etti.
Yıldırım, “Döviz dönüşüm desteği, ihracatçımızın finansman yükünü hafifletmek ve rekabet gücünü desteklemek açısından önemli bir araç. Bu desteğin amacına ulaşabilmesi için uygulama koşullarının firmalarımızın gerçekleriyle uyumlu olması gerekiyor” dedi.
Firmaların üretim yapılarının ve maliyetlerinin birbirinden farklı olduğunu belirten Yıldırım, özellikle ithal ham madde ve ara malı kullanan işletmelerin döviz ihtiyacına dikkat çekti.
Yıldırım, “Her sektörün üretim yapısı, kâr marjı, işçilik maliyeti ve döviz ihtiyacı aynı değil. Üstelik ihracatçı firmalarımızın bir bölümü, üretimin devamlılığı için yurt dışından ham madde ve ara malı temin ediyor, döviz cinsinden ödeme yükümlülüklerini karşılamak üzere kaynak bulunduruyor. Bu nedenle döviz pozisyonu değerlendirilirken firmaların gerçek ticari ihtiyaçlarının ve döviz yükümlülüklerinin de dikkate alınması önem taşıyor” ifadelerini kullandı.
Yüksek ihracat rakamlarının her zaman yüksek kazanç anlamına gelmediğini vurgulayan Yıldırım, destek kapsamında satılabilecek döviz tutarının belirlenmesinde yalnızca faaliyet kârlılığı ve işçilik maliyetlerinin esas alınmasının yeterli olmayacağını dile getirdi. İhracat hacminin ve sektörlere özgü koşulların da değerlendirmeye dahil edilmesi gerektiğini söyledi.
Yüzde 10'luk döviz sınırına dikkat çekti
Yeni düzenlemede yer alan yüzde 10'luk döviz pozisyonu sınırının farklı finansal yapılara sahip işletmeler üzerindeki etkilerinin incelenmesini isteyen Yıldırım, uygulama kriterlerinin gözden geçirilmesi gerektiğini belirtti.
Yıldırım, “Firma satış limitleri belirlenirken faaliyet kârlılığı ve işçilik maliyetlerinin yanı sıra sektörlerin üretim yapıları ve ihracat özellikleri de dikkate alınmalı. Yüzde 10'luk döviz pozisyonu sınırının farklı finansal yapılara sahip firmalar üzerindeki etkileri değerlendirilmeli; firmaların ithalat ihtiyaçları ve döviz cinsinden yükümlülükleri de göz önünde bulundurulmalı” dedi.
Başvuru süreçlerinde yaşanabilecek bürokratik zorlukların da azaltılması gerektiğini ifade eden Yıldırım, belge ve başvuru işlemlerinin sadeleştirilerek firmaların desteğe daha kolay ulaşmasının sağlanmasını istedi.
Düzenlemenin sahadaki etkilerinin yakından izlenmesi gerektiğini belirten Yıldırım, ihtiyaç duyulan değişikliklerin iş dünyasının görüşleri alınarak yapılmasının önemine işaret etti.
İhracatçıların rekabet gücünün yalnızca döviz dönüşüm desteğiyle korunamayacağını da dile getiren GTO Başkanı, uygun maliyetli finansman, ihracat kredileri, alacak sigortası ve kur riskinin yönetilmesine yönelik araçların birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Yıldırım, üretim ve ihracatın sürdürülebilirliği için destek mekanizmalarının iş dünyasının ihtiyaçlarına göre geliştirilmesi çağrısında bulundu.




